Ana içeriğe geç
Sözlük

unsur ile cümle

unsur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
"Made in Germany" etiketli ihraç malları ülkenin zenginliğindeki ana unsurdur.A exportação de bens produzidos na Alemanha é um dos principais fatores da riqueza alemã.
Düşünme şeklimizi rahatsız edebilme yeteneğimiz bu projeleri dekonstrüktivist yapan önemli bir unsurdur.É a capacidade de perturbar nossos pensamentos sobre a forma o que faz destes projetos desconstrutivos.
Formula 1 lastikleri bir Formula 1 aracının performansına etki eden unsurlardandır.Os pneus de Fórmula 1 desempenham um papel significativo no desempenho de um carro de Fórmula 1.
Bu unsurlar tüm yıldız boyunca karıştırılır.Esses elementos estão distribuídos uniformemente por toda a estrela.
Caz aynı zamanda Japon müziğine "eğlence" unsurunu da ekledi.Jazz também adiciona o elemento de diversão à cena musical japonesa.
Modern Grönland müziği unsurlarıda jaz müzisyeni Kristian Blak tarafından kullanılmaktadır.Alguns elementos da música moderna local foram incorporados nos temas do músico de Jazz Kristian Blak.
Birkaç firma ya da kuruluş, kendi aralarında tröst oluşturup, diğer piyasa unsurlarını elde edebilirler.Ele pode arranjar ou criar coisas para as pessoas em troca de suas almas.
Albüm "Birthday" ve "Helter Skelter" gibi heavy unsuru barındıran şarkıları da içeriyordu.O disco trazia canções como "Revolution" e "Helter Skelter".
Askeri birliklerin neredeyse üçte biri okçu unsurlardan oluşturulmaya başlanmıştır.Acredita-se que até um sexto dos muros construídos tenham sido feitos a partir de estruturas pré-existentes.
Silahın üzerinde atış kabiliyetini üstün kılan unsurlar bulunmaktadır.Pensa mais em ganhar do que em atirar.
Avrupa kültüründeki “Âri” unsurun ırksal ve kültürel üstünlüğünü savunmuştur.Ela é baseada na crença da suposta superioridade racial e cultural dos europeus.
Değiştirilen unsur ise verinin sunucu ve istemci arasında çerçevelenme ve taşınma şeklidir.(S) Conversão direta: troca-se o sujeito pelo predicado e vice-versa.
Şah’ın otobiyografisinin başka unsurları tamamiyle kurgu gibi görünüyordu.Outros elementos da autobiografia de Shah pareciam ter sido pura ficção.
Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın denizde görev yapan tek unsurudur.Ele é o único Comandante da Guarda Costeira que morreu no cargo.
Kemençe ve horon vazgeçilmez bir unsurdur.O testamento é um ato solene e revogável.
Sonuçta bu Türk boyu geniş bir bölgenin tarihinde belirleyici unsur olmuştur.Essa greve constituiu para mim uma riquíssima experiência em todos os aspectos.
Partinin radikal unsurları bu kararı onaylamadılar.O restante da Liga parece não aprovar esta decisão.
Fakat bazı iklim unsurları yakın çevreden farklıdır.As condições climáticas variam bastante até mesmo entre regiões próximas.
"Dürüst olmak gerekirse, filmde takdire şayan unsurlar bulunmakta."Estou realmente tendo um bom tempo de filmagens.
Eserlerinde 20. yüzyıla ait unsurları kullanmıştır. ^ "İtalyan besteci Luciano Berio 77 yaşında öldü".Consultado em 15 de maio de 2003 «Compositor italiano Luciano Berio morre aos 77 anos».
Bu unsur, egemenlik ve güç anlayışları ile ilgilidir.Esse arquétipo quer liderança e poder.
Bu, aynı zamanda toplumsal örgütlemenin temelini oluşturan unsurdu.Também constituía o núcleo da ordem social.
Payın serbest devredilebilirliği anonim şirket için yapısal bir unsurdur.A Exclusão do Acionista Controlador na Sociedade Anônima.
Sayısal üstünlüğe ulaştığında Sovyet hava unsurları karşı taarruza geçtiler.Quando a contra-ofensiva começou, os soviéticos já tinham superioridade numérica sobre a Luftwaffe.
Hyksoslar, Habiru (Mısırca: Apiru) denen Sami halktan unsurlar taşıyorlardı.Nu zijn zij de zondebok, zij die als geuzen uit het volk zijn voortgekomen.
Brezilya Ulusal Arşivi, Brezilya'daki dosya yönetim sisteminin (SIGA) merkezi unsurudur.Het Nationaal Archief van Brazilië is het centrale element van het bestandsbeheersysteem (SIGA) in Brazilië.
Pek çok unsur zaman içinde eklenmiştir.Een groot deel kon op tijd geleverd worden.
Tümen taarruzu dağıldı, fakat bazı unsurları Minsk'in kuzeyindeki Alman hatlarına ulaştı.Toch wisten enkele detachementen de Duitse linies te bereiken ten noorden van Minsk.
"Only Girl (In the World)", Europop unsurları taşıyan yüksek tempolu bir dans-pop şarkısıdır.Only Girl (In the World) werd een nummer van eurodance en dance-pop.
