uyarı ile cümle

uyarı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Şu halde Benim azabım ve uyarıp-korkutmam nasılmış?How was then My punishment and My commination!
Semud (kavmi) de uyarıları yalanladı.The Thamud rejected the warnings,
Lut kavmi de uyarıları yalanladı.The people of Lot rejected the warnings.
Andolsun Firavun ailesi (ve çevresi ile kavmi)ne de uyarılar geldi.The warnings came to the people of Pharaoh.
Her bir grup içine atıldığında, bekçileri onlara sorar: "Size bir uyarıcı gelmedi mi?"Every time a crowd is thrown into it, its wardens will ask: "Did no warner come to you?"
Beşer (insan) için bir uyarıdır.A warning for people --
Sen, yalnızca ondan 'içi titreyerek korkanlar' için bir uyarıcısın.Your duty is only to warn him who fears it.
Doğrusu Biz, seni hak ile, müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir.And We have sent you with the truth to give glad tidings and to warn.
"Doğruya yönelmiş olan ve Allah'a eş koşanlardan olmayan İbrahim'in dinine uyarız" de.Say: "No. We follow the way of Abraham the upright, who was not an idolater."
Peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderiyoruz.We do not send apostles but to give good tidings and to warn.
De ki: "Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım.Say: "I follow only what my Lord reveals to me."
De ki: "Onu kendiliğimden değiştiremem, ben ancak, bana vahyolunana uyarım.Say: "It is not for me to change it of my will. I follow (only) what is revealed to me.
Uyarılanlardan söz dinlemeyenlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bak.So think of the fate of those who were warned (and took no heed).
Sen ancak bir uyarıcısın, Allah her şeye vekildir.Yet you have been sent to warn alone, for God takes care of everything.
Sen ancak bir uyarıcısın. Her milletin bir yol göstereni vardır.But you are only a bearer of warnings, and a guide for every nation.
De ki: "Doğrusu ben apaçık bir uyarıcıyım."And say: "I am a distinct warner,"
Seni de yalnız müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.And We have sent you only to give good news and to warn.
Biz peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndeririz.We never send apostles but to convey happy tidings, and to warn.
De ki: "Ben ancak sizi vahy ile uyarıyorum" Uyarıldıkları zaman, sağırlar çağrıyı duymazlar.Say: "I am warning you by God's command." But the deaf do not hear the call when they are warned.
"Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım" de.Tell them: "O men, it's my duty to warn you clearly."
Dileseydik, her kente bir uyarıcı gönderirdik.Had We pleased We could have raised a warner in every town.
Biz seni sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.Yet We have not sent you but to give good tidings and to warn.
"Sihirbazlar üstün gelirlerse biz de onlara uyarız" dediler.(They said): "We may haply follow the magicians if they are victorious."
Uyarılan fakat yola gelmeyenlerin yağmuru ne kötü idi!How terrible was the rain (that fell) on those who had been warned!
Hiçbir kent halkını kendilerine öğüt veren uyarıcılar gelmeden yok etmedik. Biz zalim değiliz.Never have We destroyed a habitation till We had sent admonishers to them
Doğrusu ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım."I am only a warner, plain and simple."
Sen ancak, görmediği halde Rablerinden korkanları, namazı kılanları uyarırsın.You can only warn those who fear their Lord in secret and fulfil their devotional obligations.
Şüphesiz Biz seni, müjdeci ve uyarıcı olarak, gerçekle gönderdik.We have sent you with the truth, to give glad tidings and to warn.
Geçmiş her ümmet içinde de mutlaka bir uyarıcı bulunagelmiştir.Never has there been a community to which an admonisher was not sent.
Size uyarıcı da gelmişti.So now taste (the punishment).
And olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik.And We had sent admonishers to them.
Uyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!Look, then how was the end of those who had been warned,
O azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur!When it comes down on their plains, it will be an evil dawn for those who had been warned.
"Bana sadece vahyolunuyor; doğrusu ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."Only this has been revealed to me that I am a distinct warner.
Kuran'ın okunması bitince, her biri birer uyarıcı olarak milletlerine döndüler.When it was over they came back to their people, warning them:
Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."My duty is only to warn you clearly."
O da şöyle söyledi: "Ey Milletim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."He said: "O my people, I warn you clearly
De ki: Ben ancak Rabbim bana neyi vahy ederse ona uyarım.Say: "I follow only what my Lord reveals to me."
Umarız ki üst gelirlerse biz de büyücülere uyarız.(They said): "We may haply follow the magicians if they are victorious."
İnan olsun ki, biz seni hak üzere bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.And We have sent you with the truth to give glad tidings and to warn.
Biz o gönderilen elçileri, müjdeciler ve uyarıcılar olmaktan öte bir şey için göndermiyoruz.We do not send apostles but to give good tidings and to warn.
Yalnız bana vahyedilene uyarım ben!" Sor onlara: "Körle gören bir olur mu?And say: "How can a blind man and a man who can see, be alike?
Apaçık bir uyarıcıdan başkası değildir o.He is only a plain admonisher.
Ben, inanan bir topluluk için bir uyarıcı ve müjdeciden başkası değilim."I am only a bearer of warnings and bringer of happy news for those who believe."
Bak da gör, önceden uyarılanların sonu nice oluyor!So think of the fate of those who were warned (and took no heed).
O ayetler ve uyarılar iman etmeyen bir toplumun hiçbir işine yaramaz.But signs or warnings will be of no avail to those who do not believe.
Kuşkusuz, ben size O'ndan gelen bir uyarıcı ve müjdeciyim.Verily I bring to you from Him a message of warning and rejoicing,
Cahillerden olmaman hususunda seni uyarırım."I warn you not to be one of the ignorant."
Ve de ki: "Ben, evet ben, apaçık konuşan bir uyarıcıyım!"And say: "I am a distinct warner,"
Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.And We have sent you only to give good news and to warn.
Biz, elçileri sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz.We never send apostles but to convey happy tidings, and to warn.
Onlar, ayetlerimi ve uyarıldıkları şeyleri eğlence edindiler.They make a mockery of My revelations and of what they had been warned.
Yemin olsun, size bir Kitap gönderdik ki, öğüt ve uyarınız/zikriniz/şerefiniz yalnız ondadır.We have sent down to you a Book which has a reminder for you.
De ki: "Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum."Say: "I am warning you by God's command."
Ama sağırlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler ki!But the deaf do not hear the call when they are warned.
De ki: "Ey insanlar, ben sizin için, açıklayıcı bir uyarıcıdan başkası değilim."Tell them: "O men, it's my duty to warn you clearly."
Üzerine bir melek indirilmeli, beraberinde özel bir uyarıcı olmalı değil miydi?"Why was no angel sent to him to act as admonisher with him?
Eğer dileseydik, her kente bir uyarıcı gönderirdik.Had We pleased We could have raised a warner in every town.
Ne de kötüymüş uyarılanların yağmuru!How terrible was the rain (that fell) on those who had been warned!
Senin kalbine ki, uyarıcılardan olasın.To (communicate) to your heart that you may be a warner
İlgili Sayfalar