Atina'dan yardım istediler, fakat karar unsurları kendi aralarında anlaşma içinde değildi" demektedir.Los habitantes de Tuxtepec, solicitan auxilio porque no tienen que comer.
Elenmesi gereken unsurlar elendi.Botones innecesarios fueron eliminados.
Bu unsura tipiklik adı da verilmektedir.De ahí el nombre de esta danza típica.
Her bir unsur (ikinci derecede olsa bile) tam bir dengeyi yaratmak için birlikte çalışır.En cada iteración, se añade un vértice al conjunto distinguido.
Yazarların hicvettiği tarihsel/politik bağlam unsurlarını bizler tanımlayabilir miyiz?¿Es posible identificar los elementos del contexto histórico/político que satirizan los guionistas?
"Dürüst olmak gerekirse, filmde takdire şayan unsurlar bulunmakta."Algo chistoso le pasó a esta película modesta.
Smith'e göre fiyatlar denge unsurudur.De acuerdo con Adam Smith, los precios transmiten información.
Bu rakama denk sayıda yardımcı unsurlar da orduya katılmıştır.Estos últimos, además, contaban con un apoyo considerable dentro del ejército.
Deming'in 14 İlkesi, Amerikalı istatistikçi William Edwards Deming'in kalite yönetimi yaklaşım unsurlarıdır.Los 14 puntos de William Edwards Deming, son la base para la transformación de la industria americana.
"Suçun Unsurları".«Las edades del delito».
Yaşam ve çevre birbirlerine bağlı iki önemli unsurdur.El tiempo y el movimiento son dos principios estrechamente relacionados entre el punto .
Forehandleri de dikkate alınması gereken unsurlardandır.Son sus puntos en común los que se toman en cuenta.
Böylece hem komik hem de dramatik unsurlar ekleyebilecektik" diye konuştu.Lo que él ha sabido captar a la vez trágico y deslumbrante».
Erkek kardeşi ise Fransız anarşist hareketinin önemli unsurlarından biriydi.Su hermano también tuvo participación en los círculos anarquistas franceses.
Unsurlarımı, elementlerimi gerçek dünyadan alır ve bunları fantezi, hayal gücüyle birleştiririm.Trata de captar el mundo real y la fantasía al mismo tiempo.
Wi-Fi, uygun unsurları kendi yönergesine göre test eder.Esperamos nuevas instrucciones de la Santa Seda puesto que depende de su autoridad.
Ancak bu öykülerde korku unsurunun kaynağı genelde şans ya da kişisel intikamdır.El éxito en estas pruebas a menudo traen inmunidad o buena fortuna.
Eser sınırlama ve izolasyon unsurlarını vurgular.I. Sistemas reproductivos y barreras de aislamiento.
Türk hükümetini tepkisi sert olmuş, Irak hükümetine derhal PKK unsurlarına müdahale etmesini söylemiştir.El Alto Mando pide al brazo político iniciar inmediatamente negociaciones de paz.
Müziğinde punk'ın yanı sıra reggae, ska, rock, caz, funk gibi unsurlar her zaman varolmuştur.En su trabajo alternan sonidos ska, punk, reggae, etc. siempre con el rock como base.
Rohingya halkı, Sufi ibadet unsurları ile Sünnî İslam'ı yaşamaktadırlar.La familia Iqbal crio a sus hijos con profundas raíces religiosas.
Ayrıca diğer ekonomi unsurlardan, madencilik köyün önemli getiri kaynaklarındandır.Por otro lado también perdieron otra fuente de ingresos muy importante para muchas familias: las minas de sal.
Beş Unsur'un temeli değişim üzerine kuruludur ve mutlak/değişmez değerlendirmelerle ele alınamaz.Aceptación / espontaneidad – aceptar el entorno y lo que no se puede cambiar.
Böylece gerek piyade gerekse topçu unsurları yönünden ağırlık merkezi oluşturulabilecektir.A partir de entonces, la base fundamental sería la infantería con armamento pesado.
Yaşamsal unsurları taşır.Llevan hábitos de vida insaludables.
Puccini bestelediği Manon Lescaut'nun bazı unsurlarını daha önce bestelediği eserlerden almıştır.Puccini cogió algunos elementos musicales usados en Manon Lescaut de anteriores obras que él había escrito.
Ateş temizleyici bir unsur olarak görülür.Era considerado el símbolo del fuego purificante.
1815 yılında Humphry Davy, Tarım kimyasının unsurları'nı yayınladı.1806 Humphry Davy, Sobre algunos agentes químicos de la electricidad.
Sanatta değer verdikleri unsurlardan biri de tüy kullanımıydı.El material del cual estaba elaborado era papel simple.
Yiyecek rengi ve yemek tarifi unsurları Yin ile Yang dengesi ile birbirine tutturulur.La colorazione del cibo e gli ingredienti delle ricette sono abbinati con un equilibrio di yin e yang.
Kahve, ve özellikle de espresso, İtalyan mutfağının önemli unsurlarından biridir.Anche il caffè, specialmente l'espresso, è divenuto importante nella cucina italiana.
