Octavianus senatoyu şüpheli unsurlardan temizlemiş ve kendi taraftarlarıyla doldurmuştu.Октавиан очистил Сенат от оставшихся подозрительных элементов и наполнил его своими сторонниками.
Kendi içinde şeytani unsurları da barındırır.Также может переделывать демонов из злых в добрых и покоряющихся ему.
"Merhamet, sempati, empati, anlayış - bunlar Yahudiliğin temel unsurlarıdır.«Понимание, сочувствие, симпатия, эмпатия, любовь — это ключевые, важнейшие элементы иудаизма.
Yazarların hicvettiği tarihsel/politik bağlam unsurlarını bizler tanımlayabilir miyiz?Есть ли исторический/политический контекст, который высмеивают авторы?
Brezilya Ulusal Arşivi, Brezilya'daki dosya yönetim sisteminin (SIGA) merkezi unsurudur.Национальный архив Бразилии — центральный элемент системы управления файлами (SIGA) в Бразилии.
İsrail ve Hamas arasındaki gerginliği artıran birçok unsur vardı.Тем временем, росла напряжённость между Египтом и Израилем.
Kubbe, zamanla cami mimarisinin vazgeçilmez bir unsuru haline geldi.Практически сразу становится непримиримым врагом Спинка.
Yoksa günah da sevap da kâinatın negatif-pozitif dengesi içindeki adaletinin bir unsuru mu?”ЗА ЧТО ТОТ НАРОД, КОТОРЫЙ ПРОТИВ? (неопр.).
Nüfusun geri kalanı ise Romanlar ve diğer etnik unsurlardan ibarettir.Остальная и большая часть книги — роман странствий.
Her bir unsur (ikinci derecede olsa bile) tam bir dengeyi yaratmak için birlikte çalışır.И помочь каждому, кто соприкоснулся с его творчеством, достигнуть гармонии.
Bazı birlikler ve bazı hava unsurları da Üst Komutanlık'tan gelen emre göre taarruz başlattılar.Но кто-то в штабе Luftwaffenkommando или даже выше, явно пытался защитить их.
Ancak bu sınırlandırıcı unsurlar, görüşler için söz konusu değildir.Но эти религиозные ограничения не предназначены для того, чтобы причинять страдания.
Kilise geç barok unsurlarıyla klasisizm tarzında inşa edilmiştir.Собор построен в стиле позднего барокко с элементами классицизма.
Kamerun'da etnik grup olarak 286 unsur yer almaktadır.В Камеруне насчитывается 286 языков.
Silahın üzerinde atış kabiliyetini üstün kılan unsurlar bulunmaktadır.Имеет чувство превосходства над Пушком.
Poe'nun birçok öyküsünde olduğu gibi, Kızıl Ölümün Maskesi'nin de otobiyografik unsurlar taşıdığı öne sürülür.Как и многие рассказы писателя, «Маска Красной Смерти» исследовалась с точки зрения автобиографичности.
Sermaye yedekleri gelir unsuru olarak gelir tablosuna aktarılamaz.Они приехали на место съёмок, не зная, что будет сниматься видеоклип.
Oyunda mermi önemli unsurdur.Выбор оружия в игре достаточно велик.
"Suçun Unsurları".«Доказательства вины».
Negatif özgürlük konsepti, birkaç dikkat çekici unsura sahiptir.Эта «похотливая рыбёшка» имеет некоторые садистские наклонности.
Tüm bu unsurlar var olduğunda, kurtarma ve yardım faaliyetleri ücret talebine hak kazandırır.В случае причинения ущерба гражданскому населению, мы выступаем за предоставление компенсации и помощи.
Formula 1 lastikleri bir Formula 1 aracının performansına etki eden unsurlardandır.Серия Formula включает в себя копии гоночных машин Формулы 1.
PPCT modelinin son unsuru zamandır.В последнем стихе Пс.
18 Ekimde ise Bulgar 1. 2. ve 3. orduları tüm ana unsurları ile ilerlemeye başladılar.22 октября все отстающие части 1-й и 3-й армий Болгарии подтянулись к городу и развернулись.
Bu hizalama işlemi baskı kalitesini belirleyen en önemli unsurdur.Функция надёжности оценивает худший случай.
Sanatta değer verdikleri unsurlardan biri de tüy kullanımıydı.Материалом, используемым для него, была кожа.
Bölgenin Türkleşmesinde rol oynayan bu unsurlar, bölgenin kendine has lehçesini de oluşturmuşlardır.Членам этой конфессии, скрывавшимся от преследований, выпало сыграть решающую роль в освоении региона.
Buna karşın, iyi silahlı oldukları halde Pers Ordusu'nda Mısırlı unsurlar yoktur.Потому, говорил он, никакая самая хорошо вооружённая иностранная армия в Афганистане успеха не добьётся.
"Only Girl (In the World)", Europop unsurları taşıyan yüksek tempolu bir dans-pop şarkısıdır.«Only Girl (In the World)» относится к жанру Данс-поп с элементами стиля Европоп в музыкальной аранжировке.
Oyun yıkılabilir çevreye ilişkin birçok sanal dünya unsuruna sahiptir.В игре присутствует множество элементов виртуального мира, относящихся к разрушаемому окружению.
Yaşamsal unsurları taşır.Ведут подземный образ жизни.
Kendi içinde şeytani unsurları da barındırır.كذلك نسلكه في قلوب المجرمين.
