uyandırmak ile cümle

uyandırmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Amerika'daki profesyonel olmayan çevrelerde ise o denli düşmanlık uyandırmakta ki -- (Kahkahalar)Αλλά σε μη επαγγελματικούς κύκλους εντός της Αμερικής, ξεσηκώνει τέτοια εχθρότητα -- [Γέλια]
Amerika'daki profesyonel olmayan çevrelerde ise o denli düşmanlık uyandırmakta ki -- (Kahkahalar)Но в непрофесионални кръгове в самата Америка, тя предизвиква толкова враждебност -- (смях)
Amerika'daki profesyonel olmayan çevrelerde ise o denli düşmanlık uyandırmakta ki -- (Kahkahalar)בחוגים הלא-מקצועיים מחוץ לאמריקה, היא בד"כ זוכה להתעלמות. אך בחוגים הלא-מקצועיים בתוך אמריקה,
Amerika'daki profesyonel olmayan çevrelerde ise o denli düşmanlık uyandırmakta ki -- (Kahkahalar)היא בד"כ זוכה להתעלמות. אך בחוגים הלא-מקצועיים בתוך אמריקה,
Amerika'daki profesyonel olmayan çevrelerde ise o denli düşmanlık uyandırmakta ki -- (Kahkahalar)لكن في الأوساط غير المهنية داخل أمريكا، النظرية تثير قدر كبير من العداء.. (ضحك)
Amerika'daki profesyonel olmayan çevrelerde ise o denli düşmanlık uyandırmakta ki -- (Kahkahalar)進化論は非常に多くの対立を引き起こします (笑) アメリカの生物学者は 戦争状態下にあると言うのが適当でしょう
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Ale cieľom prikázania je láska z čistého srdca a dobrého svedomia a z nepokryteckej viery,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.A parancsolatnak vége pedig a tiszta szívbõl, jó lelkiismeretbõl és igaz hitbõl való szeretet:
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Ješto konec přikázání jest láska z srdce čistého a z svědomí dobrého a z víry neošemetné.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.경계의 목적은 청결한 마음과 선한 양심과 거짓이 없는 믿음으로 나는 사랑이거늘
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Le but du commandement, c`est une charité venant d`un coeur pur, d`une bonne conscience, et d`une foi sincère.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Lecz koniec przykazania jest miłość z czystego serca i z sumienia dobrego, i z wiary nieobłudnej.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Men budets endemål er kjærlighet av et rent hjerte og en god samvittighet og en uskrømtet tro.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Men Påbudets Endemål er Kærlighed af et rent Hjerte og af en god Samvittighed og af en uskrømtet Tro,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Mục đích của sự răn bảo, ấy là sự yêu thương, bởi lòng tinh sạch, lương tâm tốt và đức tin thật mà sanh ra.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Namen zapovedi pa je ljubezen iz čistega srca in dobre vesti in nehinavske vere,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Och förmaningens ändamål är kärlek av ett rent hjärta och av ett gott samvete och av en oskrymtad tro.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.το δε τελος της παραγγελιας ειναι αγαπη εκ καθαρας καρδιας και συνειδησεως αγαθης και πιστεως ανυποκριτου,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.и благодатта на нашия Господ се преумножи към мене с вяра и любов в Христа Исуса.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Конець же завітування єсть любов з щирого серця та совісти благої і віри не лицемірної,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Цель же увещания есть любовь от чистого сердца и доброй совести и нелицемерной веры,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.כי תכלית המצוה היא האהבה בלב טהור וברוח טובה ובאמונה לא צבועה׃
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.واما غاية الوصية فهي المحبة من قلب طاهر وضمير صالح وايمان بلا رياء.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.但 命 令 的 總 歸 就 是 愛 . 這 愛 是 從 清 潔 的 心 、 和 無 虧 的 良 心 、 無 偽 的 信 心 、 生 出 來 的
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.但 命令 的 總歸 就 是 愛.這愛 是 從清潔 的 心 、 和 無虧 的 良心 、 無偽 的 信心 、 生出 來的
Erkenden uçmalıydı. Ama kendi başına uyanamıyordu, çünkü her zaman karısı onu uyandırmak zorundaydı.Но он не может проснуться сам, потому что его жена всегда будит.
