utanmış ile cümle
utanmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.Först blev jag generad för jag hade inte läst "Dune".
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.În primul rând, eram jenat fiindcă nu citisem încă romanul "Dune" la acea vreme.
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.무엇보다도, 저는 조금 당황했습니다. 왜냐하면 소설 "듄"을 읽지 않았었거든요.
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.Mới đầu, tôi rất lúng túng vì tôi khi ấy tôi chưa đọc cuốn "Dune" đó.
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.Per prima cosa ero imbarazzato perchè non avevo ancora letto il libro "Dune."
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.Po pierwsze, poczułem się zażenowany, bo nie przeczytałem "Diuny".
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.V první chvíli jsem byl zaskočen, protože jsem v té době román Duna ještě nečetl.
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.Zu aller erst war ich verlegen, da ich den Roman "Der Wüstenplanet" zu der Zeit nicht gelesen hatte.
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.Πρώτα απ' όλα, ένιωσα αμηχανία επειδή δεν είχα διαβάσει το μυθιστόρημα "Dune" τότε.
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.Во-первых, я был смущён, потому что тогда я ещё не читал роман "Дюна".
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.Първо на първо, ме хвана срам, защото още не бях чел романа "Дюн".
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.קודם כל, הייתי נבוך מפני שאז טרם קראתי את הספר "חולית".
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.في البدء شعرت بالحرج لأنني لم أكن قد قرأت رواية دون في ذلك الوقت
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.当時まだ小説は読んでなかったのです 当時のわたしは ただの映画マニアで
(Kahkahalar) İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.Em primeiro lugar, fiquei embaraçado por ainda não ter lido o romance "Duna" naquela altura.
Kötü olan bütünüyle küçük düşmüş ve utanmış olmaktı."A řekla mi: "Víš, chudoba nebyla tak špatná.
Kötü olan bütünüyle küçük düşmüş ve utanmış olmaktı."Diceva: "la povertà in sé non era così orribile.
Kötü olan bütünüyle küçük düşmüş ve utanmış olmaktı."Ela disse:
Kötü olan bütünüyle küçük düşmüş ve utanmış olmaktı."Elle m'a dit :
Kötü olan bütünüyle küçük düşmüş ve utanmış olmaktı.""Fattigdomen var inte så hemsk. Det var förödmjukelsen och skammen med det hela."
Kötü olan bütünüyle küçük düşmüş ve utanmış olmaktı."제인은 "사실 빈곤했던 건 참을만했어요. 수치심과 창피함을 견딜 수가 없었죠."라고 하더군요.
Kötü olan bütünüyle küçük düşmüş ve utanmış olmaktı."Me dijo, "Sabes, lo peor no es la pobreza, sino la humillación y la vergüenza de todo ello".
Kötü olan bütünüyle küçük düşmüş ve utanmış olmaktı."Mi-a spus: "Știi, sărăcia nu era așa de rea. Era umilința și rușinea situației."
Kötü olan bütünüyle küçük düşmüş ve utanmış olmaktı."Mówiła mi: "Bieda nie była taka zła. Najgorsze w tym wszystkim było upokorzenie i wstyd".
Kötü olan bütünüyle küçük düşmüş ve utanmış olmaktı."Og hun sagde, "Altså, fattigdommen var ikke så slem. Det var ydmygelsen og pinligheden ved det hele."
Kötü olan bütünüyle küçük düşmüş ve utanmış olmaktı."Povedala mi: "Vieš, chudoba nebola tak strašná. Najhoršie bolo poníženie a rozčarovanie z toho všetkého."
Kötü olan bütünüyle küçük düşmüş ve utanmış olmaktı."Ze zei, "Weet je, de armoede was niet zo erg. Het was de vernedering en de schaamte voor dit alles."
Kötü olan bütünüyle küçük düşmüş ve utanmış olmaktı."Μου είπε, "Ξέρεις, η φτώχεια δεν ήταν τόσο άσχημη. Ήταν η ταπείνωση και όλο αυτό το αδιέξοδο."
Kötü olan bütünüyle küçük düşmüş ve utanmış olmaktı.""Знаєте, бідність не була такою важкою, як приниження і душевний дискомфорт від цього".
Kötü olan bütünüyle küçük düşmüş ve utanmış olmaktı."Она сказала, "Знаете, бедность не самое худшее. Худшим были унижение и стыд от всего".
Kötü olan bütünüyle küçük düşmüş ve utanmış olmaktı."Тя каза: "Знаеш ли, бедността не беше толкова лоша. По-лошо беше унижението и притеснението във всичко това."
Kötü olan bütünüyle küçük düşmüş ve utanmış olmaktı."היא אמרה "את יודעת, העוני לא היה נורא כל כך. זאת הייתה ההשפלה והבושה שבדבר".
Kötü olan bütünüyle küçük düşmüş ve utanmış olmaktı."لقد قالت،" تعرفي، الفقر لم يكن شيئاً سيئاً. كان الإذلال والحرج من كل ذلك. "
Kötü olan bütünüyle küçük düşmüş ve utanmış olmaktı."恥ずかしさなのです。」と言ってました しかし、2001年に、彼女の人生は変わりました。
Prenses, çok utanmış olmalı.A hercegnő így még inkább szégyelli magát.
Prenses, çok utanmış olmalı.Ça risque de faire honte à la princesse.
Prenses, çok utanmış olmalı.Μπορεί να ντρέπεται.
Prenses, çok utanmış olmalı.قد تشعر الاميرة بالحرج
Sapık! Sapık! - Çok utanmış olmalısın!...ااه منحرف
Tae İk, şu anda çok utanmış olmalısın!Tae Ik, cred ca te simti jenat acum.
Tae İk, şu anda çok utanmış olmalısın!Tae Ik, most biztosan feszélyezett vagy!
Tae İk, şu anda çok utanmış olmalısın!Tae Ik muss so verlegen sein gerade jetzt!
Utanmış görünüyor geri çekiliyor.Appare imbarazzato. Si allontana.
Utanmış görünüyor geri çekiliyor.Arată jenat. Se retrage.
Utanmış görünüyor geri çekiliyor.Er ist verlegen. Er weicht zurück.
Utanmış görünüyor geri çekiliyor.Hij kijkt beschaamd. Hij stapt achteruit.
Utanmış görünüyor geri çekiliyor.Il paraît gêné. Il recule.
Utanmış görünüyor geri çekiliyor.그는 매우 당혹스런얼굴을 하고 뒤로 물러섭니다.
Utanmış görünüyor geri çekiliyor.Se ve avergonzado. Se aleja.
Utanmış görünüyor geri çekiliyor.Wyglądał na zakłopotangeo. Wycofuje się.
Utanmış görünüyor geri çekiliyor.Zavartnak látszik. Visszakozik.
Utanmış görünüyor geri çekiliyor.Φαίνεται ντροπιασμένος. Κάνει πίσω.
Utanmış görünüyor geri çekiliyor.Бил смутен. Отдръпнал се.
Utanmış görünüyor geri çekiliyor.Он выглядит растерянным. Он отходит назад.
Utanmış görünüyor geri çekiliyor.הוא נראה נבוך. הוא נסוג.
Utanmış görünüyor geri çekiliyor.يبدو محرجا. يأخذ في التراجع.
Utanmış görünüyor geri çekiliyor.そして見渡せば、警察はもう
Yalnız, Utanmış ve Desteksiz.Alleen, beschaamd en ongesteund.
Yalnız, Utanmış ve Desteksiz.Alleine, beschämt und ohne Unterstützung.
Yalnız, Utanmış ve Desteksiz.Am fost singur, rușinat și nesprijinit.