Uyandığında ise yaralı İsa gitmiştir.Quando o soldado acorda, a cientista desapareceu.
Alan bu sefer Cauldron Gölü'ndeki bir akıl hastanesinde uyanır.Alan acorda no Alojamento de Cauldron Lake, um hospital para doentes mentais.
Lisa, bir sabah güçlü bir depresyon ile uyanır.Depressão é agravada na parte da manhã.
Bu arada Iraxxa, sayısız Buz Savaşçısını uyandırmaya başlar.Enquanto isso, Iraxxa revive os Ice Warriors na colmeia.
Onun muazzam çalışmaları, ilmini takip edenlerde büyük bir merak uyandırmıştır.Serão emocionantes experiências de vida contadas por quem as viveu.
Thor da uyanınca bunu görür.Acreditava-se que o rover poderia acordar quando ela terminasse.
Yahudi geleneklerine uyan çeşitli gruplar bulunmaktadır.São vários grupos em todos os continentes que observam práticas judaizantes.
Tropopkinin En Merak Uyandıcı 25 İnsanı listesinde 15ci sırada çıktı.Ficou em 15º lugar no Top 25 de Pessoas Mais Intrigantes da revista Tropopkin.
Uyandığımda kar yağıyordu.Quando acordei estava nevando.
Hey, uykucu, uyan!Ô dorminhoco, acorde.
Sen hâlâ uyanık mısın?Você ainda está acordado?
1 - İnsanlar Hildórien'de uyanır.1 - Met de opkomst van de Zon ontwaken de Mensen in Hildórien.
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........Ze stond op. – Ik ga slapen, zei ze.
Sabah top sesiyle uyanırlar.Het offervuur wordt in de ochtend opgerakeld.
Uyandığınızda yine teğmen arayacak.Als je weer wakker wordt 2.
Odin uyanır.Jason wordt wakker.
Ses sanki mezardan geliyormuş etkisi uyandırır.Mijn God, het lijkt alsof ik net uit het graf stap.
Bu bir rüya ve ben yakında uyanacağım!Als een droom die vroeg wakker wordt.
Uyandığında bir operasyon odasındadır.Ze wordt wakker in het ziekenhuis.
Bir sabah uyandığında ailesini bulamaz.Als hij de volgende morgen wakker wordt is zijn familie verdwenen.
Alan bu sefer Cauldron Gölü'ndeki bir akıl hastanesinde uyanır.Alan wordt wakker in de kliniek van Dr. Hartman (Cauldron Lake Lodge).
Aiden artık gerçekten uyanmıştır.De ware Thor is inmiddels ontwaakt.
Bu durum, insanlarda şüphe uyandırdı.Dat maakte de omstandigheden verdacht.
BVI birey sabah uyandıktan hemen sonra ölçülür.Tsjechov was er 's morgens vroeg net na het opstaan.
Kendimizi eğitmeli, uyanmalı ve bununla ilgili bir şeyler yapmalıyız.Ze worden geacht er te werken, onderwijs te volgen en voor een deel voor zichzelf te zorgen.
Albümden çıkan singlelar Hidden Place, Pagan Poetry ve Cocoon büyük yankı uyandırdı.Van het album Vespertine zijn Hidden Place, Pagan Poetry en Cocoon uitgebracht.
Bu devrim tüm geri kalmış toplumlarda büyük heyecan uyandırır.Dit ontlokte grote verontwaardiging in revolutionaire kringen.
Normalde, kişi uyanıkken beyin dalgaları düzenli bir ritim gösterir.Wanneer iemand wakker is, vertonen de hersengolven een bepaald ritme.
Uyanınca çok sevindim.Katergevoel na het wakker worden.
Ancak daha sonra gerçekten uyanıyorum ve 32 yaşında olduğumu görüyorum.Amper een maand later stierf hij op 32-jarige leeftijd.
Uykudan uyanan Baykal kendi sularını titretti.6 Elder Dragons die sliepen zijn uit hun slaap gewekt.
