uyandır ile cümle

uyandır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Uyandırıldığında bu sefer kolunda bir kesik vardır.Quando ela acorda, ela encontra arranhões em seu corpo.
Bu da bir kadın için köleliğin gerçekten özgürlük olup olmadığı konusunda şüphe uyandırıyor.Ainda se encontra em discussão se de facto Libertatia realmente existiu ou não.
"Bu şekilde 15 ila 20 dakika daha kısa—ve muhtemelen çok daha saygı uyandırıcı olurdu." yorumunda bulundu.Dez minutos é muito pouco, provavelmente precisavam de pouco mais".
Ancak bu durum yumuşak veya donmuş olarak servis edilen tatlılarda istenmeyen bir etki uyandırabilir.Porém, essa característica pode ser inconveniente em sobremesas de produtos lácteos suaves ou congelados.
Bölüm Jack'in hastalanmış olmasıyla ve Juliet'in onu uyandırmaya çalışmasıyla başlar.Jack tentou fugir surpreendendo Juliet enquanto ela lhe dava comida.
Gel, beni gaflet uykusundan uyandır.E então, acordou do sonho.
Bu arada Iraxxa, sayısız Buz Savaşçısını uyandırmaya başlar.Enquanto isso, Iraxxa revive os Ice Warriors na colmeia.
Onun muazzam çalışmaları, ilmini takip edenlerde büyük bir merak uyandırmıştır.Serão emocionantes experiências de vida contadas por quem as viveu.
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........Ze stond op. – Ik ga slapen, zei ze.
Ses sanki mezardan geliyormuş etkisi uyandırır.Mijn God, het lijkt alsof ik net uit het graf stap.
Bu durum, insanlarda şüphe uyandırdı.Dat maakte de omstandigheden verdacht.
Albümden çıkan singlelar Hidden Place, Pagan Poetry ve Cocoon büyük yankı uyandırdı.Van het album Vespertine zijn Hidden Place, Pagan Poetry en Cocoon uitgebracht.
Bu devrim tüm geri kalmış toplumlarda büyük heyecan uyandırır.Dit ontlokte grote verontwaardiging in revolutionaire kringen.
Gel, beni gaflet uykusundan uyandır.Dan ontwaakt hij uit zijn droom.
Gretel önce uykudan uyanır ve uyumakta olan Hansel'i uyandırır.Gretel wordt als eerste wakker, en wekt de slaperige Hänsel.
Ama Nehelenia'yı uyandıran kişi Galaksi'dir (Galaxia).Galluszuur is een bouwsteen voor looizuur (gallotannine).
Aspasia'nın Perikles ile olan ilişkisi ve buna bağlı siyasal nüfuzu tepki uyandırmıştır.Haar relatie met Perikles en haar latere politieke invloed veroorzaakte nogal wat reactie.
Bu bazı çevrecilerin öfkesini uyandırdı.Dit wekte de woede van de plaatselijke Schieringers.
Merak uyandırıcı idi.De zithoogte was verstelbaar.
Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir?Dan valt ze degene aan die haar wakker heeft gemaakt.
Sunita bağırarak herkesi uyandırır.Jerom maakt de reus wakker.
Bu onları tahrik eder ve heyecan uyandırır.Het spelen geeft hem spanning en opwinding.
Suyun altında yapılan araştırmalar bütün dünyada büyük heyecan uyandırdı.De onverwachte lancering veroorzaakte grote opwinding over de hele wereld.
Bu kitap geniş yankılar uyandırdı.Hierdoor ontstonden lange files.
Sabah 5'te herkesi uyandırıyor.Zes uur 's ochtends 5.
Yanlışlıkla oradaki bazı Dalekleri uyandırır.Hierdoor werden de Zuidelijken wakker.
Mahalle, barındırdığı Arap ve Romalı unsurlar nedeniyle geçmişte yolculuk hissi uyandırır.Het gebied wordt in het zuiden begrensd door de oude Gallische en Romeinse weg de Vecquée.
Öykünün ilk ismi Gök Gürlediği Zaman Beni Uyandır'dır.Over de naam van de eerste bouwheer tast men daardoor in het duister.
Tehdit savurmak da yine korku uyandırmak için kullanılır.Ook de schrikreflex kan versterkt worden door angst.
Küçük "Şebnem Perisi" çocukları uyandırmaya gelir.De dauwfee komt de kinderen wakker maken.
