uyarı ile cümle

uyarı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O, çeşitli vesilelerle uyarıldı.He has been warned on several occasions.
Onun uyarılarına daha fazla önem vermelisin.You should pay more attention to his warnings.
Onu kurallar uyarınca cezalandırdık.We punished him according to the rules.
Sıradan bir uyarı birine zarar verebilir.A casual remark can hurt someone.
Tom uyarıma dikkat etti.Tom was mindful of my warning.
Oraya gitmeye karşı uyarıldım.I have been warned against going there.
Fakat onun uyarısını ihmal edemem.I cannot, however, neglect his warning.
Erken uyarılan erken önlem alır.Forewarned is forearmed.
Uyarın için teşekkür ederim.Thank you for your warning.
Sana bir uyarıda bulunmak için seninle görüşmek zorunda kaldım.I had to see you to give you a warning.
Parktaki uyarı " çimlerden uzak durun " diyordu.The notice in the park said, "Keep off the grass."
Uyarımıza rağmen balık tutmaya giderdi.He would go fishing in spite of our warning.
Ona bir uyarı verdim, o buna hiç dikkat etmedi.I gave him a warning, to which he paid no attention.
Bir sinir hücresi hafif bir uyarıcıya yanıt verir.A nerve cell responds to a slight stimulus.
Onun uyarısına hiç dikkat edilmedi.No attention was paid to his warning.
Uyarımıza aldırmadı.He took no notice of our warning.
O bana her zaman alaycı uyarılar yapar.He always makes cynical remarks to me.
O, kitapta birkaç uyarı yaptı.He made a few remarks on the book.
O fiyat değişikliği konusunda bir uyarı koydu.He put up a notice about the change in price.
O bir uyarı ile indi.He got off with a warning.
Uyarımı dikkate almadı.He paid no attention to my warning.
O, uyarıma dikkat etti.He paid attention to my warning.
Diğer öğrencilere uyarı olsun diye o cezalandırıldı.He was punished as a warning to other students.
Okula tekrar geç kalmaması için uyarıldı.He was warned not to be late for school again.
O beni benim sağlığıma karşı dikkatsiz olmama karşı uyarıda bulundu.He cautioned me against being careless of my health.
Uyarısız kovuldu.He was dismissed without notice.
Onlar beni uyarıncaya kadar tehlikenin farkında değildim.I was not aware of the danger until they warned me.
Uyarıya dikkat etmediler.They gave no heed to the warning.
Onlar tsunami ile ilgili uyarılmadılar.They weren't warned of the tidal wave.
Onun uyarısına kulak vermeliydin.You should have paid attention to her warning.
O onun kötü sürüşü hakkındaki uyarılarına içerledi.She resented his remarks about her poor driving.
O bütün uyarılarımı göz ardı etti.She ignored all my warnings.
Onun geldiğine dair herhangi bir uyarı almadım.I haven't received any notice that she's coming.
İşaret insanları park etmemesi için uyarıyordu.The sign warned people not to park.
Uyarı: desteklenmeyen karakterler '_' karakterini kullanarak gösterilir.Warning: unsupported characters are displayed using the '_' character.
Uyarı: desteklenmeyen karakterler '_' karakteri kullanarak gösterilir.Warning: unsupported characters are displayed using the '_' character.
Onu uyardım ama uyarıyı görmezden geldi.I warned him, but he ignored the warning.
Tsunami uyarısı iptal edildi.The tsunami alert was cancelled.
Çok kısa bir uyarı veya açıklama akıllı bir kişi için yeterlidir.A very brief warning or explanation is enough for an intelligent person.
Almanlar salatalık yememeleri konusunda uyarıldı.Germans have been warned not to eat cucumbers.
Hava hizmeti şiddetli hava uyarısı yayınladı.The weather service has issued a severe weather warning.
Meteoroloji bürosu bir sert hava uyarısı yayınladı.The Met Office has issued a severe weather warning.
O, uyarılarımızı görmezden geldi.He ignored our warnings.
Keşke uyarılarını dinleseydim.I wish I had listened to your warnings.
Tom birden fazla uyarıldı.Tom has been warned more than once.
Tom uyarıya dikkat etmedi.Tom didn't pay any attention to the warning.
Tom Mary'ye tekrar zorbalık yapmaması için uyarıldı.Tom was warned not to bully Mary again.
Tom tek başına oraya gitmemesi konusunda Mary tarafından uyarıldı.Tom was advised by Mary not to go there by himself.
Tom Mary'nin uyarısına aldırmadı.Tom ignored Mary's warning.
Tom Mary'nin uyarılarını görmezden geldi.Tom ignored all of Mary's warnings.
Tom ateş etmeden önce Mary'ye bir uyarı daha vermesi gerektiğini söyledi.Tom said that he needed to give Mary one more warning before he could fire her.
Tom uyarı işaretlerine dikkat edemedi.Tom failed to heed warning signs.
Seni uyarıyorum. Oraya gitme.I warn you. Don't go there.
Etiket kutusunun içeriğinin kırılgan olduğunu uyarıyor.The label warns that the contents of the box are fragile.
Uyarı: Şili İspanyolcası herhangi başka yerde garip gelebilir.Warning: Chilean Spanish may sound weird in any other place.
Uyarı, önünüzdeki adam raporlu bir deli!Warning, the guy in front of you is a certified nutter!
Onun sadakatsizliği konusunda beni uyarıyor.She's warning me about his infidelity.
Bu son uyarı.This is the last warning.
Uyarı için teşekkürler.Thanks for the heads-up.
Zihinsel bir uyarıma ihtiyacım var.I need some mental stimulation.
İlgili Sayfalar