Puccini bestelediği Manon Lescaut'nun bazı unsurlarını daha önce bestelediği eserlerden almıştır.Puccini cogió algunos elementos musicales usados en Manon Lescaut de anteriores obras que él había escrito.
1815 yılında Humphry Davy, Tarım kimyasının unsurları'nı yayınladı.1806 Humphry Davy, Sobre algunos agentes químicos de la electricidad.
Sanatta değer verdikleri unsurlardan biri de tüy kullanımıydı.El material del cual estaba elaborado era papel simple.
Yiyecek rengi ve yemek tarifi unsurları Yin ile Yang dengesi ile birbirine tutturulur.La colorazione del cibo e gli ingredienti delle ricette sono abbinati con un equilibrio di yin e yang.
Kahve, ve özellikle de espresso, İtalyan mutfağının önemli unsurlarından biridir.Anche il caffè, specialmente l'espresso, è divenuto importante nella cucina italiana.
Kempf Ordu Müfrezesi, Güney Ordular Grubu’nun diğer unsurlarıyla birlikte geri çekildi.Il Distaccamento d'armata Kempf ritornò sulle sue posizioni assieme alle altre unità dell'Heeresgruppe Süd.
Bunun üzerine eldeki diğer birliklerden unsurlarla birleştirilerek yeniden düzenlendi.Sei furono le compagini iscritte: Rep.
Geleneksel tasarım yeni unsurlar eklenmek suretiyle korunmuştur.Il design tradizionale è stato preservato aggiungendo nuovi elementi dello stesso stile.
Gemiler askerî birliklere erzak sağlamak için vazgeçilmez unsurlardı.Le navi erano vitali per rifornire le truppe.
Güzelin en can alıcı unsurları kaşı ve gözüdür.Le parti più belle di quest'opera sono sicuramente il volto della Vergine e le mani.
Çoğunlukla house, tekno, hi-NRG ve Euro disko tarzlarına ait unsurları içerir.Unisce molti elementi della techno, dell'hi-NRG, dell'house e dell'euro disco.
Şah’ın otobiyografisinin başka unsurları tamamiyle kurgu gibi görünüyordu.Altri elementi dell'autobiografia di Shah sembravano essere pura finzione.
Bu stillerin arasında İskoç Baronial, Babür mimarisi ve Neo-Gotik mimarisinin unsurları bulunmaktadır.Tra questi stili vi sono elementi del baronale scozzese, architettura moghul, e architettura neogotica.
Böylece hem komik hem de dramatik unsurlar ekleyebilecektik" diye konuştu.Mi ha impedito di giocare i grandi ruoli drammatici o tragici".
Hikâyenin yer, zaman ve kahramanları yanında olay örgüsü gibi unsurları zaman içerisinde değişimler geçirir.Come la fortuna e la stupidità hanno cambiato la storia Eroi per caso.
Taarruz başladığında 15. Tümen’in ileri unsurları ancak cepheye ulaşmışlardı.Nonostante l'intervento dei primi reparti appena arrivati della 15.
Bu unsurların büyüklüğü bu türün Deinonychus' tan iki kat daha büyük olduğunu düşündürmektedir.Questi pochi elementi che l'animale poteva raggiungere circa il doppio della lunghezza di un Deinonychus.
Eurodance yapımları, trance unsurlarıyla birleşerek modernize olup gelişmeye devam etmektedir.La produzione eurodance continua ad evolversi con uno stile più moderno.
Ancak bu sınırlandırıcı unsurlar, görüşler için söz konusu değildir.Tuttavia, i cattolici non sono tenuti a credere a queste visioni.
Octavianus senatoyu şüpheli unsurlardan temizlemiş ve kendi taraftarlarıyla doldurmuştu.Октавиан очистил Сенат от оставшихся подозрительных элементов и наполнил его своими сторонниками.
