Sami, Leyla'yı uyardı.Sami warned Layla.
Sami sarhoş bir müşteriyi üç kez uyardı.Sami charged a drunk customer three times.
Sami, Leyla'yı Ferit'ten uzak durması için uyardı.Sami cautioned Layla to stay away from Farid.
Tom'a bir uyarı verilmesi gerekiyor.Tom needs to be given a warning.
Tom'a bir uyarı verilmeli.Tom needs to be given a warning.
Tom'u uyarmalısın.You must warn Tom.
Tom, Mary'yi uyarmalı.Tom must warn Mary.
Tom'u bir şey hakkında uyarmam gerek.I need to warn Tom about something.
Tom seni uyarmadı mı?Didn't Tom warn you?
Tom'u gerçekten uyardın mı?Did you really warn Tom?
Seni kim uyardı?Who warned you?
Tom çoktan uyarıldı.Tom has already been warned.
Tom henüz uyarılmadı.Tom hasn't been warned yet.
Tom henüz uyarılmamış.Tom hasn't yet been warned.
Neden kimse bizi uyarmadı?Why didn't anybody warn us?
Tom çoktan birçok kez uyarıldı.Tom has already been warned many times.
Tom zaten bir kereden fazla uyarıldı.Tom has already been warned more than once.
Gidip Tom'u uyarmam gerek.I should go and warn Tom.
Kimse bizi uyarmadı.No one warned us.
Tom'un Mary'yi uyarması gerekiyordu.Tom should've warned Mary.
Tom'u uyarmaya gitmek zorundayım.I have to go warn Tom.
Bu son uyarın.This is your last warning.
Tom beni bunun hakkında uyardı.Tom has warned me about that.
Tom'u uyarmam gerek.I need to warn Tom.
Kabul etmekten nefret etsem de, uyarıldım.As much as I hated to admit it, I was worried.
Bu gömlek sana uyar mı?Does this shirt fit you?
Tom, burada yüzmememiz konusunda bizi uyardı.Tom warned us not to swim here.
Daha önce Tom'u uyarmalıydın.You should've warned Tom earlier.
Sami'ye bir uyarı verildi.Sami was given a warning.
Sami uyarıyı görmezden geldi.Sami ignored the warning.
Sana uyarsa bana da uyar.I'm game if you are.
Tom Mary'yi uyarmadı.Tom didn't warn Mary.
Seni uyarmaya geldim.I came to warn you.
Hafıza kartı okuyucum hata uyarısı veriyor.My memory card reader displays an error message.
Tom bizi uyarmadı.Tom didn't warn us.
Yaşlılarımızı uyaralım.Let's warn our elderly.
Uyarısız işten atıldım.I was fired without warning.
Seni daha önce uyarmıştım.I've already warned you.
Herkesi uyardım.I warned everyone.
Oyuncu, top toplayıcı çocuğa hakaret ettiği için hakemden uyarı aldı.The player was issued a warning for cussing out a ball boy.
Polis havaya uyarı ateşi açtı.The police officer fired a warning shot into the air.
Ekranda bir uyarı mesajı çıktı.A warning message appeared on the screen.
Bunun kolay olmayacağı konusunda beni uyardı.He warned me that it won't be easy.
Bölgede bir kasırga uyarısı var.There is a tornado warning in the area.
Bölgede bir tornado uyarısı var.There is a tornado warning in the area.
Lukas korkunç bir şey yaşandığı konusunda Rima'yı uyardı.Lukas warned Rima that something terrible had happened.
Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır.This is all but a reminder for mankind.
(1993), Uyur İdik Uyardılar.(1993), Uyur İdik Uyardılar.
"'Kıvanç ve Kenan değil ama Nejat İşler uyar bana'"."'Kıvanç ve Kenan değil ama Nejat İşler uyar bana'".
Onları çağırıp uyardı.He called them and warned them.
"Çınar'dan uyarı: 'Her flörtün sonu evlilikle bitmez'"."Çınar'dan uyarı: 'Her flörtün sonu evlilikle bitmez'". renkhaber.
Cemiyeti "Tanrı ve tarih vereceğiniz hükmü hatırlayacaktır" diye uyarmıştır.He admonished the League that "God and history will remember your judgment."
Bombalar patlamadan önce hiçbir uyarı verilmedi.No warnings were given before the bombs were detonated.
Yeremya'nın uyarılarına kulak asmayan İsrailoğulları tövbe etmedi.Though of Israel, their tribe distinction is not mentioned as it is with the descendants of Lehi.
WMATA, güvenlik uzmanlarının uyarı ve önerilerini gözardı ettiği için eleştirilmiştir.WMATA has been criticized for disregarding safety warnings and advice from experts.
Sizi uyaracak taze şeylere ihtiyacınız var.You need fresh things to stimulate you.
Uyarı tabelaları ayrıca Johor-Singapore Causeway ve diğer sınır kapılarında görülebilir.Warning signs can also be found at the Johor-Singapore Causeway and other border entries.
Şüphe Francis Iles'in Before the Fact (1932) romanından uyarlanmadır.Suspicion is based on Francis Iles's novel Before the Fact (1932).
30 Nisan 1944'e kadar, Nacht ve Nebel emirleri uyarınca en az 6.639 kişi yakalandı.Up to 30 April 1944, at least 6,639 persons were captured under the Nacht und Nebel orders.
Ayrıca Arap ülkelerini İran'la iş yapmamaları konusunda uyardı.He also warned Arab states against doing business with Iran.