Uterus ve sağ geniş ligament, arkadan görünüm.Uterus and right broad ligament, seen from behind.
Amacı, adet sıvısının (endometrium uterus astarından gelen kan) kıyafetlere sızmasını önlemektir.Its purpose is to prevent menstrual fluid (blood from uterine lining) from leaking onto clothes.
Yalnızca sesler değildir fetüsün uterusta öğrendikleri.But it's not just sounds that fetuses are learning about in utero.
Ama etkilenen bir başka populasyon daha vardı- kıtlık süresince uterusta bulunan 40.000 fetüs.But there was another population that was affected -- the 40,000 fetuses in utero during the siege.
preeklampsi çoklu gebelik uterus malformasyonları plasental yetmezlikpreeclampsia multiple gestation uterine malformations Placental insufficiency
Uterusun fundusuna bir dikiş (düğüm) ile yerinde tutulur.It is held in place by a suture (knot) to the fundus of the uterus.
Böylece uterusun iç yüzeyinin korunması ve embriyonun beslenmesi sağlanmış olur.Asegurar la apertura de la vía respiratoria y determinar si hay respiración.
Uterusun arka yarısı ve vaginanın üst bölümü.النصف الخلفي من الرحم والجزء العلوي من المهبل.
Uterus ve sağ geniş ligament, arkadan görünüm.الرحم والرباط العريض الأيمن، رؤية حلفية.
Amacı, adet sıvısının (endometrium uterus astarından gelen kan) kıyafetlere sızmasını önlemektir.الغرض منه هو منع سائل الحيض (دم محتوي على بطانة الرحم) من التسرب إلى الملابس.
Morula, uterus (rahim) boşluğuna ulaştığında morulanın içinde sıvı birikir ve içi sıvı dolu bir boşluk oluşur.بعض الدم في الأذين الأيمن لا يدخل الأذين الأيسر، وإنما يدخل البطين الأيمن ويتم ضخه إلى الشريان الرئوي.
Bu yapı uterus kavitesine gelir.Dit vindt een toepassing in het wrijvingslassen.
Uterusun arka yarısı ve vaginanın üst bölümü.Матка та верхня частина вагіни.
Uterusun arka yarısı ve vaginanın üst bölümü.Karsikon alakoulu ja Pielisjoen yläkoulu.
Uterus ve sağ geniş ligament, arkadan görünüm.Uterus and right broad ligament,, dilihat dari belakang.
Amacı, adet sıvısının (endometrium uterus astarından gelen kan) kıyafetlere sızmasını önlemektir.Целта е да се предотврати изтичането на менструалната течност (кръвта от маточната лигавица) върху дрехите.
Ama etkilenen bir başka populasyon daha vardı- kıtlık süresince uterusta bulunan 40.000 fetüs.하지만 그때 영향을 받은 다른 인구가 있었는데 봉쇄기간동안 엄마 뱃속에 있던 4천 명의 태아들이었습니다
Ama etkilenen bir başka populasyon daha vardı- kıtlık süresince uterusta bulunan 40.000 fetüs.4万人の胎児が 大きな影響を受けました 妊娠時の栄養失調は
Ama etkilenen bir başka populasyon daha vardı- kıtlık süresince uterusta bulunan 40.000 fetüs.Ale także inna populacja została poszkodowana - 40,000 płodów będących w łonach kobiet w czasie oblężenia.
Ama etkilenen bir başka populasyon daha vardı- kıtlık süresince uterusta bulunan 40.000 fetüs.A prizadeta je bila še ena skupina -- 40.000 zarodkov, ki so bili v maternicah med obleganjem.
Ama etkilenen bir başka populasyon daha vardı- kıtlık süresince uterusta bulunan 40.000 fetüs.Byla tu ale ještě jiná populace, kterou ovlivnila -- 40 000 plodů v dělohách během obléhání.
Ama etkilenen bir başka populasyon daha vardı- kıtlık süresince uterusta bulunan 40.000 fetüs.Dar a mai fost o populaţie afectatǎ - acei 40,000 de fetuşi aflaţi în utere în timpul asediului.
Ama etkilenen bir başka populasyon daha vardı- kıtlık süresince uterusta bulunan 40.000 fetüs.Dôsledky však pocítila aj iná populácia - 40 000 plodov, ktoré obkľúčenie strávili v maternici.
Ama etkilenen bir başka populasyon daha vardı- kıtlık süresince uterusta bulunan 40.000 fetüs.Ma ci fu un'altra popolazione colpita -- i 40.000 feti che si trovavano in utero durante l'assedio.
Ama etkilenen bir başka populasyon daha vardı- kıtlık süresince uterusta bulunan 40.000 fetüs.Mais il y eut une autre population qui fut touchée - les 40 000 fœtus qui étaient in-utero pendant le siège.
Ama etkilenen bir başka populasyon daha vardı- kıtlık süresince uterusta bulunan 40.000 fetüs.Mas houve outra população que foi afetada, os 40 000 fetos, no ventre materno, durante o cerco.
Ama etkilenen bir başka populasyon daha vardı- kıtlık süresince uterusta bulunan 40.000 fetüs.Men der var endnu en befolkning der blev påvirket -- de 40.000 fostre der var i livmoderen under belejringen.
Ama etkilenen bir başka populasyon daha vardı- kıtlık süresince uterusta bulunan 40.000 fetüs.Namun ada populasi lain yang terpengaruh -- 40.000 janin yang ada di dalam kandungan selama pengepungan itu.
Ama etkilenen bir başka populasyon daha vardı- kıtlık süresince uterusta bulunan 40.000 fetüs.Pero hubo otra población afectada, los 40.000 fetos por nacer durante el asedio.
