uyandır ile cümle
uyandır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ayrıca Elfleri ve İnsanları bizzat yarattı ve uyandırdı.Inoltre crea e risveglia gli Elfi e gli Uomini.
Uyandırmadık fitne bırakmadın Sabatay Efendi."Dormi o sei sveglio, Lord Barnard?
Çocuk uyandırılarak idrarı yaptırılır.Il disturbo avviene soltanto quando il bambino è sveglio.
Cenazesi büyük yankı uyandırmıştır.Hendel Bashevia sepoltura.
Özellikle çocuk uykudan 1,5 saat sonra uyandırılmalıdır.Il bambino deve essere valutato per 1-5 minuti se è sveglio, per più tempo se sta dormendo.
Kitap okurlar ve kritikler arasında ilgi uyandırmadı.La collezione gli ha portato notevole attenzione e buona reputazione tra lettori e critici.
Korkuyla karışık bir saygı uyandırır.Silenzio assordante Silenzio inquietante.
Uyuyacağı sırada pirelerinden biri kaçar ve onu uyandırır.La mattina, l'amico tirerà la corda, svegliandolo.
Bu kitap geniş yankılar uyandırdı.Il libro causò considerevole scalpore.
Küçük "Şebnem Perisi" çocukları uyandırmaya gelir.Di colpo, la piccola puledrina si risveglia.
Bu engelleme, Türkiye'de ve dünyada çeşitli yankılar uyandırmıştır.Il testo ha provocato reazioni in tutto il Medio Oriente e in Turchia.
Suyun altında yapılan araştırmalar bütün dünyada büyük heyecan uyandırdı.Queste scoperte causarono una grande eccitazione in tutto il mondo.
Bu durum, insanlarda şüphe uyandırdı.Questo ha spaventato le persone.
Lütfen beni kahvaltı için uyandırın.Пожалуйста, разбудите меня к завтраку.
Onun hikayesi benim şüphemi uyandırdı.Его рассказ вызвал у меня подозрение.
Komşularımı uyandırmak istemiyorum.Я не хочу разбудить своих соседей.
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........Он просит разбудить себя или усыпить.
Bu arada Iraxxa, sayısız Buz Savaşçısını uyandırmaya başlar.Иракса тем временем пробуждает в улье ещё несколько ледяных воинов.
"Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkât ettiniz mi?"Вы остаётесь с чувством, что только что проснулись».
Bu şarkı da Filipinler'de büyük etki uyandırdı.Эта песня стала хитом на Филиппинах.
Şofar’ı üflemenin amacı, uyuyanları uykularından uyandırıp, yaklaşan yargı gününden haberdar etmektir .Он уговаривает её бежать с ним, и ночью они совершают побег.
Yanlışlıkla oradaki bazı Dalekleri uyandırır.Затем он замечает проснувшийся вулкан.
Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir?Но тот все же разбудил его.
Kitap okurlar ve kritikler arasında ilgi uyandırmadı.Повесть вызвала споры среди читателей и критиков.
Gel, beni gaflet uykusundan uyandır.Это помогает пробуждению и выходу из состояния «сна наяву».
Merak uyandırıcı idi.Любопытство его было невероятным.
Yapıtları, biçimsel yeniliklerinden ötürü büyük ilgi uyandırdı.Вид получил широкую известность благодаря своему репродуктивному поведению.
Sabah 5'te herkesi uyandırıyor.В 5 часов вечера он занял его.
Bu keşif tüm dünyada yankı uyandırdı.Эта новость ошеломила весь мир.
Sarsıntılar vatandaşları uyandırdı ve binalar sallanıyordu, "çığlıklar ve sesler duyuluyordu".Они стучали в окно и кричали: «Вставайте и молитесь, собаки!»
Uyandırmadık fitne bırakmadın Sabatay Efendi.Ударом судьбы не убиты, не свалены, Жив педагог Калабалин Семён.
The New York Times'dan Neil Genzlinger filmin ''eğlenceli, zeki düşünce uyandıran'' olduğunu düşündü.Нил Гензлингер из газеты The New York Times назвал мультфильм «смешным, умным и заставляющим задуматься».
Buna rağmen bu dava uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.Это судебное дело вызвало широкий международный резонанс.
Konular okuyucuda merak uyandırmalı, aynı zamanda da eğitici ve bilgilendirici olmalıdır.Книга должна быть несложной для чтения и одновременно интересной.
