uyandır ile cümle

uyandır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Sabah olduğunda programın yapımcısı Jaesuk'u uyandırır.Gegen Ende des Jahres stieß die Band auf den Produzenten Giuseppe Morazzoni.
Kitap okurlar ve kritikler arasında ilgi uyandırmadı.Ihre Veröffentlichung stieß allerdings bei Lesern und Kritikern nicht auf großes Interesse.
Bu eserler toplumda yeterince ilgi de uyandırdı.Diese Unruhen erregten große Aufmerksamkeit in der Gesellschaft.
Bu tablo onda daha önce hiç hissetmediği duygular uyandırır.Dort ist sie erschrocken über nie erlebte Eindrücke.
Tasarımı büyük bir yankı uyandırmıştır.Sein Design erregte beträchtliches Aufsehen.
Uyandırmadık fitne bırakmadın Sabatay Efendi.Doch gelang es ihnen nicht, durch die Verbrennung die Verehrung des heiligen Sava zu unterdrücken.
Frege’nin bu farklılaştırmaları dilbilimsel semantik içerisinde de büyük bir yankı uyandırmıştır.Freges Differenzierungen haben auch in der linguistischen Semantik eine große Resonanz gefunden.
Bu ise, Pakistan'da Amerika hakkında bazı şüpheler uyandırdı.Das ließ Indonesien langfristig misstrauisch gegenüber Amerika bleiben.
Bu senaryo özgür iradeyle ilgili sorular uyandırmaktadır.Damit entstand die Idee zu einer Freilichtbühne.
Özellikle çocuk uykudan 1,5 saat sonra uyandırılmalıdır.Spätestens nach einer halben Stunde wird das Opfer ohnmächtig, nach ein bis vier Stunden tritt der Tod ein.
Yanlışlıkla oradaki bazı Dalekleri uyandırır.Das Erwachen Arabiens.
Tehdit savurmak da yine korku uyandırmak için kullanılır.Mit Angst wird eine andere Angst abgewehrt.
Bu bazı çevrecilerin öfkesini uyandırdı.Dies löste eine Welle der Empörung aus.
Sabah 5'te herkesi uyandırıyor.Bis 17 Uhr fahren alle Fahrgeschäfte vergünstigt.
Buna rağmen bu dava uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.Der Fall erregte großes internationales Aufsehen.
Periler, şehzadeyi uyutup kızı uyandırırlar.Der Schuss fällt … und die Gräfin erwacht.
Onun uygunsuz hareketleri kuşkumuzu uyandırdi.Son comportement inhabituel éveilla notre méfiance.
Bebeği uyandırmamak için hareketsiz bir biçimde orada oturuyor.Elle s'assit là immobile, pour ne pas réveiller le bébé.
Annemden beni saat dörtte uyandırmasını istedim.J'ai demandé à ma mère de me réveiller à quatre heures.
Tom Mary'yi uyandırmaya çalışıyor.Tom essaie de réveiller Marie.
Kral uyuyor ver onun uyandırılmasına müsaade edemeyiz.Le roi dort et on ne peut se permettre de le réveiller.
Tom'u uyandırdı.Elle réveillait Tom.
Tom'u uyandırdılar.Ils ont réveillé Tom.
Umarım seni uyandırmıyorum.J'espère que je ne te réveille pas.
Fazla bağırmayın, komşuları uyandıracaksınız!Ne criez pas si fort, vous allez réveiller les voisins !
Umarım sizi uyandırmadım.J'espère que je ne vous ai pas réveillée.
Git Tom'u uyandır ve ona kahvaltının hazır olduğunu söyle.Vas réveiller Tom et dis lui que le petit déjeuner est prêt.
Mary Tom'u uyandırdı.Marie réveilla Tom.
Beni uyandıran gürültü.C'est le bruit qui m'a réveillé.
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........Il faut donc les endormir et palper ».
Beni uykularımdan tekrar uyandırdı.")Puis il s’est tourné vers moi pour que je le réalise ».
Gel, beni gaflet uykusundan uyandır.Mais attends-toi à te réveiller en sueur.
Angelus, Acathla'yı uyandırmak için kendi kanını kullanır.Angelus apprend alors qu'il faut son propre sang pour activer Acathla.
Tabii uyandırıldığında film bize daha fazlasını vadediyor.À la fin du film, il choisit de se réveiller.
Bu yüzden merak uyandırdı ve çoğ insan onu sesinden dolayı zenci sandı.On comprend qu'il pleurait car il avait peur du noir.
Yanlışlıkla oradaki bazı Dalekleri uyandırır.Les Walkyries éveillées.
Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir?Qui eût osé se fâcher après cela ?
Camlar Şehri'nde tekrar uyandırılmıştır.Cabral fut rappelé en Inde.
Kısaca, herhangi bir renk, iki ayrı insanda aynı duyguları uyandırmayacaktır.En effet, une même amorce n’aura pas la même incidence sur deux personnes différentes.
Çocuk uyandırılarak idrarı yaptırılır.Durant la pause, les enfants se réveillent.
Sabah 5'te herkesi uyandırıyor.Il meurt a cinq heures du matin.
Bu bazı çevrecilerin öfkesini uyandırdı.Ce gigantisme a provoqué l'hostilité de certains riverains.
Lowell Mars ve Mars’ta yaşam üzerine kamuda büyük bir yankı uyandıran kitaplar yayımladı.Lowell publia divers livres sur Mars et sur la vie martienne qui eurent une grande influence sur le public.
Ciltte yanıcı bir his uyandırırlar.Je sens un fouettement brûlant dans le dos.
Liderleri adamlarını uyandırmaya geldiğinde hepsinin ya ölü ya da kaçtığını görür.Ils y accostent et constatent que tous ses occupants sont disparus ou morts.
Bu tablo onda daha önce hiç hissetmediği duygular uyandırır.Il commence à ressentir des sensations qu'il n'avait jamais connu.
Bazı taşınabilir bilgisayarlar uyandırmak için gereken süreyi artırır.Une bonne maintenance logicielle permet d'allonger la durée de vie du logiciel.
Susan'nın bir arkadaşı öğle yemeği için gelir, T-Bag şüphe uyandırmadan onu cezbeder.Susan lui demande ce qu'il projette de faire, mais T-Bag est perdu dans ses pensées.
Bu sırada annesi onu bulur ve uyandırmaya çalışır.Elle passe alors son temps à le retrouver et tenter de l'avoisiner.
Uyandırıldığında bu sefer kolunda bir kesik vardır.À son réveil, elle est tourneboulée.
Plüton'un gezegen olarak keşfedilmesi, tüm dünyada yankı uyandırdı.Remarqué par Octavio Paz, il expose dans le monde entier.
Bu kitap geniş yankılar uyandırdı.Cet épisode a suscité une littérature abondante.
Üzücü olmasına karşın bir teselli hissi de uyandırır.Bien qu'aventurière, elle tient néanmoins à son confort.
Islâm halklarının dillerini bilmesi onda Doğu edebiyatlarına karşı bir ilgi uyandırdı.Il y enseignera les langues orientales, ses traductions lui apporteront une réputation certaine.
Uyandırmak için de megafon kullanılır.Un réveil explosif.
Bu şarkı da Filipinler'de büyük etki uyandırdı.La chanson She Had You a été un tube aux Philippines.
Kahve beni uyandırıyor.El café me está despertando.
Git ve Mary'yi uyandır.Vete a despertar a Mary.
Mary'yi uyandırmaya git.Vete a despertar a Mary.
Bebeği uyandırmaya korkuyordu.Ella temía despertar al bebé.

İlgili Sayfalar