Ana içeriğe geç
Sözlük

unsur ile cümle

unsur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kilise geç barok unsurlarıyla klasisizm tarzında inşa edilmiştir.Kościół został wzniesiony w stylu późnobarokowo-klasycystycznym.
Westminster modeli demokrasinin önemli unsurlarından birisi de meclis egemenliği ilkesidir.Główną stawką wojny hegemonicznej jest rządzenie systemem.
Formula 1 lastikleri bir Formula 1 aracının performansına etki eden unsurlardandır.Pierwszy projekt Formuły 1 wykorzystujący efekt przypowierzchniowy.
Bu madde Belgesel hipotez (DH)'in bir unsuru hakkındadır.Fakt ten w notacji Landaua zapisuje się O(h).
Bu gücü ağırlıklı biçimde Amerikan unsurları oluşturuyordu.Systemy OP tego typu stanowiły poważne zagrożenie dla sił USA.
İsrail ve Hamas arasındaki gerginliği artıran birçok unsur vardı.Napięcia narastały między Izraelem i Syrią.
Askeri birliklerin neredeyse üçte biri okçu unsurlardan oluşturulmaya başlanmıştır.Prawie jedną trzecią państwa porastają bezludne puszcze.
Dünya’yı da böyle, biçimlendirerek ve unsurlarını düzenleyerek oluşturmuştur.Uważał bowiem, że świat utworzony jest z materii i jej ukształtowania.
Kempf Ordu Müfrezesi, Güney Ordular Grubu’nun diğer unsurlarıyla birlikte geri çekildi.Granice Królestwa opuścił razem z ostatnimi oddziałami wojskowymi.
Bütün tezahürlerini tanımlayan unsur sudur, özellikle dereler ve göller şeklinde.Zasiedla wszystkie typy wód, zwłaszcza stojące.
Bilhassa Madam X'in bakışları yapıtın en etkileyici unsurunu oluşturur.Recenzje Madame X były dla twórców zaskakująco negatywne.
Artçı kuvvetler Storkow'daydı ve öncü unsurlar 12. Ordu ile Beelitz'te temas kurmuştu.Straż tylna była przy Storkow, a oddziały rozpoznawcze połączyły się z 12.
Ferré’nin parçalarında anarşizm en temel unsur olarak yer alır.U pacjentów z borderline złość jest afektem dominującym.
Don Cephesi, harekatın esas unsurlarından değildir, yardımcı operasyonları icra görevini üstlenmiştir.Jest on zwykle pierwszą osobą zdolną objąć dowodzenie, jeśli don nie może wykonywać swoich powinności.
Alman 4. ve 9. ordularının öncü unsurları Bialistok'un doğusunda birleştiler.Brytyjskie dywizje 3 i 5 miały wkrótce nadejść od strony Salamanki.
Avcı ya da taarruz hava unsurları bulunmamaktadır.Myśliwi i strażnicy przyrody nie muszą mieć pozwolenia na broń.
İskoçya Roma egemenliği döneminden iki unsuru devşirmiştir.Sam musiał opuścić Rzym na dwa lata, w czasie trwania Republiki Rzymskiej.
Geleneksel olarak İtalya'da yemekler 3 veya 4 unsurdan oluşur.Traditionella måltider i Italien innehåller sällan färre än 3-4 rätter.
Kahve, ve özellikle de espresso, İtalyan mutfağının önemli unsurlarından biridir.Kaffe, och då särskilt espresso, har också kommit att spela en viktig roll i det kulturella italienska köket.
Alman taarruzunun öncü unsurlarına taarruz edilecek ve imhası sağlanacaktı.Man når fram till en av tyskarnas antenner och förstör den.
Sanayi işkolunun büyümesi, ekonomik kalkınmanın temel teşvik unsuruydu.Arbetsfördelningen har varit en viktig källa till ekonomisk tillväxt.
Bu madde Belgesel hipotez (DH)'in bir unsuru hakkındadır.Den här artikeln handlar om Đđ (d med streck).
Şah’ın otobiyografisinin başka unsurları tamamiyle kurgu gibi görünüyordu.Andra delar av Shahs självbiografi framstod som ren fiktion.
Acil eylem planları düzenleyici önlemlerin önemli bir unsurudur.Snabba beslut baserade på noggranna mobiliseringsplaner skulle bli avgörande.
Çoğunlukla house, tekno, hi-NRG ve Euro disko tarzlarına ait unsurları içerir.Genren bygger på element från bland annat house, hi-NRG och eurodisco.
Fransız Devrimi'nin en radikal belirleyici unsurudur.En berättelse om Franska revolutionens blodigaste tid.
Tüm çıkarma unsurları saat 17:30’a kadar sahile atılmış olacaktır.Alla affärer skulle stängas klockan 17.30 på eftermiddagen, för att spara elektricitet.
Pek çok unsur zaman içinde eklenmiştir.Det har förstås gjorts uppehåll vissa perioder.
Bu evlilik hadisesi Emevîlerin İslama girmelerini kolaylaştıran bir unsur olmuştur.Avrättningsmetoden kan därför ha varit en anspelning på hennes äktenskapsbrott.
Taarruz başladığında 15. Tümen’in ileri unsurları ancak cepheye ulaşmışlardı.En vecka innan starten hade bara 15 deltagare anmält sig.
