uyandır ile cümle

uyandır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Sarsıntılar vatandaşları uyandırdı ve binalar sallanıyordu, "çığlıklar ve sesler duyuluyordu".A már alvó lakosok felébredtek, a mozogni kezdő épületekből „sikoltást és jajgatást lehetett hallani”.
"Siegfried Brünnhilde'yi uyandırır."Siegfried csókkal ébreszti fel Brünnhildét.
Artık iki tekerin üzerinde ilerleyen üvendire üçüncü defa görünür ve A'yı uyandırmaya çalışır.A taraja csőrnél kezdődik, a harmadik recénél szétválik és egy duplatarajt képez.
Tabii uyandırıldığında film bize daha fazlasını vadediyor.A háború után filmjei drámaibb hangvételűbbé lettek.
Bu arada Iraxxa, sayısız Buz Savaşçısını uyandırmaya başlar.Megfagyasztja az ellenséget egy óriási jégcsóvával.
Yanlışlıkla oradaki bazı Dalekleri uyandırır.Ott gyorsan feltünt dalaival.
Albümden çıkan singlelar Hidden Place, Pagan Poetry ve Cocoon büyük yankı uyandırdı.Az album mellé három kislemez jelent meg: Hidden Place, Pagan Poetry és Cocoon.
Sabah 5'te herkesi uyandırıyor.5:40 órakor újra felkelnek.
Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir?Ezúttal őt ébreszti fel valaki.
Uyandırmadık fitne bırakmadın Sabatay Efendi.Beszélgetésükre felébred Sir Morosus.
Camlar Şehri'nde tekrar uyandırılmıştır.Kamaszkorában jöttek vissza az országba.
Merak uyandırıcı idi.Az érdeklődés hatalmas volt.
Sinirli bir şekilde Lily'ye karşı koyar ve ona sabah neden uyandırmadığını sorar.Raivostunut Nina menee Lilyn luokse ja kysyy tältä, miksei tämä herättänyt häntä aamulla.
Gel, beni gaflet uykusundan uyandır.Uuno herää unestaan.
Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir?Kumpi pysyy hereillä pidempään?
"Siegfried Brünnhilde'yi uyandırır."Siegfried herättää Brünnhilden suudelmalla.
Buna rağmen bu dava uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.Tuomio onkin herättänyt laajaa kansainvälistä paheksuntaa.
Tabii uyandırıldığında film bize daha fazlasını vadediyor.Kun filmi on valotettu, se on ensin kehitettävä.
Üzücü olmasına karşın bir teselli hissi de uyandırır.Surullinen tarina on kuitenkin samalla lohdullinen.
Bu tablo onda daha önce hiç hissetmediği duygular uyandırır.Kuvaus: Saa aisteja joita ei ole ennen omistanut.
Kitap okurlar ve kritikler arasında ilgi uyandırmadı.Se oli suuri menestys sekä kriitikoiden että lukijoiden keskuudessa.
Bu keşif tüm dünyada yankı uyandırdı.Uutinen herätti kohua ympäri maailmaa.
Bu arada Iraxxa, sayısız Buz Savaşçısını uyandırmaya başlar.Nokkosmäki on Tikkurilan Jää-Veikkojen kasvatti.
Merak uyandırıcı idi.Kokemus oli järisyttävä.
Uyandıran Çarşamba veya "Rüzgârlı Çarşamba" olarak da bilinir.Suurta maanantaita, tiistaita ja keskiviikkoa kutsutaan sulhaspäiviksi tai yljänpäiviksi.
Big Week harekatı Almanlar için bir endişe uyandırmıştı.Suursaaren valtausyritys oli saksalaisille paha virhearviointi.
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........Ο άνθρωπος κοιμάται, κι εγώ είμαι ξύπνιος".
Gel, beni gaflet uykusundan uyandır.Β ξυπνά από τη φρενίτιδά του.
Mahmood, şarkının sözlerinin "bir anı uyandırdığını" ve içinde "çok fazla öfke olduğunu" açıkladı.Ο Mahmood εξήγησε ότι οι στίχοι του τραγουδιού "προκαλούν μνήμη" και ότι "υπάρχει πολύ θυμός" σε αυτό.
Özellikle çocuk uykudan 1,5 saat sonra uyandırılmalıdır.Το μωρό πρέπει να αρχίσει να θηλάζει, μέσα σε μισή ώρα από την γέννηση.
The New York Times'dan Neil Genzlinger filmin ''eğlenceli, zeki düşünce uyandıran'' olduğunu düşündü.Ο Νιλ Τζένζλινγκερ από την εφημερίδα The New York Times θεώρησε την ταινία "αστεία, έξυπνη τροφή για σκέψη."