Doğal ve endüstriyel afetler durumunda askeri ve askeri olmayan unsurları doğanın tehlikeleri ile uyarmak.مساعدة السكان في حالة الكوارث الطبيعية والصناعية ويحذر من مخاطر الطبيعة العسكرية وغير العسكرية.
M5S parti programı sağcı popülizm ve Amerikan tarzı liberalizm unsurları içerir.يتضمن برنامج حركة النجوم الخمسة أيضًا عناصر من السياسات الليبرالية الأمريكية والسياسات اليمينية الشعبوية.
Kepler yörüngeleri çeşitli şekillerde altı yörünge unsurları içine parametrize edilebilir.يمكن وصف المدارات الكبلرية إلى ستة عناصر مدارية بطرق مختلفة.
Vulkan daima federasyonun önemli bir unsuru olmuştur.رغم كل ذلك كانت النرويج مجتمعاً محافظاً.
Kahve, ve özellikle de espresso, İtalyan mutfağının önemli unsurlarından biridir.تعدّ القهوة وبشكل أكثر تحديدًا الإسبرسو من أبرز سمات المطبخ الثقافي لإيطاليا.
Bunu belirleyen unsur bir ülkede bulunan fabrika sayısıdır.وهذا التصنيف يعني انه كم مقطع مصنع يحتوي.
Bu birlikler sadece çok sayıda topçu unsuru olan birlikler değildir.الكثير من القوات لم تكن مسلحة إلا ببنادق الصيد.
Bölgedeki Sovyet hava unsurları eylül ayı sonlarına kadar yetersiz takviye alabildiler.أسس سيطرة فعالة على المنطقة بحلول سبتمبر.
Bu insanın tüm diğer canlı türlerinden ayırt edilmesini sağlayan unsurdur.هذا يفصل الرجل عن جميع أشكال الحياة الأخرى.
Fransızca’da “birçok unsurdan oluşan düzen" manası ön plana çıkar.ذكرت فرنسا أن العديد من الانشقاقات "المذهلة" كانت في طريقها إلى الظهور.
Benzer unsurlar Beckett'ın yayınlanmış ilk romanı Murphy'de de (1938) görülür.قد شوهد عناصر مماثله للشخصيه في الروايه الأولى الذى نشرها بيكيت في عام 1938 بإسم ميرفي.
Bu birleşen iki unsur: İşletme ve Bilgisayar Mühendisliği.كل هذه المفاهيم لها جانبين مشتركين: التعلم والحواسيب.
İleri unsurları kentin doğusuna doğru hareket etti.يبدو أن المتمردين يتحركون نحو وسط المدينة.
Burada travesti unsuru da bulunuyor olabilir.كما يمكن أن يحدث ناسور .
1815 yılında Humphry Davy, Tarım kimyasının unsurları'nı yayınladı.في عام 1815، اخترع همفري ديفي مصباح السلامة الخاص بعمال المناجم.
Alman 4. ve 9. ordularının öncü unsurları Bialistok'un doğusunda birleştiler.وفي الوقت نفسه اشتبك جيش الألماني الرابع والتاسع مع جيوش الجبهة الغربية في محيط بياويستوك.
Ama Darwin'e göre ara-geçiş formlarının olması teorinin ayakta kalmasını sağlayan yegane unsurlardandır.ويعتقد هير أنها الشكل المسرحي الوحيد القادر على توصيل ما يريد.
İslam düşüncesi, Kur'an yorumları ve araştırmaları farklılığı öne çıkaran unsurlardandır."إنه يسهل إعماء (اخفاء) من هوية العلاجات من المحققين، والمشاركين، والمقيمين".
Waits'in besteleri ve şarkı sözleri ise oyuna müzikal unsurları katmıştır.بل أن أمهر المغنين والموسيقيين كانوا يكافئون بكأس ذهبية.
Acil eylem planları düzenleyici önlemlerin önemli bir unsurudur.ولا يزال ضمان تمويل برامج المرتبطة بالعنف الأسري دائمًا مصدرًا مثيرًا للقلق.
Öğrenciler ifadelerinde şunları dile getirdi: "Suç unsuru içeren şekilde davrandığımızın farkında değildik.لقد وصلَ لنا عن طريق وسائل الإعلام لا غير ونؤكدُ لكم أنه لم يتم استشارتنا في مضمون ما تناوله البغداي.»
Davutoğlu ayrıca bazı Erdoğan yanlısı basın unsurlarını sansürlemekle suçlandı.كما يشتبه بمشاركتهم في هجوم داين الإلكتروني.
Türkiye'nin dış ilişkilerinin bir diğer belirleyici unsuru Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkiler olmuştur.Outro aspeto importante das relações exteriores da Turquia tem sido os seus laços com os Estados Unidos.
Kojima'ya göre oyun fragmanının kilit unsurlarından biri yaşam ve ölümün bağlantısı fikridir.De acordo com Kojima, um dos aspectos chaves do jogo é a ligação que existe entre a vida e a morte.
Aynı kök politikası web uygulamaları güvenlik modelinde önemli bir unsurdur.Em computação, a política de mesma origem é um conceito importante no modelo de segurança de aplicações web.
Yazarların hicvettiği tarihsel/politik bağlam unsurlarını bizler tanımlayabilir miyiz?Podemos identificar elementos do contexto histórico/político que os escritores estão satirizando?
"So Happy I Could Die" europop unsurları içeren bir elektropop parçasıdır."So Happy I Could Die" é uma faixa synthpop que contém elementos europop.
Üçüncü unsur politik parti sistemiyle ilgilidir.Este foi o terceiro protesto contra o sistema político sectário.