Zırhlı unsurlarını küçük müfrezeler halinde, zik zaklar çizen bir taarruzda kullandı.Dessa äldre Sparrar förde i sitt vapen en röd sparre i gult fält.
Brezilya Ulusal Arşivi, Brezilya'daki dosya yönetim sisteminin (SIGA) merkezi unsurudur.Національний архів Бразилії є центральним елементом системи управління файлами (SIGA) у Бразилії.
Ancak, yıllar geçtikçe müzik çalışmaları için pek çok unsurun gerekliliğini öğrendim.Але останні роки я більше люблю свої музичні вподобання слухати наживо.
Psikodramanın beş temel unsuru vardır.У психодрамі застосовується п'ять основних структурних елементів.
Ovidin metamorfozunda şöyle bahseder: Morpheus rüyalardaki insan unsuruna odaklanmıştır.За міфами, Морфей з'являвся людям уві сні в людських образах.
Dancehall ve Reggae unsurlarını da içerir, 3 dakika 20 saniye sürer.Політ між Бонайре і Кюрасао триває від 20 до 23 хвилин.
Kilise geç barok unsurlarıyla klasisizm tarzında inşa edilmiştir.Будівлю вирішено у стилі пізнього бароко з елементами класицизму.
Saldırıyı teşvik eden unsurlar henüz bilinmemektedir.Мотиви його нападу досі не відомі.
Ülseratif kolitin bilinen bir sebebi olmamasına rağmen, genetik bir unsurun varlığından şüphelenilmektedir.Хоча дослідження припускають можливість генетичної бази,але не існує відомої генетичної етіології.
İsrail ve Hamas arasındaki gerginliği artıran birçok unsur vardı.Ескалація напруги між Ізраїлем і Єгиптом тривала.
Bunun yanında nehirdeki barajın toprak kaymasına neden olabilecek bir unsur olduğu anlaşılmıştır.Невідомо також і той час, потрібний річці на подолання цього бар'єру.
Şah’ın otobiyografisinin başka unsurları tamamiyle kurgu gibi görünüyordu.Інші елементи Шаха автобіографії, мабуть, були чистою фікцією.
Yoksa günah da sevap da kâinatın negatif-pozitif dengesi içindeki adaletinin bir unsuru mu?”Zdaž vlast již v nejhroznějším hoři jest?).
Avrupa’daki yönetim ilkeleri doğası gereği oldukça toplumsal olan destekleyici unsurlara sahiptir.Principy managementu mají napříč Evropou opory, které jsou silně společenské povahy.
İslam düşüncesi, Kur'an yorumları ve araştırmaları farklılığı öne çıkaran unsurlardandır.Přemýšlení: (Modrá) – přemýšlení o přemýšlení.
Hava unsurlarından savunma için FIM-92 Stinger füzesi entegre edilecektir.K obraně proti letadlům mohou nést protiletadlové raketové komplety FIM-92 Stinger.
Kanuni unsur, işlenmiş bulunan bir fiilin ceza kanununda düzenlenen suç tanımına birebir uygun olmasıdır.Pokus trestného činu zakládá trestní odpovědnost dle trestní sazby stanovené za dokonaný trestný čin.
Oyunda toplam 10 görev ve seviye, 5 sivil ve 14 çeşit düşman unsuru bulunuyor.Hra má celkově 10 levelů a okolo 14 druhů nepřátel.
Başlık, başın üstünde giyilen herhangi bir giyim unsurudur.Pokrývka hlavy je součást oděvu, která se nosí na hlavě.
Payın serbest devredilebilirliği anonim şirket için yapısal bir unsurdur.Držitel akcie je pro emitenta anonymní.
Aynı zamanda kendine özgü görsel unsurlar barındırırlar.Samozřejmostí je i nepřetržitá fyzická ostraha.
Meselâ, Aristo'nun Fizik kitabındaki ilk unsur, hiçbir insanî özellik taşımaz.Lewisovým posledním románem je Dokud nemáme tvář.
Bunun anlamı bu teoriyi oluşturan unsurlar hipoteze bağlı değildir ama deneysel keşfe bağlıdır.Přičemž nemá jít o pouhou hypotézu, ale o experimenty doloženou teorii.
Yaşamsal unsurları taşır.Přináší nositeli štěstí.
Hikâyede daha sonra kullanılacak bir unsurdan ima yoluyla bahsedilir.Podrobněji viz v článku Nezapomenutelná cesta.
Haraz Dağı'nın eteklerinde yer almakta olup ıssız bir kalenin tüm mimari unsurlarını sergilemektedir.Na jeho svahu směrem ke vsi je zřícenina Pustého zámku.
Güzelin en can alıcı unsurları kaşı ve gözüdür.Největší a nejnápadnější z výsad bývá očnice.
Bu durum Türkiye sınır güvenliği için bir tehdit unsurudur.Proti turecké hrozbě byla vytvořena vojenská hranice.
Türkiye'nin dış ilişkilerinin bir diğer belirleyici unsuru Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkiler olmuştur.Un alt aspect definitoriu al relațiilor externe ale Turciei au fost legăturile sale cu SUA.
Diğer deyişle, insanların, hayvanların ve bitkilerin, tek bir var oluşun unsurları olduğu kabul ediliyordu.Astfel, s-au considerat că oamenii, animalele și plantele erau membri ai unui singur întreg.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod