utanmış ile cümle
utanmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O cehaletinden utanmıştı.He was ashamed of his ignorance.
O, açıkça utanmıştı.He was clearly embarrassed.
O düştü ve utanmış hissetti.She failed and felt humiliated.
O çok utanmış hissetmişti ki hiçbir şey söyleyemedi.She felt so humiliated that she couldn't say anything.
Tom utanmış.Tom is mortified.
Tom utanmış görünüyor.Tom looks ashamed.
Tom utanmıştı.Tom was ashamed.
Utanmış hissediyorum.I feel ashamed.
O utanmış gözüktü.He looked embarrassed.
Tom biraz utanmış görünüyor.Tom seems a little embarrassed.
Tom biraz utanmıştı.Tom was a bit embarrassed.
Tom asla benden utanmış gibi davranmadı.Tom never acted like he was ashamed of me.
Belki Tom utanmış hissediyordu.Perhaps Tom was feeling ashamed.
Tom utanmış görünüyordu.Tom seemed embarrassed.
Bir şey söyleyemeyecek kadar çok utanmıştım.I was too ashamed to say anything.
Utanmış olmalısın.You should be embarrassed.
Dan kendini utanmış bile hissetmiyor.Dan didn't even feel ashamed.
Utanmış hissettim.I felt ashamed.
Leyla çok utanmıştı.Layla was very embarrassed.
Ben çok utanmıştım.I was so embarrassed.
Tom utanmış olmalı.Tom must've been embarrassed.
Biraz utanmış görünüyorsun.You look a little embarrassed.
Bir süre bu müzikten utanmıştık fakat aslında bu türde keşfedilecek çok şey varmış.For a long time we were ashamed of that sound but in fact, there's a lot to discover.
Persse çok utanmıştır ama Lily ona sakinleştirir.Her walk is bad but Janice hires her.
Prenses, çok utanmış olmalı.It may make the princess feel ashamed.
Utanmış görünüyor geri çekiliyor.He looks embarrassed. He backs away.
- Çok utanmış olmalısın!- You must be so embarrassed! - Oh la ri.
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.First of all, I was embarrassed because I had not read the novel "Dune" at that time.
Yalnız, Utanmış ve Desteksiz.Alone, ashamed and unsupported.
Tae İk, şu anda çok utanmış olmalısın!Tae Ik, you must be so embarrassed right now!
Umudunu kesmiş olarak döner sana göz. Utanmış, bitkin düşmüştür o.Your gaze turns back dazed and tired.
Mutsuz bir evlilikleri vardı ve yıllar önce onun zinasından alenen utanmıştı.Their marriage was unhappy, and he had been publicly embarrassed by her adultery years earlier.
Bir şey söyleyemeyecek kadar çok utanmıştım.Ich schämte mich zu sehr, um etwas zu sagen.
Persse çok utanmıştır ama Lily ona sakinleştirir.Dafür gibt sich Lindsay die Schuld, doch Danny beruhigt sie.
Ancak Robin, Lily'e aldığı hediyeden dolayı biraz utanmıştır.De son côté, Robin a la mauvaise idée d'offrir à Lily un cadeau un peu trop spécial.
Persse çok utanmıştır ama Lily ona sakinleştirir.Yo estaba muerto de miedo, pero Charly me daba ánimo.
Çok utanmış görünüyordu.Sembravi molto imbarazzato.
Persse çok utanmıştır ama Lily ona sakinleştirir.Стю, конечно, обижается, но Лорен его утешает.
Persse çok utanmıştır ama Lily ona sakinleştirir.Hij voelt zich tot haar aangetrokken, maar Harriet houdt hem af.
Persse çok utanmıştır ama Lily ona sakinleştirir.Han bedyrar tafatt sin kärlek och Carmen hånar honom.
Belki Tom utanmış hissediyordu.Можливо, Тому було соромно.
Persse çok utanmıştır ama Lily ona sakinleştirir.Tereza se stydí, ale Karel ji povzbudí.
Cassio yaptığından utanmış ve pişman olmuştur ve rütbesini kaybetmek istememektedir.Carrie se stydí a nechce vyhrát.
Persse çok utanmıştır ama Lily ona sakinleştirir.Mikey vonzódik hozzá, de Lily ki nem állhatja őt.
Ancak Robin, Lily'e aldığı hediyeden dolayı biraz utanmıştır.Eközben Robin roppant kínos helyzetbe kerül Lily lánybúcsúján.
Persse çok utanmıştır ama Lily ona sakinleştirir.Nalle on häpeissään, mutta Heikki lohduttaa häntä.
Micaela utanmıştır ve ayrılmaya hazırlanırken Don Jose onunla evlenmeye hemen hazır olduğunu bildirir.Οι δυο τους ερωτεύονται, ενώ ο Ντον δεν ξέρει ότι η Τζόις είναι ήδη παντρεμένη.
Bir süre bu müzikten utanmıştık fakat aslında bu türde keşfedilecek çok şey varmış.I lang tid var vi flove over musikken, men der var faktisk en del at opdage.
Ancak Robin, Lily'e aldığı hediyeden dolayı biraz utanmıştır.Barney sliter med sine følelser for Robin.
Micaela utanmıştır ve ayrılmaya hazırlanırken Don Jose onunla evlenmeye hemen hazır olduğunu bildirir.Micaëla bối rối và đi ra, nhưng Don José tuyên bố rằng anh sẽ cưới cô.
Persse çok utanmıştır ama Lily ona sakinleştirir.無口だがブリーにはやさしい。
Persse çok utanmıştır ama Lily ona sakinleştirir.Тя понечва да затвори балконската врата, но Лиза я спира.
Bir süre bu müzikten utanmıştık fakat aslında bu türde keşfedilecek çok şey varmış.Ilmalik muusika oli küll olemas, kuid oli suurelt osalt improviseeritud.
Bazıları ise son beş yıl içinde. Yalnız, Utanmış ve Desteksiz.孤独で 恥ずかしく 支援もありません
- Çok utanmış olmalısın! - Oh la ri. Go la ri!Ez aztán ciki!
- Çok utanmış olmalısın!Νια!
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.Allereerst was ik in verlegenheid gebracht omdat ik het boek "Dune" destijds nog niet gelezen had.
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.D'abord, j'étais gêné parce que je n'avais pas encore lu le roman "Dune" à ce moment-là.
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.Először is, zavarban voltam mert akkoriban még nem olvastam el a Dűnét.
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.En primer lugar, estaba avergonzado ya que no había leído todavía la novela "Dune".