Ana içeriğe geç
Sözlük

unsurlar ile cümle

unsurlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
"Lovesick Girls", EDM sesi unsurları içeren bir dans-pop ve elektropop şarkısıdır."Lovesick Girls" is a dance-pop and electropop song with elements of EDM sound.
Tahriş edici unsurlardan kaçınmak, yaygın bir yöntemdir.Avoidance of irritants is a common strategy.
Manfredo'nun ordusu çok heterojen unsurlardan oluşuyordu.Manfred's army was composed of very heterogeneous elements.
The Vanishing'in (1993) Amerikan versiyonunda, simyasal unsurlar çıkarılmıştır.[2]In the American remake of The Vanishing (1993), the alchemical elements were stripped.[18]
Bu süreçet avara kanosu gibi kültürel unsurları da beraberinde getirildi. [1]4000 BCE, also bringing cultural elements such as the outrigger canoe.[5]
Sadece yüreğimizle her şey iyi görürüz, önemli unsurlar gözlerimize kendini göstemez.Man sieht nur mit dem Herzen gut, das Wesentliche ist für die Augen unsichtbar.
ABD’ye göre pazarlık unsurları da birbirine uymamaktaydı.Der Verkauf in die USA wollte gar nicht klappen.
İslam düşüncesi, Kur'an yorumları ve araştırmaları farklılığı öne çıkaran unsurlardandır.Siehe die Beispiele bei Will-Erich Peuckert: Weissagung und Weissagungen.
Aynı zamanda kendine özgü görsel unsurlar barındırırlar.Zudem habe sie andauernde, körperliche Beschwerden.
Dünya’yı da böyle, biçimlendirerek ve unsurlarını düzenleyerek oluşturmuştur.Wie dieser, wollte er selbst schaffen und gestalten.
Batman hikâyelerinde en bilinen unsurlardan biridir.Von seinen Werken ist Batman am bekanntesten.
Ertesi sabah Alman öncü unsurları iki Sovyet ordusu arasında bir gedik keşfettiler.Am nächsten Tag tauchte wieder ein Jeep mit zwei amerikanischen Soldaten auf.
Saldırıyı teşvik eden unsurlar henüz bilinmemektedir.Wer tatsächlich für den Anschlag verantwortlich ist, wurde bisher nicht bekannt.
Hyksoslar, Habiru (Mısırca: Apiru) denen Sami halktan unsurlar taşıyorlardı.Die Bewohner Bünzens waren den Herren von Reussegg (bei Sins) untertan.
Finlandiya'da bulunan aşırı milliyeçi unsurlar "Büyük Finlandiya" hayalini kuruyordu.So kam es, dass „Finlandia“ schnell ins finnische Nationalbewusstsein einging.
Bu kişinin bilgili eğitimli ya da zeki olması pek de önemli unsurlar değildir.Es ist nicht wichtig, der Intelligenteste oder Mächtigste zu sein.
Yaşamın en önemli unsurlarından birisidir.Sie bleibt die wichtigste Frau in seinem Leben.
Ayrıca, Alman ihtiyat birliklerinin en iyi unsurlarıydı.Diesmal galt die deutsche Mannschaft vielen als Favorit.
Daha önceleri gayr-ı müslim unsurların yaşadığı düşünülmektedir.Grundsätzlich kann über Komik gesagt werden, dass sie Erwartungshaltungen durchbricht.
Poe'nun birçok öyküsünde olduğu gibi, Kızıl Ölümün Maskesi'nin de otobiyografik unsurlar taşıdığı öne sürülür.Comme nombre de récits de Poe, Le Masque de la mort rouge peut également être vu de façon autobiographique.
Süreç içinde gerek hafif gerekse ağır süvarinin ağırlığı azalmış, okçu unsurlar ise artmıştır.Plus leur faute est grave, plus ils tombent bas et plus leur châtiment est pénible.
1891'de Theodor Boveri kromozomların yaşamın vazgeçilmez unsurları olduğunu gösterdi.En 1891, Theodor Boveri démontre et affirme que les chromosomes sont indispensables à la vie.
"Suçun Unsurları"."Le Crime d'un autre".
Bu unsurların başında vurmalı çalgılar gelir.Ils doivent en passer par les tirs au but.
Avcı ya da taarruz hava unsurları bulunmamaktadır.Elle ne dispose ni de radar ni d'avion de chasse à vision nocturne.
The Last Mimzy isimli film ise Mimsy Were the Borogoves öyküsünden unsurlar içeriyordu.Le titre original en anglais de la nouvelle est Mimsy Were the Borogoves.
Bu hızlı ilerleyen tanklar ve diğer zırhlı araçlar Blitzkrieg'ın kritik unsurları olmuşlardır.Ces chars rapides et d'autres véhicules blindés furent des éléments importants de la guerre éclair.
Elenmesi gereken unsurlar elendi.Les lettres superflues étaient supprimées.
Yukarıda sözünü ettiğimiz etki unsurları aslında doğru seçilmektedir.Les surfaces de frappes décrites ci-dessus sont les seules autorisées.
