utangaç ile cümle

utangaç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Komik surat yapmak icin fazla utangac bir tipti.Era demasiado tímido para hacer un gesto gracioso.
Komik surat yapmak icin fazla utangac bir tipti.Era prea timid ca să se strâmbe.
Komik surat yapmak icin fazla utangac bir tipti.Era un po' troppo timido per fare una smorfia.
Komik surat yapmak icin fazla utangac bir tipti.Er war etwas zu schüchtern, um Grimassen zu schneiden.
Komik surat yapmak icin fazla utangac bir tipti.Hij was te verlegen om een gek gezicht te trekken.
Komik surat yapmak icin fazla utangac bir tipti.Il était trop timide pour faire une grimace.
Komik surat yapmak icin fazla utangac bir tipti.그는 웃긴 표정을 짓는데 너무 수줍어했어요.
Komik surat yapmak icin fazla utangac bir tipti.Túl szégyenlős volt, hogy vicces arcot vágjon.
Komik surat yapmak icin fazla utangac bir tipti.Αυτός ντρεπόταν να κάνει μια αστεία γκριμάτσα.
Komik surat yapmak icin fazla utangac bir tipti.Он был стеснительным, чтобы сделать смешное лицо.
Komik surat yapmak icin fazla utangac bir tipti.Той беше прекалено срамежлив, за да направи смешна физиономия.
Komik surat yapmak icin fazla utangac bir tipti.הוא היה מעט ביישן מדי מכדי לעשות פרצוף מצחיק.
Komik surat yapmak icin fazla utangac bir tipti.و كان خجولا جدا ليصنع وجها مضحكا.
Mary erkek hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve o hissetti, çünkü onu biraz stiffly konuştu biraz utangaç.Maria ei tiennyt mitään poikaa ja hän puhui hänelle vähän jäykästi, koska hän tunsi melko ujo.
Mary erkek hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve o hissetti, çünkü onu biraz stiffly konuştu biraz utangaç.Maria non sapeva nulla di ragazzi e gli parlò un po 'rigido perché sentiva piuttosto timido.
Mary erkek hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve o hissetti, çünkü onu biraz stiffly konuştu biraz utangaç.Maria nu ştia nimic despre băieţi şi ea a vorbit cu el un pic rigid, deoarece simţea destul de timid.
Mary erkek hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve o hissetti, çünkü onu biraz stiffly konuştu biraz utangaç.Maria visste ingenting om pojkar och hon talade till honom lite stelt eftersom hon kände ganska blyg.
Mary erkek hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve o hissetti, çünkü onu biraz stiffly konuştu biraz utangaç.Mary não sabia nada sobre meninos e ela falou com ele um pouco tenso porque se sentia um pouco tímido.
Mary erkek hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve o hissetti, çünkü onu biraz stiffly konuştu biraz utangaç.Mary nevěděl nic o chlapci a mluvila s ním trochu ztuha, protože se cítila spíše plachý.
Mary erkek hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve o hissetti, çünkü onu biraz stiffly konuştu biraz utangaç.Mary nevedel nič o chlapcovi a hovorila s ním trochu tuho, pretože sa cítila skôr plachý.
Mary erkek hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve o hissetti, çünkü onu biraz stiffly konuştu biraz utangaç.Mary nic nie wiedział o chłopców i mówiła do niego trochę sztywno, ponieważ czuła, raczej nieśmiały.
Mary erkek hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve o hissetti, çünkü onu biraz stiffly konuştu biraz utangaç.Mary semmit sem tudott a fiúk és beszélt vele egy kicsit mereven, mert úgy érezte, inkább félénk.
Mary erkek hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve o hissetti, çünkü onu biraz stiffly konuştu biraz utangaç.Mary vedela ničesar o fantov in je govorila z njim malo stiffly, ker se ji je zdelo precej sramežljiv.
Mary erkek hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve o hissetti, çünkü onu biraz stiffly konuştu biraz utangaç.Mary vidste intet om drenge, og hun talte med ham en lille stift, fordi hun følte sig temmelig genert.
Mary erkek hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve o hissetti, çünkü onu biraz stiffly konuştu biraz utangaç.Mary wist niets over jongens en zij sprak tot hem een ​​beetje stijf, omdat ze voelde nogal verlegen.
Mary erkek hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve o hissetti, çünkü onu biraz stiffly konuştu biraz utangaç.Mary wusste nichts über Jungs und sie sprach zu ihm ein wenig steif, weil sie fühlte, eher schüchtern.
Mary erkek hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve o hissetti, çünkü onu biraz stiffly konuştu biraz utangaç.메리는 아이에 대해 아무것도 알지 못했다 그녀는 생각 때문에 그녀는 그에게 조금 stiffly을 이야기
Mary erkek hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve o hissetti, çünkü onu biraz stiffly konuştu biraz utangaç.Μαίρη δεν ήξερε τίποτα για τα αγόρια και του μίλησε λίγο stiffly επειδή αισθάνθηκε μάλλον ντροπαλός.
Mary erkek hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve o hissetti, çünkü onu biraz stiffly konuştu biraz utangaç.מארי לא ידעה דבר על בנים דיברה איתו היה נוקשה במקצת בגלל שהרגישה
Mary erkek hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve o hissetti, çünkü onu biraz stiffly konuştu biraz utangaç.يعرف شيئا عن ماري الأولاد وتحدثت اليه قليلا بتصنع لأنها شعرت
Mary erkek hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve o hissetti, çünkü onu biraz stiffly konuştu biraz utangaç.むしろ恥ずかしがり屋。 "あなたがマーサの手紙を​​入手しましたか?"と彼女は尋ねた。
O ağzından alevler çıkan adam yerine, neredeyse ürkek diyeceğim, utangaç bir adamla karşılaşmıştım.나는, 수 줍 어 하는 사람이 거의 매우 겁 많은 보았다.
