uyandırmak ile cümle
uyandırmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Bebeği uyandırmaktan korktuğum için yavaşça yürüdüm.I walked softly for fear of waking the baby.
Uyuyan yılanı uyandırmak iyi değildir.It's not good to wake a sleeping snake.
İlgilendiğim adamda arzuyu uyandırmak için ne yapmalıyım?What should I do to arouse desire in the man I'm interested in?
Tom kendini uyandırmak için kendi üzerine soğuk su döktü.Tom poured cold water over himself to wake himself up.
Uçuş görevlisi Tom'u uyandırmak için salladı ve ona uçağın indiğini söyledi.The flight attendant shook Tom awake and told him that the plane had landed.
Beni uyandırmak zorunda değildin.You didn't have to wake me up.
Tom'u kendim uyandırmak istiyorum.I'd like to wake Tom up myself.
Seni uyandırmak istemedim.I didn't want to wake you.
Sizi uyandırmak istemedim.I didn't want to wake you.
Gerçekten Tom'u uyandırmak ister misin?Do you really want to wake Tom up?
Herkesi uyandırmak istemiyoruz, değil mi?We don't want to wake everybody up, do we?
Amacım Tom'u uyandırmak değildi.I didn't mean to wake Tom up.
Komşularımı uyandırmak istemiyorum.I don't want to wake my neighbors.
Tom Mary'yi uyandırmak için nazikçe salladı.Tom gently shook Mary awake.
Tom Mary'yi uyandırmak için nazikçe sarstı.Tom gently shook Mary awake.
Onları uyandırmak istemiyorum.I don't want to wake them up.
Onu uyandırmak istemiyorum.I don't want to wake him up.
Onları uyandırmak istemedim.I didn't mean to wake them up.
Onu uyandırmak istemedim.I didn't mean to wake him up.
Onları kendim uyandırmak istiyorum.I'd like to wake them up myself.
Onu kendim uyandırmak itiyorum.I'd like to wake him up myself.
Onu kendim uyandırmak istiyorum.I'd like to wake her up myself.
Onları uyandırmak zorundayım.I have to wake them up.
Onu uyandırmak zorundayım.I have to wake him up.
Birazdan onları uyandırmak zorundayım.I have to wake them up soon.
Birazdan onu uyandırmak zorundayım.I have to wake him up soon.
Onları uyandırmak için git.Go and wake them up.
Onu uyandırmak için git.Go and wake him up.
Tom çocukları uyandırmak istemedi.Tom didn't want to wake up the kids.
Tom çocukları uyandırmak istemiyordu.Tom didn't want to wake the kids up.
Mary uyandırmak için Tom'un yüzüne bir kova soğuk su attı.Mary threw a bucket of cold water on Tom's face to wake him up.
Çocukları uyandırmak istemiyorum.I don't want to wake the kids up.
Çocukları uyandırmak istemedim.I didn't want to wake up the kids.
Tom Mary'yi uyandırmak için gitti.Tom went to wake Mary up.
Tom, Mary'yi uyandırmak için yukarı çıktı.Tom has gone upstairs to wake Mary up.
Tom, Mary'yi uyandırmak için üst kata çıktı.Tom has gone upstairs to wake Mary up.
Tom, Mary'yi uyandırmak için yukarı kata çıktı.Tom has gone upstairs to wake Mary up.
Kendini uyandırmak için üstüne soğuk su döktü.He poured cold water over himself to wake himself up.
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........'I slept and dreamed—or was I awake?'
Angelus, Acathla'yı uyandırmak için kendi kanını kullanır.Angelus uses his blood to reawaken Acathla.
Listenin amacı, klasik Hollywood sinemasına ilgi uyandırmaktır.The list is intended to ignite interest in classical Hollywood cinema.
Uyandırmak için de megafon kullanılır.The book comes as a wake-up call.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.She did not arouse her husband at first, but sat up in bed listening.
Seni uyandırmaktan nefret ediyorum.I hate to wake you up
Ve benim işim o kabuslar görmeye başladığında uyandırmak için uyanık kalmaktı.And my job was to stay awake until her nightmares came so I could wake her.
Ama kendi başına uyanamıyordu, çünkü her zaman karısı onu uyandırmak zorundaydı.But he can't wake up by himself, because always his wife has to wake him up.
Neyse ki, rahatlama tepkinizi uyandırmak için klinik testlerin parçası olmanıza gerek yok.Fortunately though you don't have to be in a clinical trial to turn on your relaxation responses.
Amerika'daki profesyonel olmayan çevrelerde ise o denli düşmanlık uyandırmakta ki -- (Kahkahalar)But in non-professional circles within America, it arouses so much hostility -- (Laughter)
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.but the goal of this command is love, out of a pure heart and a good conscience and sincere faith;
Çevreye olan zararla ilgili bilinç uyandırmak çok zor."It's very difficult to raise consciousness about environmental damage."
VAENI Başkanı Yorgo Fountoulis SETimes'a verdiği demeçte,"Önemli olan kaynağı bulup ilgi uyandırmak."What's important is to locate the source and arouse the interest.
Onu uyandırmak yerine, kolunu kesmek için bir çift makas kullandı ve kediyi rahatsız etmedi.Rather than wake her, he used a pair of scissors to cut the sleeve off, leaving the cat undisturbed.
Etnografya ve performans, okuyucuda duygu uyandırmak için birlikte çalışır.Ethnography and performance work together to invoke emotion in the reader.
Üç dakikada üç yıla ait anıları uyandırmak, bu sadece müziğin yapabileceğidir.In drei Minuten Erinnerungen von drei Jahren zu wecken, das schafft nur Musik.
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........Schließlich schläft er ein (oder stellt sich schlafend?).
Uyandırmak için de megafon kullanılır.Ein Appell zum Aufwachen.
Bu senaryo özgür iradeyle ilgili sorular uyandırmaktadır.Damit entstand die Idee zu einer Freilichtbühne.
Tehdit savurmak da yine korku uyandırmak için kullanılır.Mit Angst wird eine andere Angst abgewehrt.
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........Il faut donc les endormir et palper ».
Angelus, Acathla'yı uyandırmak için kendi kanını kullanır.Angelus apprend alors qu'il faut son propre sang pour activer Acathla.