utangaç ile cümle

utangaç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Çok utangaçtır,saçma sapan şeyler söyler.她非常害羞,而且說話帶有口吃。
Utangaç bir karaktere sahiptirler.性格有點害羞。
Gençlik yıllarında sessiz ve utangaç bir çocuktu.是個非常害羞內向的少年。
Nouhad utangaç ve okulda çok arkadaşı olmayan bir çocuktu.是個不良少年,學校成績不好,也沒什麼朋友。
Bundy lise yıllarında utangaç ve içine kapanık bir çocuk olarak kaldı.在他的中学时代,金赛是一个沉默并且非常用功的学生。
Bir insanın olabileceği kadar tembel, fakir, sapık ve aynı zamanda utangaçtır.柳亦如人瘦,憑柔絲牽惹,一樣情長。
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.사람은 낯선 사람을 대할 때 공격적이고 냉담하고 비판적이 된다.
Utangaç bir karaktere sahiptirler.그들은 얼굴에 비해 수줍은 동물이다.
Danny, 14 yaşında, utangaç bir çocuktur.대니(Danny) : 14세, 남성을 무서워하는 겁 많은 성격이다.
Utangaçlık doğrudan içedönüklükle ilgili değildir.명사류의 개념은 성과 직접적인 관련은 없다.
Gençlik yıllarında sessiz ve utangaç bir çocuktu.그녀는 어린 시절 유독 조용하고 수줍음이 많았다고 알려진다.
Oliver özellikle gençlik yıllarında çok utangaçtı.신순남은 어린 시절에 매우 가난했다.
11 yaşındayken, utangaçlığından kurtulmak için Paisley Sanat Merkezi'nin gençlik tiyatro programına katıldı.12살이 되자, 청소년 극장에서 연극 《벅시 말론》의 한 역할을 맡아 연기했다.
Utangaç kuşlardır, rahatsız edildiklerinde kaçarlar.탈출한 소수의 생존자들은 약탈을 하면서 연명했다.
Oldukça utangaçtır.심각한 부끄럼쟁이.
O kız gerçekten utangaç.저 여자는 정말 수줍음을 잘 탄다.
Albert biraz utangaç ve sessizdir.ג'ורג' הוא ילד שקט, מופנם וביישן.
Duikerler pek utangaç ve çekingen hayvanlardır.הצביונים הם חיות ביישניות וחמקניות.
Utangaçlık doğrudan içedönüklükle ilgili değildir.לתקפותו של טיעון אין קשר לאמיתות ההנחות עצמן.
Danny, 14 yaşında, utangaç bir çocuktur.בן 14, ילדותי ושמן.
En iyi arkadaşlarından bazıları onu utangaç sessiz birisi olarak niteler.הוא מתואר על ידי אחדים מחבריו הטובים, משותפיו למקצוע וממעריציו כאדם שקט וביישן.
Bu şekilde kadınlara karşı olan utangaçlığını yenmiştir.מבחינה זו חיובו במצוות דומה לזה של נשים.
Jeeves utangaç şekilde ona "Senin hiç vicdanın yok, bayım" der.ג'ויס: 'לפחות אין הם משעממים אותי כמוך'.
Ayrıca utangaçtır.או ביישן."
Suzanne vücudunu kibar bir şekilde saklamaya çalışıp utangaç bakışlarla izleyiciye bakar.אטורה צוחק בביישנות ומביט למצלמה.
Evans küçükken suskun, utangaç ve içine kapanık bir çocuktu.בילדותו היה לוין ילד ביישן וחסר ביטחון.
Utangaç kuşlardır, rahatsız edildiklerinde kaçarlar.הפילים ברחו בבהלה תוך גרימת מהומה.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Към чуждите е недоверчиво и сдържано.
Nouhad utangaç ve okulda çok arkadaşı olmayan bir çocuktu.Брус е буйно дете с не много добър успех в училище.