Odasına girdim, orada utangaç bir kız yatıyordu, saçları dökülmüştü, kelliğini saklamaya çalışıyordu.Bementem a szobájába, és ott volt az a félénk lány, kopasz volt, és megpróbálta elrejteni a kopaszságát.
Odasına girdim, orada utangaç bir kız yatıyordu, saçları dökülmüştü, kelliğini saklamaya çalışıyordu.Entrai nella sua stanza, e c'era una ragazzina timida, era calva, ma cercava di nasconderlo.
Odasına girdim, orada utangaç bir kız yatıyordu, saçları dökülmüştü, kelliğini saklamaya çalışıyordu.Entré a su habitación, y vi una chica tímida ella estaba calva y trataba de ocultar su calvicie.
Odasına girdim, orada utangaç bir kız yatıyordu, saçları dökülmüştü, kelliğini saklamaya çalışıyordu.Ik loop binnen in haar kamer, en daar was een bedeesd meisje. Ze was kaal en wilde haar kaalheid verbergen.
Odasına girdim, orada utangaç bir kız yatıyordu, saçları dökülmüştü, kelliğini saklamaya çalışıyordu.Intru în camera ei, şi era o fată timidă, şi era cheală, şi încerca să-şi ascundă chelia.
Odasına girdim, orada utangaç bir kız yatıyordu, saçları dökülmüştü, kelliğini saklamaya çalışıyordu.그녀 방으로 들어가자 수줍어하는 소녀가 그곳에 있었습니다. 그녀는 머리카락이 없었고 그걸 숨기려 했죠.
Odasına girdim, orada utangaç bir kız yatıyordu, saçları dökülmüştü, kelliğini saklamaya çalışıyordu.Wszedłem do jej pokoju i zobaczyłem nieśmiałą dziewczynę. Nie miała już włosów, co próbowała ukryć.
Odasına girdim, orada utangaç bir kız yatıyordu, saçları dökülmüştü, kelliğini saklamaya çalışıyordu.Влизам в стаята й и виждам едно плахо момиче, беше плешива и се опитваше да скрие плешивостта си.
Odasına girdim, orada utangaç bir kız yatıyordu, saçları dökülmüştü, kelliğini saklamaya çalışıyordu.Я вошёл в её палату и увидел скромную девушку. Она была полностью лысая и пыталась скрыть свою голову.
Odasına girdim, orada utangaç bir kız yatıyordu, saçları dökülmüştü, kelliğini saklamaya çalışıyordu.נכנסתי לחדרה, ושם מצאתי ילדה ביישנית והיא היתה קרחת, והיא ניסתה להסתיר את הקרחות שלה.
Odasına girdim, orada utangaç bir kız yatıyordu, saçları dökülmüştü, kelliğini saklamaya çalışıyordu.دخلت لغرفتها، وكان هناك فتاة خجولة، كانت صلعاء، وكانت تحاول إخفاء هذا الصلع.
Odasına girdim, orada utangaç bir kız yatıyordu, saçları dökülmüştü, kelliğini saklamaya çalışıyordu.髪は全て抜け落ちていて そのことを隠そうとしたので 私はペンを取り出し 彼女の頭に
Onlardan biri, utangaç olanı... ...bir mesaj iletmemi söyledi.Diantara mereka ada satu yang malu dia memintaku untuk menyampaikan pesan.
Onlardan biri, utangaç olanı... ...bir mesaj iletmemi söyledi.L'ahjussi timido, mi ha chiesto di dirti una cosa.
Onlardan biri, utangaç olanı... ...bir mesaj iletmemi söyledi.L'ajeoshi timide m'a demandé de vous dire quelque chose.
Onlardan biri, utangaç olanı... ...bir mesaj iletmemi söyledi.Trong số đó có một chú xấu hổ, muốn tôi chuyển lời cho anh.
Onlardan biri, utangaç olanı... ...bir mesaj iletmemi söyledi.Van köztük egy szégyellős, aki szeretné, ha továbbítanám az üzenetét.
Onlardan biri, utangaç olanı... ...bir mesaj iletmemi söyledi.بين واحد منهم , الخجول , طلب مني أن أممر رسالة
Öptükten sonra da o kadar utangaç olmak...Après avoir fait cela, être si faussement timide.
Öptükten sonra da o kadar utangaç olmak...Đã làm còn bày đặt xấu hổ. <Br>
Öptükten sonra da o kadar utangaç olmak...Dopo aver fatto questo, essere così restio.
Öptükten sonra da o kadar utangaç olmak...Dupa ce ai facut asta, sa fii asa timid.
Öptükten sonra da o kadar utangaç olmak...Efter att ha gjort det, vara så blyg.
Öptükten sonra da o kadar utangaç olmak...In zatem si bil tako zadržan.
Öptükten sonra da o kadar utangaç olmak...Nachdem du das getan hast,bist du so schüchtern.
Öptükten sonra da o kadar utangaç olmak...Nadat je dat had gedaan, ben je nu zo bedeesd.
Öptükten sonra da o kadar utangaç olmak...Po zrobieniu tego, bycie takim bojaźliwym.
Öptükten sonra da o kadar utangaç olmak...Setelah melakukan itu, berpura-pura malu.
İlgili Sayfalar