Onu içmemen için seni uyarmadım mı?Didn't I warn you not to drink that?
Umarım tavsiyeme uyarsın.I hope you follow my advice.
Arabaya binsen iyi olur. Seni uyarıyorum.You better get in the car. I'm warning you.
Seni uyardım; artık dilediğin gibi yap.I warned you; now do as you wish.
Bu kolay olmayacak. Seni uyarıyorum.It's not gonna be easy. I warn you.
Bu son uyarın olacak.That will be your final warning.
Sanırım bu kısmen benim hatam. Seni uyarmam gerekirdi.I suppose it's partly my fault. I should have warned you.
Olabilecekler için seni uyardım.I warned you what might happen.
Herhangi bir uyarı almadık.We didn't have any warning.
Tom beni onun hakkında uyardı.Tom warned me about that.
Tom bunun olabileceği konusunda sizi uyardı.Tom warned you that this might happen.
Ben uyarıldım.I've been warned.
Ben hep kurallara uyarım.I always obey the rules.
Bence Tom'un uyarısını görmezden gelmelisin.I think you should ignore Tom's remark.
Tom, neler olabileceği konusunda bizi uyardı.Tom warned us about what might happen.
Seni uyarıyorum, ciddi biçimde hastayım!I'm warning you, I'm seriously ill!
Bu oyunu seviyorum ve seni uyarıyorum, ben hep kazanırım.I love this game, and I warn you, I always win.
O sadece bir uyarıydı.It was just a warning.
Tom'u uyarmayacak mısın?Aren't you going to warn Tom?
Tom beni bir daha geç kalmamam için uyardı.Tom warned me not to be late again.
Tom onu tekrar yapmamam için beni uyardı.Tom warned me not to do that again.
Tom'u bu konuda uyarmıştım.I've warned Tom about that.
Tom'u bunu yapmaması için uyar.Warn Tom not to do that.
Ne olabileceği konusunda Tom'u uyarmadım.I didn't warn Tom about what might happen.
Tom'u artık bunu yapmaması için uyar.Warn Tom not to do that anymore.
Tom'u bunu yapmaması için uyardım.I've warned Tom not to do that.
Tom Mary'yi kendine aşırı güvenmemesi konusunda uyardı.Tom warned Mary not to be overconfident.
Tom beni onu yapmamam için uyardı.Tom warned me not to do that.
Tom Mary'yi su içmemesi için uyardı.Tom warned Mary not to drink the water.
Tom Mary'yi bunu yapmaması için uyarmaya gitti.Tom went to warn Mary not to do that.
Tom Mary'yi bunu tekrar yapmaması için uyardı.Tom warned Mary not to do that again.
Tom Mary'yi yiyeceği yememesi konusunda uyardı.Tom warned Mary not to eat the food.
Tom Mary'yi çok gürültülü olmaması için uyardı.Tom warned Mary not to be too noisy.
Tom, Mary'yi John'a güvenmemesi konusunda uyardı.Tom warned Mary not to trust John.
Tom Mary'yi onu yapmaması için uyardı.Tom warned Mary not to do that.
Tom uyarımı görmezden geldi.Tom ignored my warning.
Tom, Mary'yi John'un yaptığı hiçbir şeyi yememesi konusunda uyardı.Tom warned Mary not to eat anything John made.
Tom, Mary'nin muhtemelen ağlayacağı konusunda bizi uyardı.Tom warned us that Mary would probably cry.
Onu yapmaması için Mary'yi uyaran Tom'du.It was Tom who warned Mary not to do that.
Tom beni tekrar Mary ile konuşmamam için uyardı.Tom warned me not to talk to Mary again.
Tom Mary'yi bunu artık yapmaması için uyardı.Tom warned Mary not to do that anymore.
Tom, artık Mary'ye sarılmamam için beni uyardı.Tom warned me not to hug Mary anymore.
Herkes beni Tom hakkında uyardı.Everybody warned me about Tom.
Tom'un söylediği hiçbir şeye inanmamak için uyarıldım.I was warned not to believe anything Tom says.
Tom'un söylediklerine inanmamak konusunda uyarılmıştım.I was warned not to believe what Tom said.
Bir daha buraya gelmemen konusunda seni uyardım.I warned you not to come here again.
Tom'un tekrar buraya gelmemesi konusunda uyardım.I warned Tom not to come here again.
Tom'un buraya gelmemesi konusunda uyardım.I warned Tom not to come here.
Bunu yapmamak için uyarıldım.I was warned not to do that.
Tom'un uyarılması gerekiyor.Tom needs to be warned.
Tom bunu yapmamak için uyarıldı.Tom was warned not to do that.
Tom Mary'yi bunun olacağını konusunda uyardı.Tom warned Mary that that would happen.
Tom muhtemelen bunun olacağını konusunda Mary'yi uyardı.Tom warned Mary that that would probably happen.
Tom uzak durması konusunda uyarılmıştı.Tom was warned to stay away.
Ben, Tom'u onu yapmaması için uyaran kişiyim.I'm the one who warned Tom not to do that.
Tom'u çadırını nehre bu kadar yakın kurmaması için uyarmıştım.I warned Tom not to pitch his tent so near the river.
Onu yapmama konusunda uyarıldım.I had been warned not to do that.
Tom'un uyarısına dikkat etmeliydin.You should've paid attention to Tom's warning.
Bunun meydana gelebileceğine dair beni uyarman gerekirdi.You should've warned me this might happen.
Bunun olabileceğine dair beni uyarman gerekirdi.You should've warned me that this might happen.