Ama etkilenen bir başka populasyon daha vardı- kıtlık süresince uterusta bulunan 40.000 fetüs.Υπήρχε όμως κι άλλος πληθυσμός που επηρεάστηκε -- τα 40.000 έμβρυα στη μήτρα κατά τη διάρκεια της πολιορκίας.
Ama etkilenen bir başka populasyon daha vardı- kıtlık süresince uterusta bulunan 40.000 fetüs.Але існувала також інша група яка постраждала -- 40 тисяч плодів в утробах, під час осади.
Ama etkilenen bir başka populasyon daha vardı- kıtlık süresince uterusta bulunan 40.000 fetüs.אך היתה עוד אוכלוסיה שהושפעה ממנו-- 40,000 העוברים שהיו ברחם בתקופת המצור.
Ama etkilenen bir başka populasyon daha vardı- kıtlık süresince uterusta bulunan 40.000 fetüs.ولكن كانت هناك شريحة أخرى من السكان التي تأثرت -- الـ 40.000 جنين الذين كانوا في الارحام أثناء الحصار.
Uterustayken öğrendikleri dünya ile doğdukları dünya aynı değildi.A világ, amelyről az anyaméhben tanultak, nem ugyanaz volt, mint a világ, amelybe megszülettek.
Uterustayken öğrendikleri dünya ile doğdukları dünya aynı değildi.Den verden de havde lært om mens de var i livmoderen var ikke den samme som den verden de blev født ind i.
Uterustayken öğrendikleri dünya ile doğdukları dünya aynı değildi.Dunia yang mereka pelajari di dalam kandungan tidaklah sama dengan dunia di mana mereka dilahirkan.
Uterustayken öğrendikleri dünya ile doğdukları dünya aynı değildi.El mundo que habían percibido en el útero no era el mismo que el mundo en el que nacieron.
Uterustayken öğrendikleri dünya ile doğdukları dünya aynı değildi.Il mondo di cui avevano appreso mentre erano in utero non era lo stesso mondo in cui erano nati.
Uterustayken öğrendikleri dünya ile doğdukları dünya aynı değildi.엄마 뱃속에 있을 때 배웠던 세상과 아이들이 태어나서 들어가게 된 세상과는 같지 않았던 것이죠
Uterustayken öğrendikleri dünya ile doğdukları dünya aynı değildi.Le monde qu'ils avaient appris in-utero n'était pas le même que celui dans lequel ils étaient nés.
Uterustayken öğrendikleri dünya ile doğdukları dünya aynı değildi.Lumea despre care au învǎţat în uter nu semǎna cu lumea în care se nǎscuserǎ.
Uterustayken öğrendikleri dünya ile doğdukları dünya aynı değildi.O mundo sobre o qual tinham aprendido no útero não era o mesmo que o mundo no qual tinham nascido.
Uterustayken öğrendikleri dünya ile doğdukları dünya aynı değildi.Svet, ki so ga spoznali v maternici, ni bil enak tistemu, v katerega so se rodili.
Uterustayken öğrendikleri dünya ile doğdukları dünya aynı değildi.Svet, ktorý spoznali ešte v maternici, bol iný, než svet, do ktorého sa narodili.
Uterustayken öğrendikleri dünya ile doğdukları dünya aynı değildi.Svět, na který se připravila v děloze nebyl tentýž, jako svět, do kterého se narodila.
Uterustayken öğrendikleri dünya ile doğdukları dünya aynı değildi.Thế giới mà chúng nhận thức trong bụng mẹ hóa ra lại không giống với thế giới mà chúng được sinh ra.
Uterustayken öğrendikleri dünya ile doğdukları dünya aynı değildi.Ο κόσμος για τον οποίο έμαθαν όταν ήταν στη μήτρα δεν ήταν ο ίδιος με τον κόσμο στον οποίο γεννήθηκαν.
Uterustayken öğrendikleri dünya ile doğdukları dünya aynı değildi.Мир, познанный в матке, не был похож на мир, в котором они родились.
Uterustayken öğrendikleri dünya ile doğdukları dünya aynı değildi.Светът, за който научили, докато били в утробата, не бил същия като света, в който се родили.
Uterustayken öğrendikleri dünya ile doğdukları dünya aynı değildi.Світ, який вони пізнали в утробі, не був тим світом, в який вони народилися.
Uterustayken öğrendikleri dünya ile doğdukları dünya aynı değildi.העולם עליו למדו בהיותם ברחם לא היה אותו עולם אליו נולדו.
Uterustayken öğrendikleri dünya ile doğdukları dünya aynı değildi.العالم الذي تعلموه بينما كانوا في الرّحم لم يكن أبدا يُشبه العالم الذي ولدوا فيه.
Uterustayken öğrendikleri dünya ile doğdukları dünya aynı değildi.生まれてきた環境と 異なっていたのです 次のお話に移ります
Yalnızca sesler değildir fetüsün uterusta öğrendikleri.Ale nejsou to pouze zvuky které se plod v děloze učí.
Yalnızca sesler değildir fetüsün uterusta öğrendikleri.Ale płód uczy się w macicy nie tylko dźwięków.
Yalnızca sesler değildir fetüsün uterusta öğrendikleri.Bukan hanya suara yang dipelajari oleh janin di dalam kandungan.
Yalnızca sesler değildir fetüsün uterusta öğrendikleri.Dar fetușii nu învață doar despre sunete.
Yalnızca sesler değildir fetüsün uterusta öğrendikleri.De nem csak a hangok azok, amikről a magzat a méhben tanul.
Yalnızca sesler değildir fetüsün uterusta öğrendikleri.Het is niet enkel geluid dat de foetus leert in de baarmoeder.
Yalnızca sesler değildir fetüsün uterusta öğrendikleri.하지만 태아가 자궁 속에서 배우는 것은 단지 소리뿐만이 아닙니다