Uyuyan çocuğu uyandırma.Don't wake up the sleeping child.
Lütfen bana, yeni elbiseme uyan bir süveter seçmede yardım et.Please help me pick out a sweater which matches my new dress.
Hayatta başarı, çalışkanlık ve uyanıklık içinde yatar.Success in life lies in diligence and vigilance.
Sessiz ol, yoksa bebek uyanacak.Be quiet, or the baby will wake up.
Bebeği uyandırmaktan korktuğum için yavaşça yürüdüm.I walked softly for fear of waking the baby.
Lütfen sessiz ol, böylece bebeği uyandırma.Please keep quiet, so you don't wake the baby up.
Bebek uyandı mı?Has the baby woken up?
Bebeği uyandırma korkusuyla oturmaya devam etti.She sat still for fear of waking the baby.
Gürültü yüzünden bütün gece uyanık kaldım.I was kept awake all night by the noise.
Geç saatlere kadar uyanık kalmasan iyi olur.You had better not stay up late.
Sabah 6:30 da uyanırım.I wake up at half past six in the morning.
Lütfen beni kahvaltı için uyandırın.Please wake me for breakfast.
Ben uzun bir rüyadan uyandım.I awoke from a long dream.
Kuşlar genellikle sabah erken uyanır.Birds usually wake up early in the morning.
Dağcılar şafaktan önce uyandı.The climbers awoke before daybreak.
Japonya'nın en büyük kenti olan Tokyo 24 saat uyanıktır.Tokyo, which is the largest city in Japan, is awake 24 hours.
Koyu kahve onu bütün gece uyanık tuttu.Strong coffee kept her awake all night.
Onun sürekli hakaretleri öfkemi uyandırdıHis constant insults aroused my anger.
O, uyanana kadar bekleyelim.Let's wait until he wakes up.
Onun sürekli hakaretleri onun öfkesini uyandırdı.His constant insults aroused her anger.
Onun hikayesi benim şüphemi uyandırdı.His story aroused my suspicion.
Onun hikayesi herkesin merakını uyandırdı.His story excited everyone's curiosity.
O, her zaman gece geç saatlere kadar uyanık kalır.He always sits up late at night.
Az önce bir rüyadan uyanmış gibi görünüyordu.He seemed to have just woken up from a dream.
Karısı tarafından erken uyandırılmak istedi.He wanted to be woken up early by his wife.
O, aileyi uyandırmamak için sessizce geldi.He came in quietly in order not to wake the family.
Eşine sabah yedide kendisini uyandırmasını hatırlattı.He reminded his wife to wake him up at 7:00 a.m.
O, benim onu altıda uyandırmamı istedi.He asked me to wake him at six.
O erken uyanır.He wakes up early.
O, gürültü ile uyandırıldı.He was awoken by the noise.
Onu düşünerek saatlerce uyanık yattı.He lay awake for hours thinking about her.
Uyandığında kendini bir bankın üstünde uzanırken buldu.He woke up to find himself lying on a bench in the park.
Uyandığında kendini hastanede bir yatakta yatarken buldu.He awoke to find himself lying on the bed in the hospital.
Her sabah altıda uyanırlar.They wake up at six every morning.
Onu uyandırma korkusuyla kımıldamadık.We did not move for fear we should wake him up.
Onu uykusundan uyandırmayın.Don't arouse him from his sleep!
Ses onu uyandırdı.The sound woke her up.
Onun hikayesi çocuklarda merak uyandırdı.Her story excited curiosity in the children.
O, kendi başına uyandı.She woke up on her own.
O bütün gece uyanık yattı.She lay awake all night.
O, benim onu 6:00 da uyandırmamı rica etti.She asked me to wake her at six.
Bebeği uyandırmaya korkuyordu.She was afraid of waking the baby.
Git ve onu uyandır.Go and wake her up.
Bir gürültü onu uyandırdı.A noise woke her up.
Annem saat " 07:15 " diyerek beni uyandırdı.My mother woke me up saying "It's a quarter past seven".
Beni her sabah uyandırır mısın?Would you wake me up every morning?
Her gün sabah saat altıda onu uyandırırım.I wake him at six every morning.
Uyanık kalmak için biraz daha kahve içmek zorunda kalabilirim.In order to stay awake I may have to drink more coffee.
Uyuyan bir aslanı uyandırma.Wake not a sleeping lion.
Uyuyan bebeği uyandırmamaya dikkat et.Take care not to awake the sleeping baby.
Yarın 7:00'de beni uyandırabilir misin?Can you wake me up at 7:00 tomorrow?
Lütfen yarın sabah altıda beni uyandırmayı ihmal etme.Please remember to wake me up at six tomorrow morning.
Yarın sabah yedide uyandırma çağrısı istiyorum.I'd like a wake-up call at seven tomorrow morning.
Yarın sabah erken uyanmak zorundasın.You have to wake up early tomorrow morning.
Yarın sabah uyandığınızda, harika bir şey bulacaksınız.When you wake up tomorrow morning, you will find a wonderful thing.
Yarın sabah altıda uyandırma çağrısı istiyorum.I'd like a wake-up call at six tomorrow morning.
Yarın sabah beni erken uyandır.Wake me up early tomorrow morning.
Yarın yedide beni uyandırmayı unutmayın.Please remember to wake me up at seven tomorrow.
Uyandığımda, kar yağıyordu.When I awoke, it was snowing.
Uyanık olmak hayatta olmaktır.To be awake is to be alive.