Bu devrim tüm geri kalmış toplumlarda büyük heyecan uyandırır.Όμως η Επανάσταση ξεσήκωσε ενθουσιώδεις αντιδράσεις σχεδόν σε όλους τους τομείς της ρωσικής κοινωνίας.
Sabah 5'te herkesi uyandırıyor.Ανακτήθηκε στις 5.
Gözlemciler katılımcıların yüksek bir sesle uyandırıldığını belirtmiştir.Οι παρατηρητές ισχυρίστηκαν ότι τα υποκείμενα ξυπνούσαν από ένα δυνατό θόρυβο.
Uyandırıcı (Evoker): Uyandırıcılar orman konaklarının belirli odalarında tek seferde canlanırlar.Επισκέπτες: Μόνο προβολή νημάτων σε ορισμένα φόρουμ.
Bu bazı çevrecilerin öfkesini uyandırdı.Αυτό προκάλεσε λαϊκή οργή.
Sabah olduğunda programın yapımcısı Jaesuk'u uyandırır.Το Ξημερώνει είναι θεατρικό έργο του Νίκου Καζαντζάκη.
Hastanın uyandırılamaması söz konusudur.Patienten kan ikke vækkes.
Ardından Tyrion, Bronn tarafından uyandırılır ve Stark askerlerinin geldiği haberini alır.Senere bliver Tyrion vækket af Bronn, for at fortælle at Starkerne angreb.
Bu arada Jace, Clary ve Magnus; Jocelyn'i uyandırmak için Ragnor Fell'e gidip yardım isterler.Jace, Clary og Magnus tager afsted, og de opsøger Ragnor Fell.
Bu onları tahrik eder ve heyecan uyandırır.Det hæver forbandelsen og vækker hende.
Gel, beni gaflet uykusundan uyandır.Så vågner jeg af den hallucination.
Uyandırmadık fitne bırakmadın Sabatay Efendi.Men svigter stadig ikke sin hersker Orochimaru.
Tasarımı büyük bir yankı uyandırmıştır.Udblæsningen gav et drønende brøl fra sig.
Yaşadığı yer, betonlaşmış şehir mimarisinden uzak, ona huzur veren ve merakını uyandıran bir yerdi.Hypoteser lå uden for hans område, han ville kun give det pålidelige og sikre.
Hareket, halk arasında büyük yankı uyandırdı.Giftermålet vakte stor forargelse blandt byens gejstlighed.
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........«Asleep Or Awake?»
Listenin amacı, klasik Hollywood sinemasına ilgi uyandırmaktır.Listen er ment å tenne interesse for klassisk Hollywood-film.
Gel, beni gaflet uykusundan uyandır.Skisse av våken.
Sabah 5'te herkesi uyandırıyor.Alle kirkeklokker ringte kl 15.00.
Mahmood, şarkının sözlerinin "bir anı uyandırdığını" ve içinde "çok fazla öfke olduğunu" açıkladı.Mahmood selv forklarte at sangteksten «vekker minner», og at «det er mye sinne» og «sårhet» i den.
Bu tablo onda daha önce hiç hissetmediği duygular uyandırır.Filmen inneholder animasjon som aldri er gjort før.
Bu keşif tüm dünyada yankı uyandırdı.Hendelsen skapte sterk oppsikt verden over.
Bu engelleme, Türkiye'de ve dünyada çeşitli yankılar uyandırmıştır.Avgjørelsen vekket sterke reaksjoner både i Russland og andre steder i Europa.
Aspasia'nın Perikles ile olan ilişkisi ve buna bağlı siyasal nüfuzu tepki uyandırmıştır.Hennes forhold til Perikles og hennes underliggende politiske innflytelse skapte mange reaksjoner.
Yapılan tanıtımlar halkta heyecan ve ilgi uyandırmıştır.Publikum jubler av begeistring og forundring.
Küçük "Şebnem Perisi" çocukları uyandırmaya gelir.Stakkars liten jeg vil bringe denne piken trøst.
Anna Bolena operası ilk defa 26 Aralık 1830’da Milano’da sahnelenmiş ve çok büyük ilgi uyandırmıştır.Den tragiske operaen Anna Bolena ble med stor suksess uroppført 26. desember 1830 i Milanos Teatro Carcano.
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........Mungkin ia merenung, mungkin ada urusannya, mungkin ia bepergian; barangkali ia tidur, dan belum terjaga."
Listenin amacı, klasik Hollywood sinemasına ilgi uyandırmaktır.Daftar tersebut ditujukan untuk menimbulkan peminatan dalam sinema Hollywood klasik.

İlgili Sayfalar