Kendi içinde şeytani unsurları da barındırır.Также может переделывать демонов из злых в добрых и покоряющихся ему.
"Merhamet, sempati, empati, anlayış - bunlar Yahudiliğin temel unsurlarıdır.«Понимание, сочувствие, симпатия, эмпатия, любовь — это ключевые, важнейшие элементы иудаизма.
Yazarların hicvettiği tarihsel/politik bağlam unsurlarını bizler tanımlayabilir miyiz?Есть ли исторический/политический контекст, который высмеивают авторы?
Nüfusun geri kalanı ise Romanlar ve diğer etnik unsurlardan ibarettir.Остальная и большая часть книги — роман странствий.
Bazı birlikler ve bazı hava unsurları da Üst Komutanlık'tan gelen emre göre taarruz başlattılar.Но кто-то в штабе Luftwaffenkommando или даже выше, явно пытался защитить их.
Ancak bu sınırlandırıcı unsurlar, görüşler için söz konusu değildir.Но эти религиозные ограничения не предназначены для того, чтобы причинять страдания.
Kilise geç barok unsurlarıyla klasisizm tarzında inşa edilmiştir.Собор построен в стиле позднего барокко с элементами классицизма.
Silahın üzerinde atış kabiliyetini üstün kılan unsurlar bulunmaktadır.Имеет чувство превосходства над Пушком.
Poe'nun birçok öyküsünde olduğu gibi, Kızıl Ölümün Maskesi'nin de otobiyografik unsurlar taşıdığı öne sürülür.Как и многие рассказы писателя, «Маска Красной Смерти» исследовалась с точки зрения автобиографичности.
"Suçun Unsurları".«Доказательства вины».
Tüm bu unsurlar var olduğunda, kurtarma ve yardım faaliyetleri ücret talebine hak kazandırır.В случае причинения ущерба гражданскому населению, мы выступаем за предоставление компенсации и помощи.
Formula 1 lastikleri bir Formula 1 aracının performansına etki eden unsurlardandır.Серия Formula включает в себя копии гоночных машин Формулы 1.
18 Ekimde ise Bulgar 1. 2. ve 3. orduları tüm ana unsurları ile ilerlemeye başladılar.22 октября все отстающие части 1-й и 3-й армий Болгарии подтянулись к городу и развернулись.
Sanatta değer verdikleri unsurlardan biri de tüy kullanımıydı.Материалом, используемым для него, была кожа.
Bölgenin Türkleşmesinde rol oynayan bu unsurlar, bölgenin kendine has lehçesini de oluşturmuşlardır.Членам этой конфессии, скрывавшимся от преследований, выпало сыграть решающую роль в освоении региона.
Buna karşın, iyi silahlı oldukları halde Pers Ordusu'nda Mısırlı unsurlar yoktur.Потому, говорил он, никакая самая хорошо вооружённая иностранная армия в Афганистане успеха не добьётся.
"Only Girl (In the World)", Europop unsurları taşıyan yüksek tempolu bir dans-pop şarkısıdır.«Only Girl (In the World)» относится к жанру Данс-поп с элементами стиля Европоп в музыкальной аранжировке.
Yaşamsal unsurları taşır.Ведут подземный образ жизни.
Kendi içinde şeytani unsurları da barındırır.كذلك نسلكه في قلوب المجرمين.
Doğal ve endüstriyel afetler durumunda askeri ve askeri olmayan unsurları doğanın tehlikeleri ile uyarmak.مساعدة السكان في حالة الكوارث الطبيعية والصناعية ويحذر من مخاطر الطبيعة العسكرية وغير العسكرية.
M5S parti programı sağcı popülizm ve Amerikan tarzı liberalizm unsurları içerir.يتضمن برنامج حركة النجوم الخمسة أيضًا عناصر من السياسات الليبرالية الأمريكية والسياسات اليمينية الشعبوية.