Boyun altı santim kısaldı, olsa olsa kırk beş kilosun ve hâlâ güzel, çekici, arzu uyandırıcısın.De plant wordt 15-45 cm hoog, heeft een kantige, behaarde stengel en vormt uitlopers.
Tabii uyandırıldığında film bize daha fazlasını vadediyor.Zijn motieven worden duidelijk naarmate de film vordert.
Bu hikâye Charles'ta büyük bir merak uyandırır.Het zijn woorden die Charles serieus neemt.
Kitap okurlar ve kritikler arasında ilgi uyandırmadı.Het boek kreeg veel aandacht van media, critici en lezers.
Uyandırmak için de megafon kullanılır.Het kreeg als titel Wake up.
David uyutulmakta olan Mühendisi uyandırır ve Weyland ne istediğini açıklamak için onun dilinde konuşur.David wekt de Engineer en stelt de vraag van Weyland aan hem.
20 yıl sonra İntegra'nın kanı onu uyandırır.Na 20 jaar zal de boom gaan bloeien.
Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir?Kto się ośmieli go zbudzić?
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........Lass sie schlafen! → Pozwól jej spać!
Sabah 5'te herkesi uyandırıyor.Pobudka o szóstej rano.
Tabii uyandırıldığında film bize daha fazlasını vadediyor.Po zakończeniu filmu rozległy się owacje.
Gel, beni gaflet uykusundan uyandır.Wybudza go ze snu wołanie Staśka.
Bu öyküler Bir Erin Ölümü, Gök Gürlediği Zaman Beni Uyandır ve Son İznin Son Günü idi.Jest sequelem Might and Magic VI: The Mandate of Heaven, poprzedza Might and Magic VIII: Day of the Destroyer.
Bu bazı çevrecilerin öfkesini uyandırdı.Wywołało to oburzenie niektórych klientów.
David uyutulmakta olan Mühendisi uyandırır ve Weyland ne istediğini açıklamak için onun dilinde konuşur.David wybudza Inżyniera z hibernacji i przemawia do niego z zamiarem wyjaśnienia tego, czego oczekuje Weyland.
Kısaca, herhangi bir renk, iki ayrı insanda aynı duyguları uyandırmayacaktır.Powstały w ten sposób kolor nie jest jednakowy u wszystkich osobników.
Yapıtları, biçimsel yeniliklerinden ötürü büyük ilgi uyandırdı.Samolot wzbudził duże zainteresowanie ze względu na swoją konstrukcję.
Aspasia'nın Perikles ile olan ilişkisi ve buna bağlı siyasal nüfuzu tepki uyandırmıştır.Związek Aspazji z Peryklesem i wynikające z tego jej wpływy polityczne, wywoływały sprzeciw.
Akıncılar, Avrupa'da korku uyandıran gözüpek savaşçılardı.Jako znakomici żeglarze i wojownicy, budzili postrach w ówczesnej Europie.
Kitap okurlar ve kritikler arasında ilgi uyandırmadı.Jego twórczość nie zyskała jednak większego uznania zarówno wśród czytelników, jak krytyki.
Cenazesi büyük yankı uyandırmıştır.Rytuały pogrzebowe odprawił panczenlama.
Bu kitap geniş yankılar uyandırdı.Tekst zdobiły dobrane ryciny.
Sunita bağırarak herkesi uyandırır.W nocy Dudu budzi się z krzykiem.
Yankı uyandırması beklenen deney, başarısızlıkla sonuçlanmıştır.Próby zdobycia, przygotowanego do obrony Kłodzka, zakończyły się niepowodzeniem.
İki takımın karşılaşmaları Avrupa'da ve dünyada ilgi uyandırmaktadır.Sukcesy obu lekarzy przyciągały pacjentów z całej Europy i Rosji.
Uyandırmadık fitne bırakmadın Sabatay Efendi.Nigdy jednak nie udzielił bez zgody papieża sakry biskupiej.
Bu süre zarfında genel görelilik merak uyandıran bir kuram olarak kalır.Zdajemy sobie sprawę, że w tak religijnym środowisku to mogłaby być iskrą zapalną.
Her sabah 6'da onu uyandırırım.Budzę go codziennie o 6 rano.
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........Lagen bestämmer själva om och när de skall äta, sova eller vila.
Bu film, tüm dünyada büyük yankı uyandırmakla birlikte günümüzdeki etkisini hala sürdürmektedir.Filmen har haft en mycket stor betydelse för långfilmens fortsatta genomslag i världen.

İlgili Sayfalar