Görünür unsur ile görünmeyen unsur bir bütün oluştururlar ve biri olmadan diğeri anlaşılamaz.De een heeft de schepping geprezen, de ander kan zich niet onderwerpen.
İslam düşüncesi, Kur'an yorumları ve araştırmaları farklılığı öne çıkaran unsurlardandır.Zie ook Huginn en Muninn, zij staan voor gedachte en geheugen.
Avrupa’daki yönetim ilkeleri doğası gereği oldukça toplumsal olan destekleyici unsurlara sahiptir.Managementprincipes hebben in heel Europa een onderbouwing die sterk maatschappelijk van aard is.
Bunu belirleyen unsur bir ülkede bulunan fabrika sayısıdır.Dat is te vergelijken met een fabriek in de fabriek.
Teknolojik gelişmenin önemli bir unsurudur.De implementatie hiervan is technisch een grote uitdaging.
Tüm unsurlar karşılıklı olarak bu döngüler ilişkisiyle birbirine bağlıdır.Vanwege deze relatie zijn alle actuele entiteiten wederzijds afhankelijk.
Ama resimlerinde simetrik unsurları barındırması ile de tanınır.Zelfs zijn fictie lijkt zorgvuldig verborgen parabels te bevatten.
Toprağı ve toprakla ilgili tüm unsurları, bitkileri ve hayvanları korur.Hij liet alle planten, dieren, mensen en dingen op aarde een eed zweren.
Mahalle, barındırdığı Arap ve Romalı unsurlar nedeniyle geçmişte yolculuk hissi uyandırır.Het gebied wordt in het zuiden begrensd door de oude Gallische en Romeinse weg de Vecquée.
ABD’ye göre pazarlık unsurları da birbirine uymamaktaydı.Er werd opgemerkt dat de integratie tussen de markten van de lidstaten nog steeds onvoldoende was.
Anonimlik denetmen bulmayı daha da zorlaştıran bir unsurdur.Een precaire kwestie is het gebruik van anonieme getuigen.
Taç ise başrahibin tüm dünyevi unsurların üzerinde olduğunu simgelemekteydi.Hij beweerde de suprematie te hebben boven alle Europese koningen.
"Suçun Unsurları".Advocaten van de duivel?
Elenmesi gereken unsurlar elendi.Overbodige ornamenten moesten worden geschrapt.
Kısaca yaratıcılıkla ilgili tüm unsurların kaynağıdır.De inwoners zijn allemaal op vuur gebaseerde wezens.
Atisha’nın yöntemi Kadam okulları için ayırt edici bir unsurdur.Kabatazus paradoxus is een eenoogkreeftjessoort uit de familie van de Lernaeopodidae.
Bu gücü ağırlıklı biçimde Amerikan unsurları oluşturuyordu.Onder deze kolonisten groeide een sterk Amerikaans zelfbewustzijn.
Keşif, ilham ve sezgi bu felsefi akımın temel unsurlarıdır.Plaats, snelheid en versnelling zijn de basisbegrippen in de kinematica.
Ertesi sabah Alman öncü unsurları iki Sovyet ordusu arasında bir gedik keşfettiler.Następnego ranka niemieckie rozpoznanie znalazło słaby punkt pomiędzy dwoma armiami radzieckimi.
Modern Grönland müziği unsurlarıda jaz müzisyeni Kristian Blak tarafından kullanılmaktadır.Elementy nowoczesnej muzyki grenlandzkiej są także wykorzystywane przez muzyka jazzowego Kristiana Blaka.
Brezilya Ulusal Arşivi, Brezilya'daki dosya yönetim sisteminin (SIGA) merkezi unsurudur.Archiwum Narodowe Brazylii jest centralnym elementem systemu zarządzania plikami (SIGA) w Brazylii.
İç tasarımda ise sahil ve deniz havası verecek unsurlar öne çıkarılmıştır.Na końcu zbioru znajdują się modlitwy o ocalenie od zarazy i morowego powietrza.
Üretilen malzemenin kalitesini etkileyen çok önemli bir unsurdur.Złożonym zagadnieniem pozostaje jakość produkowanego uzbrojenia.
"Suçun Unsurları"."Ukarać winnych".
Pek çok unsur zaman içinde eklenmiştir.Wiele z tych postulatów zostało z czasem wprowadzonych w życie.
Teknolojik gelişmenin önemli bir unsurudur.Pozytywnym aspektem jest postęp techniczny.
Oyunda toplam 10 görev ve seviye, 5 sivil ve 14 çeşit düşman unsuru bulunuyor.Gra zawiera 10 misji (poziomów), 5 niegrywalnych postaci oraz 14 rodzajów wrogich jednostek.
Bunu belirleyen unsur bir ülkede bulunan fabrika sayısıdır.Tajemnicą jest co jest w tejże fabryce produkowane.
Fakat bazı iklim unsurları yakın çevreden farklıdır.Klimat wyżyny jest nieco odmienny od otaczających ją obszarów.
Yahudiye'de dini unsurlar ülkenin içişlerinin temelini oluşturmaktaydı.Byli przekonani, że sprawa wiary w Jezusa jest kwestią wewnątrz Izraela.
Hinduizm’de esîr anlamında ele alınan beşinci unsura akaşa denir.W hinduizmie nazywany jest piątą Wedą.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod