uyarı ile cümle

uyarı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.And We showered a rain upon them; so what a wretched rain for those who were warned!
De ki: "Ayetler yalnızca Allah'ın Katındadır. Ben ise, ancak apaçık bir uyarıcıyım."Say, “Signs are only with Allah; and I am purely a Herald of plain warning.”
De ki: "(Bununla ilgili) Bilgi ancak Allah'ın Katındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."Proclaim, “Surely Allah has its knowledge; and I am only a Herald of plain warning.”
Üzerlerine de yağmur yağdırdık. Uyarılan fakat yola gelmeyenlerin yağmuru ne kötü idi!And We showered a rain upon them; so what a wretched rain for those who were warned!
De ki: "Mucizeler ancak Rabbimin katındadır. Doğrusu ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım."Say, “Signs are only with Allah; and I am purely a Herald of plain warning.”
Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı.“Has he made all the Gods into One God?
De ki: "Onu bilmek ancak Allah'a mahsustur. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."Proclaim, “Surely Allah has its knowledge; and I am only a Herald of plain warning.”
Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."I am indeed a Herald of clear warnings to you.”
Üzerlerine bir de yağmur yağdırdık. Ne de kötüymüş uyarılanların yağmuru!And We showered a rain upon them; so what a wretched rain for those who were warned!
Uyarı/hatırlatma olacak! Biz zalimler değiliz.To advise; and We never oppress.
Üzerlerine bir de yağmur yağdırdık. Uyarılmış olanlar üzerine inen yağmur da ne kötüdür!"And We showered a rain upon them; so what a wretched rain for those who were warned!
Hiç kuşkusuz, biz seni bir tanık bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.We have indeed sent you as an observing present witness and a Herald of glad tidings and warning.
Allah buyurdu: "Huzurumda çekişmeyin! Ben size uyarıyı çok önceden göndermiştim."He will say, “Do not dispute before Me – I had already warned you of the punishment.”
O halde Allah'a kaçın/sığının! Ben size O'ndan gelmiş açıklayıcı bir uyarıcıyım.“Therefore rush towards Allah; indeed I am from Him, a clear Herald of Warning towards you.”
Âd da yalanlamıştı. Ama nasıl oldu azabım ve uyarılarım!The tribe of A’ad denied – so how did My punishment turn out, and My warnings?
Hiç kuşkunuz olmasın, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."I am indeed a Herald of clear warnings to you.”
Çünkü sen bir uyarıcı/düşündürücüsün.(The Holy Prophet is a Remembrance from Allah.)
De ki: Mucizeler ancak Allah'ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.Say, “Signs are only with Allah; and I am purely a Herald of plain warning.”
Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.We have indeed sent you as an observing present witness and a Herald of glad tidings and warning.
O esnada (Allah) buyurur: Huzurumda çekişmeyin! Ben size daha önce uyarı göndermiştim!He will say, “Do not dispute before Me – I had already warned you of the punishment.”
O halde Allah'a koşun. Çünkü ben, size O'nun katından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.“Therefore rush towards Allah; indeed I am from Him, a clear Herald of Warning towards you.”
De ki: O bilgi, ancak Allah'a mahsustur. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.Proclaim, “Surely Allah has its knowledge; and I am only a Herald of plain warning.”
Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu!And We showered a rain upon them; so what a wretched rain for those who were warned!
Onların üzerlerine öyle bir yağmur indirdik ki, ne kötü idi uyarılanların yağmuru!And We showered a rain upon them; so what a wretched rain for those who were warned!
Cevaben de ki: "Mucizeler ancak Allah'ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."Say, “Signs are only with Allah; and I am purely a Herald of plain warning.”
Biz seni hem bir şahit, hem bir müjdeci, hem bir uyarıcı olarak gönderdik.We have indeed sent you as an observing present witness and a Herald of glad tidings and warning.
Allah buyurur ki: "Huzurumda çekişmeyin! Ben size daha önce uyarıcı göndermiştim."He will say, “Do not dispute before Me – I had already warned you of the punishment.”
De ki: "(O'na ait) bilgi, Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."Proclaim, “Surely Allah has its knowledge; and I am only a Herald of plain warning.”
Gerçekten ben size açık bir uyarıcıyım".I am indeed a Herald of clear warnings to you.”
Bu, bir öğüt ve uyarıdır. Artık isteyen, Rabbine varan yolu tutar.This is indeed an advice; so whoever wishes may take the path towards his Lord.