Apansız uyanırsan (beste), Benzemez kimse sana (güfte) en meşhur yapıtlarıdır.Maar als u niet wakker wordt, kom Ik onverwacht als een dief, op een tijdstip dat u niet kent."
Gel, beni gaflet uykusundan uyandır.Dan ontwaakt hij uit zijn droom.
Bir sonraki günün sabahına da uyanınca, kemiği kırabileceği düşüncesi yeniden oluştu.Wanneer ze de volgende dag wakker wordt, blijkt die nacht haar ringvinger geamputeerd.
1000 yıl boyunca donuk kalır ve 2999 yılının son gününde uyanır.Pas 1000 jaar later, in het jaar 2999, wordt hij weer ontdooid.
Sabah horoz sesiyle uyanırlar.Heel vroeg in de ochtend worden ze gewekt door het geluid van de zaagmolen.
Uyandığında Orlok'u göremez.Ze krijgt Drew niet wakker en vertrekt.
Clara hâlâ uyanmamak için direnir.Alleen Bell blijft wakker.
Karakteristik olarak, kişi çok erken uyanmakta ve uykuya geri dönememektedir.Moeilijk in slaap kunnen komen of te vroeg wakker worden.
"Artık Uyanın!".Word wakker!
Bu hayalle uyudum, bu hayalle uyandım.Ik droomde dat ik wakker was.
Şemsun uyanarak bağı kopardı.Ik liet van schrik mijn soepketel vallen.
Bu gelişme, halk arasında ilgi uyanmasına ve fotoğrafın yaygınlaşmasına yarar.Dat kan storend werken en de aandacht van de foto afleiden.
Anka'nın Uyanışı (İng.Na het vertrek van Enka.)
İlhan bu soruyu Çünkü bir millet uyanıyor.Maar wíj willen dat de mensen wakker zijn.
Gretel önce uykudan uyanır ve uyumakta olan Hansel'i uyandırır.Gretel wordt als eerste wakker, en wekt de slaperige Hänsel.
Ama Nehelenia'yı uyandıran kişi Galaksi'dir (Galaxia).Galluszuur is een bouwsteen voor looizuur (gallotannine).
Aspasia'nın Perikles ile olan ilişkisi ve buna bağlı siyasal nüfuzu tepki uyandırmıştır.Haar relatie met Perikles en haar latere politieke invloed veroorzaakte nogal wat reactie.
Dan uyandığında hayal kırıklığına uğradı.De volgende dag wordt ze gedesillusioneerd wakker.
Bu sefer sanatçı başka bir küvette uyanır.De speler kon deze keer ook in een bommenwerper zitten.
Dalekler uyanıp Doktor'u yakalamaya çalışır.Daland wordt wakker en ontmoet de vreemdeling.
Müzeyyen hanım bu esnada uyanır.Jason wordt net op dat ogenblik wakker.
Bu kurallara uyanları ise dürüst (İbranice: hasid) olarak adlandırır.Iemand die dat bereikt heeft, wordt een arahant (heilige) genoemd.
Bu bazı çevrecilerin öfkesini uyandırdı.Dit wekte de woede van de plaatselijke Schieringers.
Ertesi sabah Abraham uyanır ve Ellen ve çocuklarının gittiğini görür.Vervolgens is het ochtend en worden Sid en de kinderen wakker.
Merak uyandırıcı idi.De zithoogte was verstelbaar.
Bu sırada Louis uyanmıştır.De volgende ochtend wordt Ludwig wakker.
Ama şimdi onların diğerlerinden daha uyanık olduklarından kuşkulanmaya başladım." diyerek gösterir.Volgens Nagy weet ieder mens ten diepste: een ander is aangewezen op mij en ik ben aangewezen op die ander.
Uyku modundan uyanmanın güvenilirliğini artırılması.Beïnvloeding van de kwaliteit van de slaap.
Fakat Bottom onlardan daha sonra uyanır.Vervolgens wordt Kyoko weer wakker.