Kepler yörüngeleri çeşitli şekillerde altı yörünge unsurları içine parametrize edilebilir.يمكن وصف المدارات الكبلرية إلى ستة عناصر مدارية بطرق مختلفة.
Kahve, ve özellikle de espresso, İtalyan mutfağının önemli unsurlarından biridir.تعدّ القهوة وبشكل أكثر تحديدًا الإسبرسو من أبرز سمات المطبخ الثقافي لإيطاليا.
Bölgedeki Sovyet hava unsurları eylül ayı sonlarına kadar yetersiz takviye alabildiler.أسس سيطرة فعالة على المنطقة بحلول سبتمبر.
Benzer unsurlar Beckett'ın yayınlanmış ilk romanı Murphy'de de (1938) görülür.قد شوهد عناصر مماثله للشخصيه في الروايه الأولى الذى نشرها بيكيت في عام 1938 بإسم ميرفي.
İleri unsurları kentin doğusuna doğru hareket etti.يبدو أن المتمردين يتحركون نحو وسط المدينة.
1815 yılında Humphry Davy, Tarım kimyasının unsurları'nı yayınladı.في عام 1815، اخترع همفري ديفي مصباح السلامة الخاص بعمال المناجم.
Alman 4. ve 9. ordularının öncü unsurları Bialistok'un doğusunda birleştiler.وفي الوقت نفسه اشتبك جيش الألماني الرابع والتاسع مع جيوش الجبهة الغربية في محيط بياويستوك.
Ama Darwin'e göre ara-geçiş formlarının olması teorinin ayakta kalmasını sağlayan yegane unsurlardandır.ويعتقد هير أنها الشكل المسرحي الوحيد القادر على توصيل ما يريد.
İslam düşüncesi, Kur'an yorumları ve araştırmaları farklılığı öne çıkaran unsurlardandır."إنه يسهل إعماء (اخفاء) من هوية العلاجات من المحققين، والمشاركين، والمقيمين".
Waits'in besteleri ve şarkı sözleri ise oyuna müzikal unsurları katmıştır.بل أن أمهر المغنين والموسيقيين كانوا يكافئون بكأس ذهبية.
Davutoğlu ayrıca bazı Erdoğan yanlısı basın unsurlarını sansürlemekle suçlandı.كما يشتبه بمشاركتهم في هجوم داين الإلكتروني.
Kojima'ya göre oyun fragmanının kilit unsurlarından biri yaşam ve ölümün bağlantısı fikridir.De acordo com Kojima, um dos aspectos chaves do jogo é a ligação que existe entre a vida e a morte.
Yazarların hicvettiği tarihsel/politik bağlam unsurlarını bizler tanımlayabilir miyiz?Podemos identificar elementos do contexto histórico/político que os escritores estão satirizando?
"So Happy I Could Die" europop unsurları içeren bir elektropop parçasıdır."So Happy I Could Die" é uma faixa synthpop que contém elementos europop.
Formula 1 lastikleri bir Formula 1 aracının performansına etki eden unsurlardandır.Os pneus de Fórmula 1 desempenham um papel significativo no desempenho de um carro de Fórmula 1.
Bu unsurlar tüm yıldız boyunca karıştırılır.Esses elementos estão distribuídos uniformemente por toda a estrela.
Modern Grönland müziği unsurlarıda jaz müzisyeni Kristian Blak tarafından kullanılmaktadır.Alguns elementos da música moderna local foram incorporados nos temas do músico de Jazz Kristian Blak.
Birkaç firma ya da kuruluş, kendi aralarında tröst oluşturup, diğer piyasa unsurlarını elde edebilirler.Ele pode arranjar ou criar coisas para as pessoas em troca de suas almas.
Askeri birliklerin neredeyse üçte biri okçu unsurlardan oluşturulmaya başlanmıştır.Acredita-se que até um sexto dos muros construídos tenham sido feitos a partir de estruturas pré-existentes.