Öğrencilik yıllarında kurdukları "On'lar grubu" yankı uyandırmıştı.Těm, kdo se vi(m) naučí, slouží pak věrně desítky let.
1 - İnsanlar Hildórien'de uyanır.S prvním východem Slunce se v Hildórienu probouzejí první lidé.
Ancak daha sonra gerçekten uyanıyorum ve 32 yaşında olduğumu görüyorum.Pak zjistí, že je dospělá, že jí je 22 let.
Eğer erkenden uyanılırsa yengeç ölüp toz hâline gelmektedir.Jen když odleží, vyzraje, změkne, tehdy se stává snadněji stravitelným.
Odin uyanır.Olivie se probouzí.
Şarkı kısa sürede tüm Türkiye'de büyük yankı uyandırdı.Píseň brzy dosáhla značné popularity na celé Ukrajině.
Sonraki sabah, Nina yalnız uyanır ve provaya geç kalır.Ráno ale zaspí a dorazí na zkoušku pozdě.
Amanda, bir gün hiç bilmediği bir yerde uyanır ve ne olduğunu anlamaz.Když se Tianna jednoho dne probudí, neví kde je.
Sonrasında Spears uyanır.Gru se pak probudí.
Bunlar tam uyuma veya uyanma esnasında oluşurlar.Objevují se v jeho průběhu nebo při probouzení.
Azmi uyandığında bir şey anlamaz.Po probuzení si na nic nepamatují.
Uyanınca çok sevindim.Pak se probudíš.
Uyandığında ağzından ve burnundan gerçekten kan gelmektedir.Kolem nosu a úst se objevuje krvavá pěna.
Sunita bağırarak herkesi uyandırır.Zeyera Probuzení op.
Firavun uyandığında çok kaygılandı.Z tohoto snu se probudila vyděšená.
David bir sabah uyandığında zalim kadının kardeşini tekmeleyerek öldürdüğünü görür.Když se David jednoho dne probudí, tak zjistí, že žena ukopala k smrti jeho bratra (přeměněného v psa).
1000 yıl boyunca donuk kalır ve 2999 yılının son gününde uyanır.Rozmražen je až po 1000 letech, 31. prosince 2999 a zjišťuje, že se nachází v Novém New Yorku.
Nihayet hanedana intisabı oluşu da hakkında tereddütler uyandırmakta idi.Souběžně s ním do vádí al-Araba ústí i Nachal Paran.
Dalekler uyanıp Doktor'u yakalamaya çalışır.Vetřelec se probudí a zaútočí.
Dan uyandığında hayal kırıklığına uğradı.Jan se probouzí.
Tanrı, emirlerine uyanları mükafatlandırır, uymayanları eğer tövbe etmezlerse cezalandırır.Ninivané se obrací v naději, že i Bůh obrátí a odvrátí od nich (totéž sloveso) svůj hněv a trest.
Bu durum, insanlarda şüphe uyandırdı.Tím se dostal do povědomí lidí.
Gel, beni gaflet uykusundan uyandır.Za snu se probudí bakchantka.
Uykudan uyanan Baykal kendi sularını titretti.Bledý šermíř se probudil ze svého spánku.
Vergi skandalı Türk medyasında da büyük yankı uyandırmıştır.Tureckou politickou scénou otřásá rozsáhlý korupční skandál.
Doktor revirde uyanır.Jackson se probudí v sarkofágu.
Rick'in uyandığı oda görünüşe göre terk edilmiş bir hastane'ye aittir.Když místostarostka odešla, Nick našel tajný tunel vedoucí do opuštěné nemocnice za Zootropolí.
Buffy yatakhanede uyuyup evde uyanıyor.Homer v práci spí a je vyhozen.
Tehdit savurmak da yine korku uyandırmak için kullanılır.Misto vděčnosti se opět dočkají výhrůžek.
Kendimizi eğitmeli, uyanmalı ve bununla ilgili bir şeyler yapmalıyız.Získáme respekt, má o nás zájem a chce vědět více.
Tom uyanır ve onu hıçkırık tutar.Michal je ale vyleká a zažene.
Sabah top sesiyle uyanırlar.Ráno se probudí se šlehačkou na obličeji.
(Plütark) “Yaşam bir rüyadır, ölüm de bir uyanış.”Citát k videu byl: "Život je válka a válka je bolest".
Uyandıñ mı?Proč vstát...
Bu adam Meryem'in saflığı hakkında şüphe uyandıranların kötü niyetini temsil ediyor.Ti obviňují Marii ze záměny Ježíšových myšlenek.
Bunun üzerine genç kız uyanır ve kendine geldiğinde hikâyesini anlatmaya başlar.Jakmile se uklidnil, začal vyprávět svůj příběh.
Destiny'deki odasında uyanır.TJ se probouzí na Destiny.
Bu kitap geniş yankılar uyandırdı.Díky tomu kapela zaznamenala velké ohlasy.
Ona şeytani Titanların hikâyesini anlatıp yanlışla onları uyandırır.Nastraží tyranům léčku a zbavuje se jich.
Ülke vatandaşlarının çoğu bu propagandası anlamak bile istememiş, ona uyanları ise kınamışlardır.Většina z nich se ani nepokusila o pohled z druhé strany a prostě za to Američany odsoudila.
Bu onları tahrik eder ve heyecan uyandırır.Její práce nutí k zamyšlení a vyvolávají emoce.
İki takımın karşılaşmaları Avrupa'da ve dünyada ilgi uyandırmaktadır.Oba kanály výrazně zlepšily spojení se zbytkem Evropy a světem.
Colindres sert bir acıyla uyandı ve bir şeyin üzerine yattığını fark etti.Prochorov byl z toho tak vystrašený, že omdlel.
Aiden artık gerçekten uyanmıştır.Velký ohlas ale tehdy skutečně nevzbudila.
Bir sonraki günün sabahına da uyanınca, kemiği kırabileceği düşüncesi yeniden oluştu.Když se druhý den probudí, pamatuje si jen matně co se dělo.
Bu mektup Ferdindand’ın eline geçer ve kıskançlık gibi kindar duygular uyanmaya başlar.Tento dopis se dostane k Ferdinandovi a vyvolá to v něm naprosté zoufalství.
Kalbi uyanık tutmak gerekir.Postižený by měl zůstat v klidu.
Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir?Dokonce ji kvůli tomu vzbudí.
İnsanın içinde dışarı çıkıp bir şeyler içmek için müthiş bir istek uyandırıyor..Muž do sebe hodí drink a rychle padá pryč.
Uyanış sözcüğü sözcük anlamıyla, bilindiği gibi, uyku halinden uyanıklık haline geçişi belirtir.Slovo probuzení se jeví jako vhodné také proto, že implikuje představu člověka probuzeného ze snu.
Uyan kimse olmazsa, Uluslararası Kök Hücre Bankasından aranıyor.Krátce před znárodněním byl zastaven bankovnímu ústavu.
Sabah 5'te herkesi uyandırıyor.Tyto jednotky vyráží kolem páté hodiny ranní.
Uyanıp Jack'i bulamayan Charlie çılgına döner.Page se ale nedopatřením do Jacka zamiluje.
Bu bir rüya ve ben yakında uyanacağım!Acesta este doar un vis și în curând mă voi trezi.
Hababam Sınıfı Uyanıyor.Clasa muncitoarească s-a trezit.
Beni uykularımdan tekrar uyandırdı.")Brav bici ai fost, pe brav stejar să mi te odihnești!”
Uyandığında yanı başında duran yemek ve suyu fark eder.Când prizonierul se trezește, descoperă hrană și apă în apropiere.
Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir?Cine ar îndrăzni să tăgăduiască această învățătură?
Tanrı, emirlerine uyanları mükafatlandırır, uymayanları eğer tövbe etmezlerse cezalandırır.Dumnezeu promite o recompensă celor care l-au ascultat, iar pe cei necredincioși îi amenință cu pedeapsa.
Tom uyanır ve onu hıçkırık tutar.Tom îl ridică furios și-l leagă cu o sfoară.