İşte bak ve düşün: O uyarılanların âkıbeti nice oldu?Look, then how was the end of those who had been warned,
Şu var ki: Bana sadece, açıkça uyarmak için gönderilen bir elçi olduğum vahyolunuyor.”Only this has been revealed to me that I am a distinct warner.
Biz onu kutlu bir gecede indirdik. Çünkü Biz haktan yüz çevirenleri uyarırız.(That) We sent it down one night of blessing -- so that We could warn --
Ama kâfirler uyarıldıkları kıYet the unbelievers turn away from the warning.
Ben sadece bana ne vahyediliyorsa ona uyarım.I only follow what is revealed to me.
Çünkü ben açıkça uyaran bir elçiden başka bir şey değilim.My duty is only to warn you clearly."
Muhakkak ki: Biz, seni bir şahit, bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik kiWe have sent you as witness (of the truth) and harbinger of good news and a warner,
Zira ben O’nun tarafından, sizi uyarmak için gönderilen âşikâr bir elçiyim.”I give you a clear warning from Him.
İşte ben O’nun tarafından, sizi uyarmak için gönderilen aydınlatıcı bir elçiyim.I give you a clear warning from Him.
Firavun hanedanına da uyaran peygamberler geldi.The warnings came to the people of Pharaoh.
Ben ise sadece açık ve kesin bir tarzda uyarırım.”My duty is only to warn you clearly."
O da: “Ey benim milletim! Ben size gönderilen kesin bir uyarıcıyım.He said: "O my people, I warn you clearly
Bu, bir öğüt ve uyarıdır.Verily this is a reminder.
Beşer için en büyük uyarıdır.A warning for people --
İleri veya geri gitmek durumunda olanlar için en büyük uyarıdır.Whoever of you desires to progress or lag behind.
Hayır! Gerçekten bu bir öğüttür, bir uyarıdır.Never so, as this is a reminder.
İşte bu, bir öğüttür, bir uyarıdır. Artık dileyen Rabbine varan yolu tutar.This surely is a reminder: Therefore whosoever desires may take the way to his Lord.
Sana düşen sadece: ondan korkanı uyarmaktır.Your duty is only to warn him who fears it.
Öyle yapma! Çünkü o ayetler öğüttür, uyarıdır.Assuredly this is a reminder
İşte Ben, sizi alev saçan bir ateşe karşı uyarıyorum.So, I warn you of the blazing Fire.
İnkar edenlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; onlar inanmazlar.As for those who deny, it is all the same if you warn them or not, they will not believe.
Biz seni, gerçekle, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.And We have sent you with the truth to give glad tidings and to warn.
De ki: "Hayır, biz İbrahim'in tektanrıcı dinine uyarız. O, ortak koşanlardan olmadı."Say: "No. We follow the way of Abraham the upright, who was not an idolater."
Ancak onlardan korkmanız hali başka... ALLAH kendisi hakkında sizi uyarıyor.But God commands you to beware of Him, for to God you will journey in the end.
ALLAH kendisi hakkında sizi uyarıyor. ALLAH kullara şefkatlidir.God bids you beware of Him, though compassionate is God to His votaries.
Ancak onlar da uyarıldıkları şeylerin bir kısmını unuttu.But they too forgot to take advantage of the warning they were given.
Biz elçileri, ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gönderiyoruz.We do not send apostles but to give good tidings and to warn.
Ben ancak inanan bir topluma bir müjdeci ve uyarıcıyım."I am only a bearer of warnings and bringer of happy news for those who believe."
Ben yalnız bana vahyedilene uyarım.I follow (only) what is revealed to me.
Onların çoğu, ancak zanna uyarlar. Zan ise gerçeğin yerini tutamaz.Many of them follow nothing but illusion; yet illusion cannot replace the reality.
Ayetlerimizi yalanlayanları ise boğduk. Uyarılanların akıbetine dikkat et.So think of the fate of those who were warned (and took no heed).
İnanmıyan bir topluma deliller ve uyarılar kâr etmez."But signs or warnings will be of no avail to those who do not believe.
Kuşkusuz ben, O'ndan size bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.Verily I bring to you from Him a message of warning and rejoicing,
Sen yalnız bir uyarıcısın; ALLAH her şeyi kontrol edendir.Yet you have been sent to warn alone, for God takes care of everything.
Nuh'u halkına gönderdik: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım,"We sent Noah to his people (and he said): "I give you a clear warning.
Bunda, senin için gerçek, ve inananlar için de bir aydınlatma ve uyarı gelmiştir.Through them has the truth come to you, and guidance, and reminder to those who believe.
Bu, sadece halka bir uyarıdır.It is only a warning for all mankind.
Sen ancak bir uyarıcısın. Her toplum için bir Yol Gösterici vardır.But you are only a bearer of warnings, and a guide for every nation.
Halkı, azabın kendilerine geleceği gün konusunda uyar.Warn the people of that Day when the punishment would be inflicted upon them.
De ki: "Ben apaçık bir uyarıcıyım."And say: "I am a distinct warner,"
Seni de ancak bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdikAnd We have sent you only to give good news and to warn.
Ve "ALLAH çocuk edindi," diyenleri de uyarsın.And that it may warn those who say: "God has begotten a son."
Biz, elçileri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gönderdik.We never send apostles but to convey happy tidings, and to warn.
Ayetlerimi (işaret ve mucizeleri) ve uyarıldıkları şeyleri alaya aldılar.They make a mockery of My revelations and of what they had been warned.
Beni izleyin ve emrime uyun," diye onları önceden uyarmıştı.So follow me and obey my command."
"Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum," de.Say: "I am warning you by God's command."
Ne var ki, sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmez.But the deaf do not hear the call when they are warned.
İnsanlardan öyleleri var ki ALLAH hakkında bilgisizce tartışır ve her azılı şeytana uyar.And yet there are men who contend about God without understanding, and follow every wayward devil
"Sizin gibi bir insana uyarsanız, siz o zaman gerçekten kaybedersiniz."So if you follow a man like yourself you will certainly be doomed.
Kendisiyle birlikte uyarıcı olarak bir melek inseydi ya!"Why was no angel sent to him to act as admonisher with him?
Dileseydik her kente bir uyarıcı gönderirdikHad We pleased We could have raised a warner in every town.
Biz seni bir müjdeleyici ve uyarıcı olmaktan başka bir görevle göndermedik.Yet We have not sent you but to give good tidings and to warn.
Senin kalbine... Uyarıcılardan biri olasın diye.To (communicate) to your heart that you may be a warner
Biz uyarıcıları olmayan hiç bir kenti yok etmedik.Never have We destroyed a habitation till We had sent admonishers to them
Bu bir uyarı ve mesajdır; çünkü biz haksızlık etmeyiz.To warn. For We are never unjust.
Sana en yakın olan insanları uyar.And warn your near relations,
Şairlere ise azgınlar uyar.As for the poets, only those who go astray follow them.
"'Bana karşı büyüklük taslamayın; bana müslümanlar olarak gelin,' diye uyarmaktadır."Do not rise against me, but come to me in submission.'
Uyarılmış bulunanların yağmuru ne de kötü idi.How ruinous was the rain that fell on those who had been warned (but warned in vain)!
Ey peygamber, biz seni bir tanık olarak gönderdik, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı,O Prophet, We have sent you as a witness and a bearer of happy tidings and an admonisher,