Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir?Dan valt ze degene aan die haar wakker heeft gemaakt.
Sunita bağırarak herkesi uyandırır.Jerom maakt de reus wakker.
Bu onları tahrik eder ve heyecan uyandırır.Het spelen geeft hem spanning en opwinding.
Hababam Sınıfı Uyanıyor.Hij wordt wakker in de universiteit.
Suyun altında yapılan araştırmalar bütün dünyada büyük heyecan uyandırdı.De onverwachte lancering veroorzaakte grote opwinding over de hele wereld.
Halk, üç uyanık arkadaşa sorular sorar, bunlara uygun birer cevap alırlar.Drie kandidaten moeten vragen foutloos beantwoorden.
Uyandıktan sonra araştırma odasına geçerler.Vlak na zijn vertrek stormt laatstgenoemde de recherchekamer binnen.
Sonrasında Spears uyanır.De volgende morgen wordt Haeckel wakker.
Bu kitap geniş yankılar uyandırdı.Hierdoor ontstonden lange files.
Sabah 5'te herkesi uyandırıyor.Zes uur 's ochtends 5.
Uzun süre komada kalan Mr. Emin, bir gün komadan uyanır.De volgende ochtend maakt de kongruwer heer Bommel al vroeg wakker.
Uyku felciyse uyanma esnasında geçici bir konuşamama ya da hareket edememe durumudur.Slaapverlamming: een tijdelijk onvermogen te kunnen bewegen bij het in slaap vallen of ontwaken.
Yanlışlıkla oradaki bazı Dalekleri uyandırır.Hierdoor werden de Zuidelijken wakker.
Uyanınca rüyasındaki gibi gardrobunu açar.Wanneer hij neerstort, ontwaakt hij uit een droom.
Dawn ve Kit düştükleri yerde uyanırlar.Dag en Heidi ontwaken bij het haardvuur.
Mahalle, barındırdığı Arap ve Romalı unsurlar nedeniyle geçmişte yolculuk hissi uyandırır.Het gebied wordt in het zuiden begrensd door de oude Gallische en Romeinse weg de Vecquée.
Öykünün ilk ismi Gök Gürlediği Zaman Beni Uyandır'dır.Over de naam van de eerste bouwheer tast men daardoor in het duister.
Sabah uyanmışlar bir de bakmışlar ki ayı gitmiş.Het meisje wordt voor zonsondergang wakker en ziet dat de vijver leeg is.
Tehdit savurmak da yine korku uyandırmak için kullanılır.Ook de schrikreflex kan versterkt worden door angst.
Küçük "Şebnem Perisi" çocukları uyandırmaya gelir.De dauwfee komt de kinderen wakker maken.
6. sezonun finalinde ise uyku lanetine maruz kalır, Bonnie öldüğü zaman Elena uyanacaktır.Dat betekent dat Elena in een diepe slaap valt en ze weer wakker zal worden zodra Bonnie sterft.
Çocukluk yılları, son şiirlerinde derin bir nostalji ile tekrar uyanmıştı.In zijn latere poëzie blikt de dichter nostalgisch terug op zijn onbezorgde jeugdjaren.
Uyandığında kendini bir gemide bulur.Als ze weer wakker worden, zijn ze aan boord van een schip.
Yatağına yatar ama bir süre uyanık kalır.Ze valt op een bed en komt in een diepe slaap.
Boyun altı santim kısaldı, olsa olsa kırk beş kilosun ve hâlâ güzel, çekici, arzu uyandırıcısın.De plant wordt 15-45 cm hoog, heeft een kantige, behaarde stengel en vormt uitlopers.
Shih-Tzu uyanık ve cesur bir köpektir.De staffordshire-bulterriër is een moedige, vastberaden en intelligente hond.
Aynı zamanda içindeki şeytan geni uyanır.Ook de plagende dwerg duikt daar weer op.
Cordelia gizemli bir şekilde komadan uyanır.In Lilliput wordt Gulliver wakker.
Destiny'deki odasında uyanır.Hij zet het bed in Kathy’s kamer.
Harry uyanır fakat belli etmez.Michael wordt wakker en hij is gedesoriënteerd.
Tabii uyandırıldığında film bize daha fazlasını vadediyor.Zijn motieven worden duidelijk naarmate de film vordert.
Bu hikâye Charles'ta büyük bir merak uyandırır.Het zijn woorden die Charles serieus neemt.
(İlk kez 1715'te uyandı.)Het werd voor het eerst genoemd in 1526.
Kitap okurlar ve kritikler arasında ilgi uyandırmadı.Het boek kreeg veel aandacht van media, critici en lezers.
Rick bir süre sonra uyanır ve kendisini yatağa bağlanmış olarak bulur.Jeff ontwaakt een tijd later en is dan vastgebonden.
Uyandırmak için de megafon kullanılır.Het kreeg als titel Wake up.
David uyutulmakta olan Mühendisi uyandırır ve Weyland ne istediğini açıklamak için onun dilinde konuşur.David wekt de Engineer en stelt de vraag van Weyland aan hem.
Bununla beraber gece uykusu esnasında sık sık uyanma durumları görülür.Sommigen zijn in periodes de gehele nacht wakker.
20 yıl sonra İntegra'nın kanı onu uyandırır.Na 20 jaar zal de boom gaan bloeien.
Charlie uyanır ve kendini tanıtır.Sarah valt en raakt bewusteloos.
Uyandığında ağzından ve burnundan gerçekten kan gelmektedir.Er loopt bloed uit haar mond en neus.
Onun meraklılığı uyandı.Zijn nieuwsgierigheid werd gewekt.
Genellikle saat altıda uyanır.Gewoonlijk staat hij om zes uur op.
Erkek kardeşim her zaman benden erken uyanır.Mijn broer staat altijd voor mij op.
Şimdi tamamen uyanığım.Ik ben nu helemaal wakker geworden.
Bugün kütüphanede çalışmam gerekiyordu ama yaklaşık 12.00'de uyandım.Eigenlijk had ik vandaag in de bibliotheek moeten studeren, maar ik ben pas rond de middag wakker geworden.
Uyanık kalmalıyız.We moeten wakker blijven.
Tom uyanınca burada olmak istemiyorum.Ik wil er niet zijn als Tom wakker wordt.
Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir?Kto się ośmieli go zbudzić?
Firavun uyandığında çok kaygılandı.Faraon przebudził się.
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........Lass sie schlafen! → Pozwól jej spać!
Uyanınca çok sevindim.Dreszcze podczas wybudzania.
Sabah 5'te herkesi uyandırıyor.Pobudka o szóstej rano.
Rodolfo uyanmıştır ve Marcello'yu görüşmek için dışarı çıkar.Ten budzi się i wychodzi szukać Marcello.
Bu sırada Louis uyanmıştır.Wtedy Evan się budzi.
Odin uyanır.Noa budzi się.
Tabii uyandırıldığında film bize daha fazlasını vadediyor.Po zakończeniu filmu rozległy się owacje.
Gel, beni gaflet uykusundan uyandır.Wybudza go ze snu wołanie Staśka.
Uyandığında bir operasyon odasındadır.Podczas operacji budzi się pacjent.
Bu öyküler Bir Erin Ölümü, Gök Gürlediği Zaman Beni Uyandır ve Son İznin Son Günü idi.Jest sequelem Might and Magic VI: The Mandate of Heaven, poprzedza Might and Magic VIII: Day of the Destroyer.