Türk hükümetini tepkisi sert olmuş, Irak hükümetine derhal PKK unsurlarına müdahale etmesini söylemiştir.L'attentat n'est pas revendiqué immédiatement, mais le gouvernement turc accuse le PKK.
Partinin radikal unsurları bu kararı onaylamadılar.Les éléments les plus radicaux du parti étaient en désaccord total avec cette décision.
Bu unsurlar gönül ateşini artırır.Cette décision ne fait qu’accroître leur fureur.
Çoğunlukla house, tekno, hi-NRG ve Euro disko tarzlarına ait unsurları içerir.Elle mélange certains éléments sonores des musiques house, hi-NRG et euro disco.
Türk tiyatrosu klasikleri arasında sayılan eser, etnik unsurlar içermekle de ayrı bir özelliğe sahiptir.Peu à peu va naitre l'idée que les Turcs ont eux aussi une identité nationale distincte.
Bonoda bulunması gereken unsurlar, TTK m.Tillandsia hahnii Mez in C.DC., Monogr.
Kepler yörüngeleri çeşitli şekillerde altı yörünge unsurları içine parametrize edilebilir.Las órbitas de Kepler pueden ser parametrizadas en seis elementos orbitales de varias maneras.
Kojima'ya göre oyun fragmanının kilit unsurlarından biri yaşam ve ölümün bağlantısı fikridir.Según Kojima, uno de los aspectos claves del tráiler era la idea de una conexión entre la vida y la muerte.
Bu bizim de yaptığımız bir şey - vurgulamak istediğimiz unsurları ortaya çıkarıyoruz.En el fallo está mostrado lo que hicimos.
Su, ateş, toprak temizleyici unsurlar olarak görülmüştür.La tierra, el agua, el aire y el fuego estaban mezclados en un todo informe.
Diğer tüm unsurlar isteğe bağlıdır.Todas las autoridades restantes dependen de él.
Dancehall ve Reggae unsurlarını da içerir, 3 dakika 20 saniye sürer.Capricornio y Géminis ascienden en dos horas y veinte minutos.
Atina'dan yardım istediler, fakat karar unsurları kendi aralarında anlaşma içinde değildi" demektedir.Los habitantes de Tuxtepec, solicitan auxilio porque no tienen que comer.
Elenmesi gereken unsurlar elendi.Botones innecesarios fueron eliminados.
Yazarların hicvettiği tarihsel/politik bağlam unsurlarını bizler tanımlayabilir miyiz?¿Es posible identificar los elementos del contexto histórico/político que satirizan los guionistas?
"Dürüst olmak gerekirse, filmde takdire şayan unsurlar bulunmakta."Algo chistoso le pasó a esta película modesta.
Bu rakama denk sayıda yardımcı unsurlar da orduya katılmıştır.Estos últimos, además, contaban con un apoyo considerable dentro del ejército.
Deming'in 14 İlkesi, Amerikalı istatistikçi William Edwards Deming'in kalite yönetimi yaklaşım unsurlarıdır.Los 14 puntos de William Edwards Deming, son la base para la transformación de la industria americana.
"Suçun Unsurları".«Las edades del delito».
Forehandleri de dikkate alınması gereken unsurlardandır.Son sus puntos en común los que se toman en cuenta.
Böylece hem komik hem de dramatik unsurlar ekleyebilecektik" diye konuştu.Lo que él ha sabido captar a la vez trágico y deslumbrante».
Erkek kardeşi ise Fransız anarşist hareketinin önemli unsurlarından biriydi.Su hermano también tuvo participación en los círculos anarquistas franceses.
Unsurlarımı, elementlerimi gerçek dünyadan alır ve bunları fantezi, hayal gücüyle birleştiririm.Trata de captar el mundo real y la fantasía al mismo tiempo.
Wi-Fi, uygun unsurları kendi yönergesine göre test eder.Esperamos nuevas instrucciones de la Santa Seda puesto que depende de su autoridad.
Eser sınırlama ve izolasyon unsurlarını vurgular.I. Sistemas reproductivos y barreras de aislamiento.
Türk hükümetini tepkisi sert olmuş, Irak hükümetine derhal PKK unsurlarına müdahale etmesini söylemiştir.El Alto Mando pide al brazo político iniciar inmediatamente negociaciones de paz.
Müziğinde punk'ın yanı sıra reggae, ska, rock, caz, funk gibi unsurlar her zaman varolmuştur.En su trabajo alternan sonidos ska, punk, reggae, etc. siempre con el rock como base.
Rohingya halkı, Sufi ibadet unsurları ile Sünnî İslam'ı yaşamaktadırlar.La familia Iqbal crio a sus hijos con profundas raíces religiosas.
Ayrıca diğer ekonomi unsurlardan, madencilik köyün önemli getiri kaynaklarındandır.Por otro lado también perdieron otra fuente de ingresos muy importante para muchas familias: las minas de sal.
Böylece gerek piyade gerekse topçu unsurları yönünden ağırlık merkezi oluşturulabilecektir.A partir de entonces, la base fundamental sería la infantería con armamento pesado.
Yaşamsal unsurları taşır.Llevan hábitos de vida insaludables.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod