Komada, hafızası kaybolmuş bir şekilde uyanır (hiç ölmemiştir).Es verbleibt nach dessen Tod seinen Hinterbliebenen als Andenken.
Tehdit savurmak da yine korku uyandırmak için kullanılır.Mit Angst wird eine andere Angst abgewehrt.
Uyandığında kendisini bile hatırlamamaktadır.Als sie erwacht, kann sie sich an nichts mehr erinnern.
Charlie uyanır ve kendini tanıtır.David ist sehr verstört und klagt sich selbst an.
Papazından son ölüm ayini duasını almak için uyandı.Mit ihnen wurden zum Zwecke des Gebetsgedenkens andere Konvente vom Tod eigener Mönche unterrichtet.
Filmin sonunda Şurik uyanır ve karısının kendisini terketmesi de dahil her şeyin rüya olduğunu anlar.Am Ende des Films erwacht sie und realisiert, dass es sich nur um einen Traum handelte.
Ancak daha sonra gerçekten uyanıyorum ve 32 yaşında olduğumu görüyorum.Als er entlassen wird, ist er 32 Jahre alt.
Uyandığında ağrılarının geçtiği ve çıbanlarının kurumaya başladığını görmüş.Er versucht herauszubekommen, wann ihre Schmerzen begannen.
Müdahaleler yapar ama o uyanmaz.Sie tauchen ein, aber sie führen nicht vor.
Kuzeydoğu Amerika’da uyanan insanlar aurora’nın ışığı sayesinde gazete okuyabiliyorlardı.So war es in London zum Beispiel möglich, eine Zeitung in diesem Licht zu lesen.
Perry şarkı hakkında şunları söyledi: "Aslında şarkının nakaratı uyandığımda kafamda belirdi.Perry sagte in einem Interview: „Ich bin wirklich beeindruckt vom Lied.
Kalbi uyanık tutmak gerekir.Vergeblich beschwört er sein Erwachen.
Uyandığında elleri ve ayakları prangaya vurulmuş vaziyette bulur kendisini.Als er aufwacht, findet er sich an Armen, Beinen und Haaren mit Schnüren an den Boden gefesselt.
Çerağ Uyanacak mı?Hansjörgs Erwachen.
Bu bazı çevrecilerin öfkesini uyandırdı.Dies löste eine Welle der Empörung aus.
Uyandıktan sonra üç saat içinde içki içilir.Er wird frühestens sechs Jahre nach der Ernte getrunken.
Samma Sambodhi: Uyanışa ermenin en son ve en mükemmel şeklidir.Samma-Sambodhi ist die höchste, perfekte Form des Bodhi (Erwachens).
Tom uyanır ve onu hıçkırık tutar.Thomas schleicht sich dazu und erschlägt den Mann kurzerhand.
Sabah 5'te herkesi uyandırıyor.Bis 17 Uhr fahren alle Fahrgeschäfte vergünstigt.
Ey fakir Uygur uyan, uykun yeter.Kreisliga: Schlafender Riese erwacht.
Ama beni seven, buyruklarıma uyan binlerce kuşağa sevgi gösteririm." şeklindedir. ^ "Yasa'nın Tekrarı 4:13".Welche Liebe muss der haben, der sich euch so ganz geweiht! Lasst uns vor ihm niederfallen … 4. (9.)
Buna rağmen bu dava uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.Der Fall erregte großes internationales Aufsehen.
Zor uyandım, ama geçti.Ich hatte eine gute Zeit, aber ich denke, es ist vorbei.
Periler, şehzadeyi uyutup kızı uyandırırlar.Der Schuss fällt … und die Gräfin erwacht.
Hayallerinizi gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır.La meilleure façon de réaliser ses rêves est de se réveiller.
O gençken erken uyanırdı.Il était lève-tôt quand il était jeune.
Bu sabah ilk trene yetişmek için saat 4'de uyandım.Ce matin je me suis levé à 4h pour être à l'heure pour le premier train.
Hemşireler hastalarının rahatı için uyanık kalmak zorundadır.Les infirmières doivent veiller au confort de leurs patients.
Onun uygunsuz hareketleri kuşkumuzu uyandırdi.Son comportement inhabituel éveilla notre méfiance.
Bebeği uyandırmamak için hareketsiz bir biçimde orada oturuyor.Elle s'assit là immobile, pour ne pas réveiller le bébé.
Uyanmak, uykuya dalmanın zıt anlamlısıdır.Réveiller est le contraire d'endormir.
Annemden beni saat dörtte uyandırmasını istedim.J'ai demandé à ma mère de me réveiller à quatre heures.
Uzun süre uyudum çünkü gece geç saatlere kadar uyanıktım.J'ai dormi trop longtemps parce que j'ai veillé tard.
Sabah saat yedide uyandım.Je me suis réveillée à sept heures du matin.
Uyandığımda kar yağıyordu.Il neigeait quand je me suis réveillé.
Tom Mary'yi uyandırmaya çalışıyor.Tom essaie de réveiller Marie.
Uyandım ve odamda bir kuş buldum.Je me suis réveillé et ai trouvé un oiseau dans ma chambre.
Olası tehlikelere karşı uyanık olmalısın.Vous devez être attentif aux potentiels dangers.
Her gün saat kaçta uyanırsın?Tu te lèves à quelle heure tous les jours ?
Yarın 6.30'ta uyanmak istiyorum.J'aimerais être réveillé demain à six heures trente.
Kral uyuyor ver onun uyandırılmasına müsaade edemeyiz.Le roi dort et on ne peut se permettre de le réveiller.
Kaçta uyanırsın?À quelle heure est-ce que tu te réveilles ?
Tom'u uyandırdı.Elle réveillait Tom.
Tom'u uyandırdılar.Ils ont réveillé Tom.
Umarım seni uyandırmıyorum.J'espère que je ne te réveille pas.
Alışkanlık, saat sekizde uyanırım.D'habitude je me lève à huit heures.
Fazla bağırmayın, komşuları uyandıracaksınız!Ne criez pas si fort, vous allez réveiller les voisins !
"Bu sabah uyandıktan biraz sonra ne yaptın?" "Tekrar uyudum."« Qu'as-tu fait juste après t'être réveillé ce matin ? » - « Je me suis rendormi. »
Umarım sizi uyandırmadım.J'espère que je ne vous ai pas réveillée.
Git Tom'u uyandır ve ona kahvaltının hazır olduğunu söyle.Vas réveiller Tom et dis lui que le petit déjeuner est prêt.
Uyanmama yardım etti ve bana hastaneye kadar eşlik etti.Il m'a aidé à me relever et m'a accompagné à l'hôpital.
Tom asla uyanmayacak.Tom ne se réveillera jamais.
Mary Tom'u uyandırdı.Marie réveilla Tom.
Beni uyandıran gürültü.C'est le bruit qui m'a réveillé.
Uyanmak zorundayız.Nous devons nous réveiller.
Uyanma vakti olduğunu düşünmüyor musun?Ne penses-tu pas qu'il est temps de se lever ?
1 - İnsanlar Hildórien'de uyanır.1 : Les Hommes s'éveillent en Hildórien.
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........Il faut donc les endormir et palper ».
Hababam Sınıfı Uyanıyor.Le réveil des classes.
Müzeyyen hanım bu esnada uyanır.L'artiste se réveille.