Ana içeriğe geç
Sözlük

uyar ile cümle

uyar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Beşer (insan) için bir uyarıdır.A warning for people --
Özür (suçu, eksikliği ortadan kaldırmak) veya uyarmak için.To end all argument or to warn.
Sen, yalnızca ondan 'içi titreyerek korkanlar' için bir uyarıcısın.Your duty is only to warn him who fears it.
Artık sizi, 'alevleri kabardıkça kabaran' bir ateşle uyardım.So, I warn you of the blazing Fire.
Şüphe yok ki, inkar edenleri, başlarına gelecekle uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.As for those who deny, it is all the same if you warn them or not, they will not believe.
Doğrusu Biz, seni hak ile, müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir.And We have sent you with the truth to give glad tidings and to warn.
"Doğruya yönelmiş olan ve Allah'a eş koşanlardan olmayan İbrahim'in dinine uyarız" de.Say: "No. We follow the way of Abraham the upright, who was not an idolater."
Peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderiyoruz.We do not send apostles but to give good tidings and to warn.
Doğrusu çoğunluk, heva ve heveslerine uyarak, bilmeden sapıtıyorlar.Surely many (men) mislead others into following their vain desires through lack of knowledge.
O ancak açıkça uyaran bir kimsedir.He is only a plain admonisher.
Ben sadece, inanan bir milleti uyaran ve müjdeleyen bir peygamberim."I am only a bearer of warnings and bringer of happy news for those who believe."
De ki: "Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım.Say: "I follow only what my Lord reveals to me."
De ki: "Onu kendiliğimden değiştiremem, ben ancak, bana vahyolunana uyarım.Say: "It is not for me to change it of my will. I follow (only) what is revealed to me.
Onların çoğu zanna uyarlar; gerçekte ise zan, hakikat karşısında bir şey ifade etmez.Many of them follow nothing but illusion; yet illusion cannot replace the reality.
Uyarılanlardan söz dinlemeyenlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bak.So think of the fate of those who were warned (and took no heed).
İnanmayacak bir millete ayetler ve uyarmalar fayda vermez.But signs or warnings will be of no avail to those who do not believe.
Sen ancak bir uyarıcısın, Allah her şeye vekildir.Yet you have been sent to warn alone, for God takes care of everything.
Sen ancak bir uyarıcısın. Her milletin bir yol göstereni vardır.But you are only a bearer of warnings, and a guide for every nation.
İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Haksızlık edenler: "Rabbimiz!Warn the people of that Day when the punishment would be inflicted upon them.
De ki: "Doğrusu ben apaçık bir uyarıcıyım."And say: "I am a distinct warner,"
Seni de yalnız müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.And We have sent you only to give good news and to warn.
Biz peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndeririz.We never send apostles but to convey happy tidings, and to warn.
Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarmaları alaya alırlar.They make a mockery of My revelations and of what they had been warned.
Siz, göz göre göre sihre mi uyarsınız?" diye konuşurlar.Then why are you taken in by magic seeingly?"
De ki: "Ben ancak sizi vahy ile uyarıyorum" Uyarıldıkları zaman, sağırlar çağrıyı duymazlar.Say: "I am warning you by God's command." But the deaf do not hear the call when they are warned.
"Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım" de.Tell them: "O men, it's my duty to warn you clearly."
Dileseydik, her kente bir uyarıcı gönderirdik.Had We pleased We could have raised a warner in every town.
Biz seni sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.Yet We have not sent you but to give good tidings and to warn.
"Sihirbazlar üstün gelirlerse biz de onlara uyarız" dediler.(They said): "We may haply follow the magicians if they are victorious."
Uyarılan fakat yola gelmeyenlerin yağmuru ne kötü idi!How terrible was the rain (that fell) on those who had been warned!
Apaçık Arap diliyle, uyaranlardan olman için onu Cebrail senin kalbine indirmiştir.Which the trusted spirit descended with
Hiçbir kent halkını kendilerine öğüt veren uyarıcılar gelmeden yok etmedik. Biz zalim değiliz.Never have We destroyed a habitation till We had sent admonishers to them
Önce en yakın hısımlarını uyar.And warn your near relations,
O şairlere gelince; onlara azgınlar uyar.As for the poets, only those who go astray follow them.
Doğrusu ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım."I am only a warner, plain and simple."
O yalnız çetin bir azabın öncesinde sizi uyarmaktadır."He is a warner against the dreadful affliction (that awaits).
Sen ancak, görmediği halde Rablerinden korkanları, namazı kılanları uyarırsın.You can only warn those who fear their Lord in secret and fulfil their devotional obligations.
Şüphesiz Biz seni, müjdeci ve uyarıcı olarak, gerçekle gönderdik.We have sent you with the truth, to give glad tidings and to warn.
Geçmiş her ümmet içinde de mutlaka bir uyarıcı bulunagelmiştir.Never has there been a community to which an admonisher was not sent.
Size uyarıcı da gelmişti.So now taste (the punishment).
Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.Whether you warn them or do not warn, it is all the same; they will not believe.
Sen ancak, Kuran'a uyan ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin.You can only warn him who listens to the warning and fears Ar-Rahman secretly.
And olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik.And We had sent admonishers to them.
Uyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!Look, then how was the end of those who had been warned,
O azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur!When it comes down on their plains, it will be an evil dawn for those who had been warned.
"Bana sadece vahyolunuyor; doğrusu ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."Only this has been revealed to me that I am a distinct warner.
Ey inkarcılar! Aşırı giden kimselersiniz diye sizi Kuran'la uyarmaktan vaz mı geçelim?Should We have withdrawn the Reminder from you as you are a people who exceed the bounds?
Kuran'ın okunması bitince, her biri birer uyarıcı olarak milletlerine döndüler.When it was over they came back to their people, warning them:
De ki: "Öyleyse Allah'a koşusun; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."So turn to God. I give you a clear warning from Him.
"Allah'ın yanında başkasını tanrı kılmayın; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."Do not set up another god with God. I give you a clear warning from Him.
İşte ilk uyaranlar gibi bu da bir uyarandır.He who warns you is one of the warners of old.
Yalanlarlar da kendi heveslerine uyarlar. Ama her işin karar kılacağı bir sonucu vardır.And deny, and follow their own vain desires; but every matter is determined at its time.
Bu haberlerin her birinde üstün hikmet vardır; ama uyarmalar fayda vermiyor.Containing consummate wisdom; yet warnings were of no avail.
Benim azabım ve uyarmam nasılmış?How was then My punishment and My commination!
Ad milleti peygamberini yalanlamıştı; Benim azabım ve uyarmam nasılmış?The 'Ad had also disavowed. How was then My punishment and My commination!
Semud milleti uyaran peygamberleri yalanladı.The Thamud rejected the warnings,
Lut milleti uyaran peygamberleri yalanladı.The people of Lot rejected the warnings.
"Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik.So now taste My punishment and My commination!
And olsun ki, Firavun erkanına uyaranlar geldi.The warnings came to the people of Pharaoh.
Benim uyarmamın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz.Then you will know the import of My commination!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod