Onlara, inceleyecekleri bir Kitap vermemiş ve senden önce onlara bir uyarıcı göndermemiştik.We did not give them any scripture to study, nor sent any warner before you.
O sadece, çetin bir cezadan önce sizi uyaran birisidir."He is a warner against the dreadful affliction (that awaits).
Sen yalnızca, kendi başlarına iken Rab'lerini sayan ve namazı gözeten kişileri uyarabilirsin.You can only warn those who fear their Lord in secret and fulfil their devotional obligations.
Sen ancak bir uyarıcısın.You are only a bearer of warnings.
Seni bir müjdeci ve uyarıcı olarak gerçekle gönderdik.We have sent you with the truth, to give glad tidings and to warn.
Her toplum içinde mutlaka bir uyarıcı gelmiştir.Never has there been a community to which an admonisher was not sent.
Ataları uyarılmadığından tümüyle habersiz kalmış bir toplumu uyarman için...That you may warn a people whose ancestors had never been warned, who are therefore heedless.
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.Whether you warn them or do not warn, it is all the same; they will not believe.
Size uyarıda bulunulduğu için mi?Do you (consider it a bad omen) that you should be warned?
İçlerinden uyarıcılar göndermiştik.And We had sent admonishers to them.
Uyarılanların sonunun nasıl olduğuna bir bak.Look, then how was the end of those who had been warned,
"Yanımızda öncekilerden bir uyarı bulunsaydı,"If we had the account of earlier people with us,
Yurtlarına inince uyarılanların sabahı ne kötü olur!When it comes down on their plains, it will be an evil dawn for those who had been warned.
"Apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahyediliyor."Only this has been revealed to me that I am a distinct warner.
ALLAH kullarını böylece uyarır. Kullarım, beni sayınWith this does God warn His creatures: "O My creatures, fear Me."
Anlayış sahiplerine bir yol gösterici ve bir uyarı olarak.A guidance and reminder for men of wisdom.
Bir müjdeci ve bir uyarıcıdır.Announcing happy news and warnings.
Biz uyarmak için onu kutlu bir gecede indirdik.(That) We sent it down one night of blessing -- so that We could warn --
İnkar edenler uyarıya aldırış etmemektedirler.Yet the unbelievers turn away from the warning.
Ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim."My duty is only to warn you clearly."
Ad'ın kardeşinin kum tepeciklerindeki halkını uyarmış olduğunu hatırla.Remember (Hud) the brother of 'Ad.
(Okuma) bitirilince topluluklarına birer uyarıcı olarak döndüler.When it was over they came back to their people, warning them:
Biz seni bir tanık, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.We have sent you as witness (of the truth) and harbinger of good news and a warner,
İçlerinden bir uyarıcının kendilerine gelmesini tuhaf karşıladılar!They are rather surprised that a warner from among themselves has come to them.
Size daha önceden uyarı göndermiştim."I had announced the promise of doom in advance.
Uyarılarımdan korkanlara sen bu Kuran ile öğüt ver.So keep on reminding through the Qur'an whoever fears My warning.
Ben, O'nun tarafından size gönderilmiş bir uyarıcıyım.I give you a clear warning from Him.
Ben O'nun tarafından size gönderilmiş bir uyarıcıyım.I give you a clear warning from Him.
Bu, eski uyarıcılardan bir uyarıcıdır.He who warns you is one of the warners of old.
Oysa, kötülüklerini engelleyecek uyarılar dolu haberler kendilerine gelmiş bulunuyor.Messages deterring them from evil had come to them,
Bu üstün bir hikmettir; ancak uyarılar yarar sağlamıyor.Containing consummate wisdom; yet warnings were of no avail.
Cezalandırmam ve uyarılarım nasılmış!How was then My punishment and My commination!
Semud da uyarıları yalanladı.The Thamud rejected the warnings,
Lut halkı da uyarıları yalanlamıştı.The people of Lot rejected the warnings.
Onları bu yakalayışımıza karşı uyarmıştı; ancak onlar uyarıları kuşkuyla karşıladılar.He had warned them of Our might, but they passed over the warnings.
Azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım.So now taste My punishment and My commination!
Firavun'un erkanına da uyarıcılar gitmişti.The warnings came to the people of Pharaoh.
Uyarının nasıl olduğunu öğreneceksiniz.Then you will know the import of My commination!
"Kendilerine acı azap gelmezden önce halkını uyar," diye Nuh'u halkına gönderdik.SENT NOAH to his people to warn them before the painful punishment came upon them.
Dedi ki, "Ey halkım, ben size apaçık bir uyarıcıyım."He said: "O my people, I warn you clearly
Kalk ve uyar.Arise and warn,
Halklara bir uyarıdır.A warning for people --
Bir müjde veya uyarı olarak...To end all argument or to warn.
Senin görevin, sadece ondan korkanları uyarmaktır.Your duty is only to warn him who fears it.
Ben sizi alevli bir ateşe karşı uyardım.So, I warn you of the blazing Fire.
(Uyarıcılar) uyarırlardı. Biz zulmediciler değildik.To advise; and We never oppress.
De ki: "Ayetler (mu'cizeler) Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."Say, “Signs are only with Allah; and I am purely a Herald of plain warning.”
(Allah) Buyurdu ki: "Huzurumda çekişmeyin. Ben size daha önce uyarı göndermiştim."He will say, “Do not dispute before Me – I had already warned you of the punishment.”
De ki: (Ona ait) Bilgi, Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."Proclaim, “Surely Allah has its knowledge; and I am only a Herald of plain warning.”
Onlar yalnızca bir zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminde bulunarak yalan söylemektedirler.'They do not follow anything except assumption, and they only make guesses.
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp-korkutulanların yağmuru ne kötü.And We showered a rain upon them; so what a wretched rain for those who were warned!
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.And We showered a rain upon them; so what a wretched rain for those who were warned!
De ki: "Ayetler yalnızca Allah'ın Katındadır. Ben ise, ancak apaçık bir uyarıcıyım."Say, “Signs are only with Allah; and I am purely a Herald of plain warning.”
Ad (kavmi) de yalanladı. Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış?The tribe of A’ad denied – so how did My punishment turn out, and My warnings?
De ki: "(Bununla ilgili) Bilgi ancak Allah'ın Katındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."Proclaim, “Surely Allah has its knowledge; and I am only a Herald of plain warning.”
Milletinin inkar eden ileri gelenleri, "Şuayb'a uyarsanız, and olsun ki siz kaybedersiniz" dediler.And the disbelieving leaders of his people said, “If you obey Shuaib, you will indeed be in a loss.”
Üzerlerine de yağmur yağdırdık. Uyarılan fakat yola gelmeyenlerin yağmuru ne kötü idi!And We showered a rain upon them; so what a wretched rain for those who were warned!
De ki: "Mucizeler ancak Rabbimin katındadır. Doğrusu ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım."Say, “Signs are only with Allah; and I am purely a Herald of plain warning.”
Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı.“Has he made all the Gods into One God?
De ki: "Onu bilmek ancak Allah'a mahsustur. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."Proclaim, “Surely Allah has its knowledge; and I am only a Herald of plain warning.”