Ana içeriğe geç
Sözlük

unsurlar ile cümle

unsurlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Silahın üzerinde atış kabiliyetini üstün kılan unsurlar bulunmaktadır.Pensa mais em ganhar do que em atirar.
Şah’ın otobiyografisinin başka unsurları tamamiyle kurgu gibi görünüyordu.Outros elementos da autobiografia de Shah pareciam ter sido pura ficção.
Partinin radikal unsurları bu kararı onaylamadılar.O restante da Liga parece não aprovar esta decisão.
Fakat bazı iklim unsurları yakın çevreden farklıdır.As condições climáticas variam bastante até mesmo entre regiões próximas.
"Dürüst olmak gerekirse, filmde takdire şayan unsurlar bulunmakta."Estou realmente tendo um bom tempo de filmagens.
Eserlerinde 20. yüzyıla ait unsurları kullanmıştır. ^ "İtalyan besteci Luciano Berio 77 yaşında öldü".Consultado em 15 de maio de 2003 «Compositor italiano Luciano Berio morre aos 77 anos».
Sayısal üstünlüğe ulaştığında Sovyet hava unsurları karşı taarruza geçtiler.Quando a contra-ofensiva começou, os soviéticos já tinham superioridade numérica sobre a Luftwaffe.
Hyksoslar, Habiru (Mısırca: Apiru) denen Sami halktan unsurlar taşıyorlardı.Nu zijn zij de zondebok, zij die als geuzen uit het volk zijn voortgekomen.
Tümen taarruzu dağıldı, fakat bazı unsurları Minsk'in kuzeyindeki Alman hatlarına ulaştı.Toch wisten enkele detachementen de Duitse linies te bereiken ten noorden van Minsk.
"Only Girl (In the World)", Europop unsurları taşıyan yüksek tempolu bir dans-pop şarkısıdır.Only Girl (In the World) werd een nummer van eurodance en dance-pop.
İslam düşüncesi, Kur'an yorumları ve araştırmaları farklılığı öne çıkaran unsurlardandır.Zie ook Huginn en Muninn, zij staan voor gedachte en geheugen.
Avrupa’daki yönetim ilkeleri doğası gereği oldukça toplumsal olan destekleyici unsurlara sahiptir.Managementprincipes hebben in heel Europa een onderbouwing die sterk maatschappelijk van aard is.
Tüm unsurlar karşılıklı olarak bu döngüler ilişkisiyle birbirine bağlıdır.Vanwege deze relatie zijn alle actuele entiteiten wederzijds afhankelijk.
Ama resimlerinde simetrik unsurları barındırması ile de tanınır.Zelfs zijn fictie lijkt zorgvuldig verborgen parabels te bevatten.
Toprağı ve toprakla ilgili tüm unsurları, bitkileri ve hayvanları korur.Hij liet alle planten, dieren, mensen en dingen op aarde een eed zweren.
Mahalle, barındırdığı Arap ve Romalı unsurlar nedeniyle geçmişte yolculuk hissi uyandırır.Het gebied wordt in het zuiden begrensd door de oude Gallische en Romeinse weg de Vecquée.
ABD’ye göre pazarlık unsurları da birbirine uymamaktaydı.Er werd opgemerkt dat de integratie tussen de markten van de lidstaten nog steeds onvoldoende was.
Taç ise başrahibin tüm dünyevi unsurların üzerinde olduğunu simgelemekteydi.Hij beweerde de suprematie te hebben boven alle Europese koningen.
"Suçun Unsurları".Advocaten van de duivel?
Elenmesi gereken unsurlar elendi.Overbodige ornamenten moesten worden geschrapt.
Kısaca yaratıcılıkla ilgili tüm unsurların kaynağıdır.De inwoners zijn allemaal op vuur gebaseerde wezens.
Bu gücü ağırlıklı biçimde Amerikan unsurları oluşturuyordu.Onder deze kolonisten groeide een sterk Amerikaans zelfbewustzijn.
Keşif, ilham ve sezgi bu felsefi akımın temel unsurlarıdır.Plaats, snelheid en versnelling zijn de basisbegrippen in de kinematica.
Ertesi sabah Alman öncü unsurları iki Sovyet ordusu arasında bir gedik keşfettiler.Następnego ranka niemieckie rozpoznanie znalazło słaby punkt pomiędzy dwoma armiami radzieckimi.
Modern Grönland müziği unsurlarıda jaz müzisyeni Kristian Blak tarafından kullanılmaktadır.Elementy nowoczesnej muzyki grenlandzkiej są także wykorzystywane przez muzyka jazzowego Kristiana Blaka.
İç tasarımda ise sahil ve deniz havası verecek unsurlar öne çıkarılmıştır.Na końcu zbioru znajdują się modlitwy o ocalenie od zarazy i morowego powietrza.
"Suçun Unsurları"."Ukarać winnych".
Fakat bazı iklim unsurları yakın çevreden farklıdır.Klimat wyżyny jest nieco odmienny od otaczających ją obszarów.
Yahudiye'de dini unsurlar ülkenin içişlerinin temelini oluşturmaktaydı.Byli przekonani, że sprawa wiary w Jezusa jest kwestią wewnątrz Izraela.
Kilise geç barok unsurlarıyla klasisizm tarzında inşa edilmiştir.Kościół został wzniesiony w stylu późnobarokowo-klasycystycznym.