Efod, dört unsuru, iç içe işlenmiş altınlar ise Tanrı'nın ihtişamını göstermekteydi.L'efod caratterizzava i quattro elementi, e l'oro intrecciato denotava la gloria di Dio.
Tarikatta üç temel unsur vardır.Bisogna partire da tre dati fondamentali.
Kempf Ordu Müfrezesi, Güney Ordular Grubu’nun diğer unsurlarıyla birlikte geri çekildi.Il Distaccamento d'armata Kempf ritornò sulle sue posizioni assieme alle altre unità dell'Heeresgruppe Süd.
İsrail'de kişinin Yahudilik statüsü "milliyetin" bir unsurudur.L'ebraicità di una persona in Israele è considerata una questione di "nazionalità".
Bunun üzerine eldeki diğer birliklerden unsurlarla birleştirilerek yeniden düzenlendi.Sei furono le compagini iscritte: Rep.
Sistemi özgür olmayan yazılımlara ait bir unsura asla bağımlı kılmayacağız.Non renderemo mai il sistema dipendente da un componente non libero.
Geleneksel tasarım yeni unsurlar eklenmek suretiyle korunmuştur.Il design tradizionale è stato preservato aggiungendo nuovi elementi dello stesso stile.
Oyunda mermi önemli unsurdur.Nel gioco è un mitragliere.
Dünyaya geldiklerinde, Arda yaşam eseri olmayan ve hiçbir coğrafi unsuru olmayan bir kütleydi.Non manca chi nella vita ha avuto un'esistenza senza luci né ombre.
Gemiler askerî birliklere erzak sağlamak için vazgeçilmez unsurlardı.Le navi erano vitali per rifornire le truppe.
Güzelin en can alıcı unsurları kaşı ve gözüdür.Le parti più belle di quest'opera sono sicuramente il volto della Vergine e le mani.
Ruach (ruah): Ruh ya da canın orta unsurudur.Ruach L'anima mediana, o spirito.
Temel fıkralarında güldürü unsuru olarak kıt akıllı oluşa yer verilmektedir.Nell'edizione originale si sentono chiaramente le risate in sottofondo.
Çoğunlukla house, tekno, hi-NRG ve Euro disko tarzlarına ait unsurları içerir.Unisce molti elementi della techno, dell'hi-NRG, dell'house e dell'euro disco.
Her iki unsur diyalektik bir etkileşimde teraziye tutunmaktadır.Quindi i due corpi esercitano, l'un l'altro, una regolare influenza gravitazionale.
Şah’ın otobiyografisinin başka unsurları tamamiyle kurgu gibi görünüyordu.Altri elementi dell'autobiografia di Shah sembravano essere pura finzione.
Bu stillerin arasında İskoç Baronial, Babür mimarisi ve Neo-Gotik mimarisinin unsurları bulunmaktadır.Tra questi stili vi sono elementi del baronale scozzese, architettura moghul, e architettura neogotica.
Böylece hem komik hem de dramatik unsurlar ekleyebilecektik" diye konuştu.Mi ha impedito di giocare i grandi ruoli drammatici o tragici".
Adalar ve çevresindeki deniz tabiat parkının en önemli peyzaj unsurudur.I cabezos e cortados sono gli elementi paesaggistici più interessanti di tutto il Parco Naturale.
Neshamah (neşamah) Ruhun yüksek unsurudur.Neshamah L'anima superiore, il Sé più elevato.
Hikâyenin yer, zaman ve kahramanları yanında olay örgüsü gibi unsurları zaman içerisinde değişimler geçirir.Come la fortuna e la stupidità hanno cambiato la storia Eroi per caso.
Taarruz başladığında 15. Tümen’in ileri unsurları ancak cepheye ulaşmışlardı.Nonostante l'intervento dei primi reparti appena arrivati della 15.
Kampanyayı başlatanlar, kampanyanın bireysel olduğu, siyasi hiçbir unsur taşımadığını dile getirdiler.Questo ha suggerito ai critici che la nazione non ha una strategia militare.
Bu unsurların büyüklüğü bu türün Deinonychus' tan iki kat daha büyük olduğunu düşündürmektedir.Questi pochi elementi che l'animale poteva raggiungere circa il doppio della lunghezza di un Deinonychus.
Eurodance yapımları, trance unsurlarıyla birleşerek modernize olup gelişmeye devam etmektedir.La produzione eurodance continua ad evolversi con uno stile più moderno.
Bu birleşen iki unsur: İşletme ve Bilgisayar Mühendisliği.La congregazione era articolata in due sezioni: Segreteria e Computisteria.
Bu teknoloji de insan unsuruna bağımlı olup, onun yönetimi doğrultusunda iş yapabilmektedir.L'uomo deve saper dominare queste emozioni e vivere secondo dovere.
Ancak bu sınırlandırıcı unsurlar, görüşler için söz konusu değildir.Tuttavia, i cattolici non sono tenuti a credere a queste visioni.
Bu unsurun da tutanağa geçirilmesini rica ediyorum.Прошу занести этот факт в протокол.