Çok ama çok utangaçtır bu yüzden babası gibi insan korkutamaz.Тя е горда и е безскрупулна в бизнеса, точно като баща ѝ.
Bir erkek çocuğu olarak çok utangaç ve hassas biriydi.Като момче е много стеснителен.
Utangaç kuşlardır, rahatsız edildiklerinde kaçarlar.Кога се подига юнаци треперят, съвсем се губят от ужас.
Bu kuş türü utangaçtır ve kendilerini gizli tutmaya çalışırlar.Интелигентността на тези децата е нормална, но те са стеснителни и затворени в себе си.
Mary'nin kız kardeşi utangaç ve sakardır.Сестрата на Мария е срамежлива и тромава.
Evans küçükken suskun, utangaç ve içine kapanık bir çocuktu.Giovanni je kao dječak bio sramežljiv i vrlo osjetljivog zdravlja.
Çok utangaç ve münzevidir.Mazav je i vrlo ljepljiv.
Utangaç ve güvensiz kız kardeş Dimity yerel bir Çin restaurantında çalışan bir garsondur.Chau je Mikeov i Euanov otkačeni prijatelj koji radi u vijetnamskom restoranu.
Utangaç kuşlardır, rahatsız edildiklerinde kaçarlar.Bongá sú veľmi plaché a pri menšom vyrušení sa dávajú na útek.
Oldukça utangaçtır.Je veľmi plachý.
Çok utangaç olmaya başlamıştı.Začala byť až priveľmi otvorená.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.K cudzím ľuďom je však nedôverčivá a uzavretá.
Kubo Sensei, sosyal hayatta oldukça utangaç bir insandır.Šion sa na verejnosti chová ako hanblivé dievča.
İnsan yapısına ve utangaç bir karaktere sahiptir.Ima podobo in lastnosti človeka.
Ayrıca utangaçtır.Je tudi svojeglava.
Çok salaktır ve utangaçtır.Je radoveden, dobrosrčen in sramežljiv.
Oliver özellikle gençlik yıllarında çok utangaçtı.Izrazita so predvsem v mladosti.
Dinsel törensiz özen, utangaçlığı getirir.Prizma, ki ni pokončna, je poševna prizma.
Nouhad utangaç ve okulda çok arkadaşı olmayan bir çocuktu.Vsak dan je bil tarča nasilja, ker ni želel biti lakaj starejšim dečkom na šoli.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Svetimų žmonių atžvilgiu jis santūrus ir nepatiklus.
Başlangıçta utangaç ve kendini yalandan kekeme olarak gösteren biriydi.Pradžioje tai buvo panieką ir gėdinimą reiškiantis žodis.
Utangaçlık doğrudan içedönüklükle ilgili değildir.Išdavimas nepaliečia pačios tiesos.
Gençlik yıllarında sessiz ve utangaç bir çocuktu.Mergaitė vaikystėje buvo labai tyli, uždara mergaitė.
O çok utangaç. Sizi görmek istediğini söylüyor.Jis labai drovus. Jis sako norintis jus pamatyti.
Utangaçlık doğrudan içedönüklükle ilgili değildir.Reaktsioon ei ole otseselt seotud tegevusega.
Utangaç kuşlardır, rahatsız edildiklerinde kaçarlar.Kosilased on hirmust rabatud ning üritavad põgeneda.
Utangaç bir çocuk olduğu doğruydu; zamanının çoğunu kitaplar arasında geçiriyordu.Tema perekond oli suur ning lapsi oli tal palju, neist enamik seondus öö negatiivsete loomujoontega.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Nad on oma iseloomult salakavalad ja kahtlustavad.
On dokuzundan gün alıyordu ve utangaçtı.Kuuskümmend kaks päeva oli juba seal konutatud ja igavletud.
Çok salaktır ve utangaçtır.Tegelikult aga on ta introvertne ja häbelik.
Fakat çok utangaç olduğu için bunu hiçbir zaman dile getirememiştir.Ta paistis häbelik, kuigi ta seda ei olnud.
İlgili Sayfalar