Eski videolarınızdan birinde söylediğiniz bir şey vardı dünyayı uyandırmak için fıkralar anlatırmışsınız.Ich habe gelesen und dich in Videos sagen hören, dass du Witze erzählst um die Welt aufzuwecken.
Eski videolarınızdan birinde söylediğiniz bir şey vardı dünyayı uyandırmak için fıkralar anlatırmışsınız.つまり あなたは世界を目覚めさせるジョークを言っています 世界はいつ眠りについたのでしょうか?そして目覚めつつあるのでしょうか?
Kapının önünde duruyorum. Seni uyandırmaktan nefret ediyorum.Nočem te buditi za slovo.
Kapının önünde duruyorum. Seni uyandırmaktan nefret ediyorum.Στέκομαι έξω από την πόρτα
Neyse ki, rahatlama tepkinizi uyandırmak için klinik testlerin parçası olmanıza gerek yok.Din fericire, nu trebuie să participi într-un studiu clinic ca să activezi răspunsul de relaxare.
Neyse ki, rahatlama tepkinizi uyandırmak için klinik testlerin parçası olmanıza gerek yok.Na szczęście nie trzeba brać udziału w badaniach klinicznych, żeby uruchomić reakcje relaksacyjne.
Neyse ki, rahatlama tepkinizi uyandırmak için klinik testlerin parçası olmanıza gerek yok.Por fortuna no tienen que estar en pruebas clínicas para encender sus respuestas de relajación.
Neyse ki, rahatlama tepkinizi uyandırmak için klinik testlerin parçası olmanıza gerek yok.Ευτυχώς όμως δεν χρειάζεται να βρίσκεστε σε κλινική δοκιμή για να ενεργοποιήσετε τις αντιδράσεις χαλάρωσης.
Neyse ki, rahatlama tepkinizi uyandırmak için klinik testlerin parçası olmanıza gerek yok.К счастью, вам не надо участвовать в клинических испытаниях, чтобы включить процесс релаксации.
Neyse ki, rahatlama tepkinizi uyandırmak için klinik testlerin parçası olmanıza gerek yok.למרבה המזל, אתם לא צריכים להיות בניסוי קליני בכדי להפעיל את מנגנוני ההרפיה שלכם.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Cô đã không khơi dậy chồng lúc đầu, nhưng ngồi trong giường lắng nghe.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Dia tidak membangkitkan suaminya pada awalnya, tapi duduk di tempat tidur mendengarkan.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Ea nu trezească soţul ei la început, dar aşezat în pat ascultare.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Ela não despertou seu marido no começo, mas sentou-se na escuta cama.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Ella no despertar a su marido al principio, pero se sentó en la cama escuchando.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Elle n'a pas suscité son mari au début, mais assis dans l'écoute lit.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Hän ei herättänyt miehensä aluksi, mutta nousi istumaan vuoteessa kuunnellen.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Hon ville inte väcka sin man i början, men satte sig upp i sängen lyssna.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.그녀는 처음에는 남편을 자극하지만, 침대 듣기에 토하지 않았다.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Lei non suscitare il marito in un primo momento, ma si sedette sul letto ad ascoltare.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Nechcela vzbudiť jej manžel na prvý, ale posadila sa na posteli počúvať.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Nechtěla vzbudit její manžel na první, ale posadila se na posteli poslouchat.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Ona nie budzi męża w pierwszym, ale usiadł na słuchanie łóżku.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Ona ni vzbudil njen mož na prvi, ampak so v poslušanju postelji.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Ő nem felkelti a férje először, de felült az ágyban hallgatja.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Sie wusste nicht wecken ihr Mann auf den ersten, sondern setzte sich im Bett hören.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Ze had haar man niet te wekken op het eerste, maar zat rechtop in bed te luisteren.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Δεν είχε ξυπνήσει τον άντρα της στην αρχή, αλλά ανακάθισε στο άκουσμα κρεβάτι.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Вона не викликала чоловіка на перший, але сів у ліжку прослуховування.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Она не вызвала мужа на первый, но сел в постели прослушивания.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.Тя не предизвиква мъжа си в началото, но седна в леглото слушане.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.انها لا تثير زوجها في البداية ، ولكن تجلس في السرير الاستماع.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.彼女はその後、はっきりと隣接から出てくる裸の足のパッド、パッド、パッドを聞いた
Onları uyandırmak istemediğine emin misin?Är du säker att du inte vill väcka dem?

İlgili Sayfalar