Bu bazı çevrecilerin öfkesini uyandırdı.Это вызвало всплеск ярости горожан.
Bu devrim tüm geri kalmış toplumlarda büyük heyecan uyandırır.Этот эпизод создал ему большую известность в революционных кругах.
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........2- البعث من النوم: يقال: بعثه من منامه إذا أيقظه.
Fotoğrafların yayımı medyada tepki uyandırdı ancak Madonna meydan okudu ve özür dilemedi.وقد نشرت الصور في وسائل الإعلام، وأثار الغضب، ولكن مادونا لم تعتذر عن تلك الصور.
Gel, beni gaflet uykusundan uyandır.فاستيقظ عزير من نومه.
Bu durum, insanlarda şüphe uyandırdı.يبدو أن هذا قد هدأ الناس.
Bu olaylar ve takip eden dava İtalyan medyasında büyük yankı uyandırdı.حظيت هذه الأحداث والمحكمة على صيت واسع في وسائل الإعلام الإيطالية.
Shakespeare hakkında verdiği açılış dersi büyük yankı uyandırdı.وكان لمحاضراتها التي ألقتها عن شكسبير صدى كبير.
Grubun açtığı ve liman çevresindeki balıkçıları konu alan sergi, büyük ilgi uyandırdı.وقد أثار المعرض الذي تناول موضوعين وهما إفتتاح المجموعه والصيادين حول الميناء إهتماما كبيرا.
Ve bunu "Korkarım uyuyan devi uyandırdık ve korkunç kararla onu doldurduk." şeklinde dile getirdi.يقول:"أخشى أن كل قمنا به كان لإيقاظ عملاقا نائما جرى شحنه بالفضب مع تصميم رهيب."
Bu engelleme, Türkiye'de ve dünyada çeşitli yankılar uyandırmıştır.هذه العملية أحدثت صدمة في مصر وفي العالم كله.
Bu eserler toplumda yeterince ilgi de uyandırdı.وأثار هذا الاعلان اهتماما كبيرا في مجتمع المطورين.
Çiftçinin sabahları onu uyandırması oldukça zor olur.وسينصحك الطبيب على الأرجح بأخذها صباحاً.
Sarsıntılar vatandaşları uyandırdı ve binalar sallanıyordu, "çığlıklar ve sesler duyuluyordu".الغبار معلق في الهواء والمباني تحترق والناس يركضون وكان هناك الكثير من الصراخ".
Sabahları horoz ve diğer kuşlar beni uyandırıyor.يوقظني الديك وطيور أخرى في الصباح.
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........«Acorda, Acordo, ou dorme para sempre».
Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir?Não tem coragem de acordá-lo.
Ses sanki mezardan geliyormuş etkisi uyandırır.Sua voz soa como se saísse de dentro de um túmulo.
Fotoğrafların yayımı medyada tepki uyandırdı ancak Madonna meydan okudu ve özür dilemedi.A publicação das fotos causou um alvoroço da mídia, mas Madonna permaneceu desafiadora e sem remorso.
Çocuk uyandırılarak idrarı yaptırılır.Fazendo a criança sentir-se segura.
Bu öyküler Bir Erin Ölümü, Gök Gürlediği Zaman Beni Uyandır ve Son İznin Son Günü idi.E chamou Deus o firmamento Céus, e foi a tarde e a manhã, o dia segundo."
Koyu renkleri ve ağır fırça darbeleri bir tehdit hissi uyandırır.A paleta escura e as fortes pinceladas transmitem uma sensação de perigo e ameaça.
Bu esnada, kadınlar da, evi düzenler ve çocukları uyandırır.Ele é quem toma conta da casa e, consequentemente, dos filhos.
Her bölümün sonu ve başı merak uyandıracak şekilde olacak.A descrição do início e final de cada segmento está a seguir.
İnsanın içinde dışarı çıkıp bir şeyler içmek için müthiş bir istek uyandırıyor..Dá uma grande sensação interior, como quereres e teres vontade de sair e beber...
Enkazın kendisinin yanına inmek Cameron ve ekibinde "o gerçeklik seviyesine ulaşma" isteği uyandırdı.Descer ao verdadeiro lugar fez Cameron e a equipe quererem "fazer jus a aquele nível de realismo ...