Halbuki sen onlardan herhangi bir ücret te istemiyorsun. Bu, sadece halka bir uyarıdır.You do not ask them any fee in return for it; this is not but an advice to the entire world.
Üzerlerine bir çeşit yağmur yağdırdık; uyarılanların yağmuru ne felaketli bir yağmurdur.And We showered a rain upon them; so what a wretched rain for those who were warned!
Onların üzerine bir çeşit yağmur yağdırdık. Uyarılmış bulunanların yağmuru ne de kötü idi.And We showered a rain upon them; so what a wretched rain for those who were warned!
De ki, "Mucizeler ALLAH'ın katındadır. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."Say, “Signs are only with Allah; and I am purely a Herald of plain warning.”
O da der ki, "Huzurumda cekişmeyin. Size daha önceden uyarı göndermiştim."He will say, “Do not dispute before Me – I had already warned you of the punishment.”
Öyleyse ALLAH'a kaçınız. Ben, O'nun tarafından size gönderilmiş bir uyarıcıyım.“Therefore rush towards Allah; indeed I am from Him, a clear Herald of Warning towards you.”
Ad da yalanladı. Cezalandırmam ve uyarılarım nasılmış!The tribe of A’ad denied – so how did My punishment turn out, and My warnings?
De ki, "Bu bilgi ALLAH'ın katındadır. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."Proclaim, “Surely Allah has its knowledge; and I am only a Herald of plain warning.”
De ki: "Ben ancak bir uyarıcıyım.Say: 'I am only a warner.
Müjdeleyici ve uyarıcı olarak (gönderilmiştir). Fakat çokları yüz çevirmiştir; onlar işitmezler.good tidings to bear, and warning, but most of them have turned away, and do not give ear.
Ey inanmış olan, sağduyu sahipleri, Allah'tan korkun, Allah size bir uyarı indirdi.So fear God, O men possessed of minds! Believers, God has sent down to you, for a remembrance,
De ki: "Ben, yalnızca bir uyarıcıyım.Say: 'I am only a warner.
Bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak. Ama çoğu yüz çevirdiler.good tidings to bear, and warning, but most of them have turned away, and do not give ear.
Allah ile beraber başka bir İlah(ı ortak) kılmayın. Gerçekten sizi, O'ndan yana açıkça uyarıyorum.And set not up with God another god; I am a clear warner from Him to you.
De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım.Say: 'I am only a warner.
Size ben bir meleğim de demiyorum. Yalnız bana vahyedilene uyarım ben!"And I say not to you, "I am an angel"; I only follow what is revealed to me.
Sizi biz, öğüt alanın öğüt alacağı bir süre ömürlendirmedik mi? Uyarıcı da geldi size.'What, did We not give you long life, enough to remember in for him who would remember?
De ki: "Ben, sadece bir uyarıcıyım.Say: 'I am only a warner.
Muştulayıcı ve uyarıcı olarak. Onların pek çoğu yüz çevirdi; kulak verip dinlemezler onlar.good tidings to bear, and warning, but most of them have turned away, and do not give ear.
Allah'ın yanına başka bir ilah koymayın! Ben size O'ndan gelmiş açıklayıcı bir uyarıcıyım.And set not up with God another god; I am a clear warner from Him to you.
Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım.And I say not to you, "I am an angel"; I only follow what is revealed to me.
Düşünmediler mi ki, arkadaşlarında (Muhammed'de) delilik yoktur? O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.Have they not reflected? No madness is in their comrade; he is naught but a plain warner.
Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi?'What, did We not give you long life, enough to remember in for him who would remember?
(Resulüm!) De ki: Ben sadece bir uyarıcıyım.Say: 'I am only a warner.
Bu kitap müjdeleyici ve uyarıcıdır. Fakat onların çoğu yüz çevirdi.good tidings to bear, and warning, but most of them have turned away, and do not give ear.
Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.I only follow what is revealed to me; I am only a clear warner.'
Hem size uyarıcı da gelmişti. O halde azabı tadın.To you the warner came; taste you now!
O, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat insanların çoğu yüz çevirmişlerdir.good tidings to bear, and warning, but most of them have turned away, and do not give ear.
Uyarıldıkları şeylerin bir kısmını unuttular. Onların çoğundan sürekli ihanet göreceksin.Yet pardon them, and forgive; surely God loves the good-doers.
Arkadaşlarında hiç bir delilik yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.No madness is in their comrade; he is naught but a plain warner.
İlgili Sayfalar