Westminster modeli demokrasinin önemli unsurlarından birisi de meclis egemenliği ilkesidir.Główną stawką wojny hegemonicznej jest rządzenie systemem.
Formula 1 lastikleri bir Formula 1 aracının performansına etki eden unsurlardandır.Pierwszy projekt Formuły 1 wykorzystujący efekt przypowierzchniowy.
Bu gücü ağırlıklı biçimde Amerikan unsurları oluşturuyordu.Systemy OP tego typu stanowiły poważne zagrożenie dla sił USA.
Askeri birliklerin neredeyse üçte biri okçu unsurlardan oluşturulmaya başlanmıştır.Prawie jedną trzecią państwa porastają bezludne puszcze.
Dünya’yı da böyle, biçimlendirerek ve unsurlarını düzenleyerek oluşturmuştur.Uważał bowiem, że świat utworzony jest z materii i jej ukształtowania.
Kempf Ordu Müfrezesi, Güney Ordular Grubu’nun diğer unsurlarıyla birlikte geri çekildi.Granice Królestwa opuścił razem z ostatnimi oddziałami wojskowymi.
Artçı kuvvetler Storkow'daydı ve öncü unsurlar 12. Ordu ile Beelitz'te temas kurmuştu.Straż tylna była przy Storkow, a oddziały rozpoznawcze połączyły się z 12.
Don Cephesi, harekatın esas unsurlarından değildir, yardımcı operasyonları icra görevini üstlenmiştir.Jest on zwykle pierwszą osobą zdolną objąć dowodzenie, jeśli don nie może wykonywać swoich powinności.
Alman 4. ve 9. ordularının öncü unsurları Bialistok'un doğusunda birleştiler.Brytyjskie dywizje 3 i 5 miały wkrótce nadejść od strony Salamanki.
Avcı ya da taarruz hava unsurları bulunmamaktadır.Myśliwi i strażnicy przyrody nie muszą mieć pozwolenia na broń.
Kahve, ve özellikle de espresso, İtalyan mutfağının önemli unsurlarından biridir.Kaffe, och då särskilt espresso, har också kommit att spela en viktig roll i det kulturella italienska köket.
Alman taarruzunun öncü unsurlarına taarruz edilecek ve imhası sağlanacaktı.Man når fram till en av tyskarnas antenner och förstör den.
Şah’ın otobiyografisinin başka unsurları tamamiyle kurgu gibi görünüyordu.Andra delar av Shahs självbiografi framstod som ren fiktion.
Çoğunlukla house, tekno, hi-NRG ve Euro disko tarzlarına ait unsurları içerir.Genren bygger på element från bland annat house, hi-NRG och eurodisco.
Tüm çıkarma unsurları saat 17:30’a kadar sahile atılmış olacaktır.Alla affärer skulle stängas klockan 17.30 på eftermiddagen, för att spara elektricitet.
Taarruz başladığında 15. Tümen’in ileri unsurları ancak cepheye ulaşmışlardı.En vecka innan starten hade bara 15 deltagare anmält sig.
Zırhlı unsurlarını küçük müfrezeler halinde, zik zaklar çizen bir taarruzda kullandı.Dessa äldre Sparrar förde i sitt vapen en röd sparre i gult fält.
Dancehall ve Reggae unsurlarını da içerir, 3 dakika 20 saniye sürer.Політ між Бонайре і Кюрасао триває від 20 до 23 хвилин.
Kilise geç barok unsurlarıyla klasisizm tarzında inşa edilmiştir.Будівлю вирішено у стилі пізнього бароко з елементами класицизму.
Saldırıyı teşvik eden unsurlar henüz bilinmemektedir.Мотиви його нападу досі не відомі.
Şah’ın otobiyografisinin başka unsurları tamamiyle kurgu gibi görünüyordu.Інші елементи Шаха автобіографії, мабуть, були чистою фікцією.
Avrupa’daki yönetim ilkeleri doğası gereği oldukça toplumsal olan destekleyici unsurlara sahiptir.Principy managementu mají napříč Evropou opory, které jsou silně společenské povahy.
İslam düşüncesi, Kur'an yorumları ve araştırmaları farklılığı öne çıkaran unsurlardandır.Přemýšlení: (Modrá) – přemýšlení o přemýšlení.
Hava unsurlarından savunma için FIM-92 Stinger füzesi entegre edilecektir.K obraně proti letadlům mohou nést protiletadlové raketové komplety FIM-92 Stinger.
Aynı zamanda kendine özgü görsel unsurlar barındırırlar.Samozřejmostí je i nepřetržitá fyzická ostraha.
Bunun anlamı bu teoriyi oluşturan unsurlar hipoteze bağlı değildir ama deneysel keşfe bağlıdır.Přičemž nemá jít o pouhou hypotézu, ale o experimenty doloženou teorii.
Yaşamsal unsurları taşır.Přináší nositeli štěstí.
Haraz Dağı'nın eteklerinde yer almakta olup ıssız bir kalenin tüm mimari unsurlarını sergilemektedir.Na jeho svahu směrem ke vsi je zřícenina Pustého zámku.
Güzelin en can alıcı unsurları kaşı ve gözüdür.Největší a nejnápadnější z výsad bývá očnice.
Diğer deyişle, insanların, hayvanların ve bitkilerin, tek bir var oluşun unsurları olduğu kabul ediliyordu.Astfel, s-au considerat că oamenii, animalele și plantele erau membri ai unui singur întreg.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
unsurlar ile cümle - Sayfa 6 - unsurlar kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App