Uyku-uyanıklık döngüleri yaşayabilir veya kronik bir uyanıklık durumunda olabilirler.They may experience sleep-wake cycles, or be in a state of chronic wakefulness.
Bu durum komadan farklıdır. Koma, hem farkındalıktan hem de uyanıklıktan yoksun bir durumdur.This condition differs from a coma: a coma is a state that lacks both awareness and wakefulness.
“ Uyan Selahaddin.Awake, Saladin.
Vitsin'in oynadığı mütevazı ve sempatik karakterler, izleyicilerin nazik duygularını uyandırdı.Modest and sympathetic characters played by Vitsin evoked kindly feelings of viewers.
Uyanık Olmanın Sevinci (Asuntos de un Hidalgo Disoluto), ABD'de Brookline Books tarafından 2010.The Joy of Being Awake (Asuntos de un Hidalgo Disoluto), pub. by Brookline Books in the US 2010.
Günümüzde, Jin bir hastanede uyanır.In the present, Jin wakes up in a hospital.
Uykunun eşiğindeki düşünce süreçleri, sıradan uyanıklığınkinden kökten farklı olma eğilimindedir.Thought processes on the edge of sleep tend to differ radically from those of ordinary wakefulness.
Uyku sırasındaki bu zayıflama, uyanıkken diğer bağlantıların güçlenmesini sağlar.This weakening during sleep allows for strengthening of other connections while we are awake.
Başka bir tren ona çarpmadan hemen önce uyanır.He awakens just before another train smashes into it.
1982'de uyanıklık hücresi tarafından yapılan bir soruşturma daha sonra düştü.An enquiry by the vigilance cell in 1982 was dropped later.
Ona uyanların çoğu Kelb kabilesinden olacaktır.Most of those who follow him will be from the tribe of Kalb.
Uyandığında, eve dönmeye çalışır ancak deforme olmuş canavarlar ona saldırır.Waking up in an alley, Simon tries to make his way home, but deformed monsters attack him.
Simon, gizemli bir doktorun yanında uyanır.He wakes up near a cryptic and violent doctor who says he cannot trust Simon.
Bazıları bunu bir YouTube videosu izlerken veya uyku modundan uyanırken yaşar.Some of which experience it when watching a YouTube video or when waking up from sleep mode.
Hastanede hastalar tarafından saldırıya uğrar ama uyanır.She is attacked by patients at the hospital but wakes up.
Bir hastanede uyandığında, Dan'in ölüm haberini ve çocuğuna hamile olduğunu duyar.Waking in a hospital, she hears the news of Dan's death and that she is pregnant with his child.
Jennie uyandı ve cevaplamak için aşağı indi.Jennie woke and went downstairs to answer it.
[1] Yarım saat sonra yine duman kokusuyla uyandı.After another half hour she woke up again, smelling smoke.
Bulgaristan'da ulusal bilincin yükselişi Bulgar uyanış hareketine yol açtı.The rise of national conscience in Bulgaria led to the Bulgarian revival movement.
Bu olay fizikçiler arasında yoğun bir ilgi uyandırdı.This generated intense interest among physicists.
Uyandığında ise onu kaleye götüren eşekle tanışır.Awakening, he meets the donkey, who takes him to the castle.
Evie uyandığında kendisini, evin hizmetçilerden biri olan Imogen ve Walter ile bulur.Evie wakes up to find herself with one of the maids, Imogen, and Walter.
Uyandığında Natasha'nın kayıp olduğu ve Almanların Moskova'nın kapılarında olduğu söylenir.When he awakes, he is told that Natasha is missing and that the Germans are at the gates of Moscow.
Mücevherlerden çok daha serttir, uyurken veya meditasyon yaparken çok nadiren uyanır.He is much sturdier than the jewels and when meditating or sleeping, he scarcely wakes up.
Bu deniz yılanı olayı meşhur oldu ve memleketi İngiltere'de büyük ilgi uyandırdı.[1] [2]This sea serpent incident became famous and caused much interest back home in Britain.[2][3]
Deprem gecenin sessizliğini bozdu ve adadaki herkesi uyandırmıştır.The quake disrupted the night and woke everyone on the island.
Politeizm: Bir noktada, tapınakçılık insanların kafasında şüphe uyandırmaya başladı.Polytheism – At one point, Fetishism began to bring about doubt in the minds of its believers.
Beni saat yedide uyandır.Weckt mich um sieben Uhr auf.
Uyandım ve ünlü olmuştum.Ich wachte auf und war berühmt geworden.
Uyandığımda arabadaydım.Als ich aufwachte, war ich im Auto.
Tom saat onbirde uyanır.Tom wacht um elf auf.
Tom saat onda uyandı.Tom ist um zehn aufgewacht.
Tom, Mary'yi saat on birde uyandırır.Tom weckt Mary um elf auf.
Tom, Mary'yi onda uyandırdı.Tom hat Mary um zehn aufgeweckt.
Beni sabah sekizde uyandırabilir misin?Kannst du mich morgen um acht wecken?
Annem hep herkesten önce uyanır.Meine Mutter wacht immer vor den anderen auf.
Koyu kahve onu bütün gece uyanık tuttu.Starker Kaffee hat sie die ganze Nacht wach gehalten.
Yaklaşık saat altıda uyandım.Ich wurde gegen sechs Uhr wach.
Seni uyandırmadım, değil mi?Ich habe dich doch nicht geweckt, oder?
Tom hâlâ uyanık mı?Ist Tom noch wach?
Bu sabah uyananla dün akşam uyuyan aynı kişi değil.Die Person, die heute Morgen aufgewacht ist, ist nicht dieselbe, die gestern Abend eingeschlafen ist.
Uyanma vakti.Es ist an der Zeit, aufzuwachen.
Tom nihayet uyandığında nerede olduğunu bilmiyordu.Tom wusste nicht, wo er war, als er schließlich aufwachte.
Tom hastanede uyandı.Tom wachte im Krankenhaus auf.
Bu sabah erken uyandın.Heute Morgen bist du früh aufgewacht.
O bu sabah erken uyandı.Er ist heute Morgen früh aufgewacht.
Bu sabah erkenden uyandın, değil mi?Du bist heute Morgen früh aufgewacht, oder?
Uyandınız mı bakım? O zaman sizlere iyi bir gün ve güaydın dilerim.Ich wollte schauen, ob ihr schon wach seid? Dann wünsche ich euch einen schönen Tag und guten Morgen!
Uyandınız mı bakım? O zaman sizlere iyi bir gün ve güaydın dilerim!Ich wollte schauen, ob ihr schon wach seid? Dann wünsche ich euch einen schönen Tag und guten Morgen!
Uyuyor olsamda uyanık olsamda, ben hep seni düşünüyorum.Ob ich schlafe oder wach bin, ich denke stets an dich.
Selam, uyanık mısınız? Hepinize kalbimle harika bir Noel sabahı dilerim!Na, schon wach? Ich wünsche allen von Herzen einen wunderschönen Weihnachtsmorgen!
Kimler uyanık?Wer ist schon wach?
Rüyalarını gerçekleştirmek için kesinlikle bir şey yapmak gerekir: Uyanmak!Um seine Träume zu verwirklichen, muss man auf jeden Fall eins tun: Aufwachen!
Üç dakikada üç yıla ait anıları uyandırmak, bu sadece müziğin yapabileceğidir.In drei Minuten Erinnerungen von drei Jahren zu wecken, das schafft nur Musik.
Harika bir rüya gördüğünde, ondan uyanmak istemezsin.Wenn du einen wunderschönen Traum hast, willst du gar nicht daraus erwachen.
Ali'nin uykusu hafiftir. İğne düşse uyanır.Ali hat einen leichten Schlaf. Er wacht beim leisesten Geräusch auf.
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........Schließlich schläft er ein (oder stellt sich schlafend?).
Bu durum, insanlarda şüphe uyandırdı.Das machte die Menschen misstrauisch.
Uyanınca çok sevindim.Fröhlich erwachte er.
Sırayla uyanırlar.Jederzeit erwachen.