Ana içeriğe geç
Sözlük

unsur ile cümle

unsur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Avrupa’daki yönetim ilkeleri doğası gereği oldukça toplumsal olan destekleyici unsurlara sahiptir.Principiile managementului din întreaga Europă au fundamente care au o natură puternic socială.
Bu hızlı ilerleyen tanklar ve diğer zırhlı araçlar Blitzkrieg'ın kritik unsurları olmuşlardır.Aceste tancuri ușoare dar rapide, împreună cu alte vehicule blindate au fost suportul pentru Blitzkrieg.
Birleşik Krallık ve Fransa ise Sovyetleri daha çok Almanya'ya karşı bir denge unsuru olarak kullanıyorlardı.Britanicii și francezii, totuși, au folosit Sovietele mai mult ca amenințare împotriva Germaniei.
Poe'nun birçok öyküsünde olduğu gibi, Kızıl Ölümün Maskesi'nin de otobiyografik unsurlar taşıdığı öne sürülür.Ca și multe din povestirile lui Poe, „Masca Morții Roșii” a fost interpretată și ea ca autobiografică.
Poe bu öyküde Alman kültürünün birçok geleneksel unsurunu kullanır.Poe imită multe elemente „germanice” tradiționale în această povestire.
Batman hikâyelerinde en bilinen unsurlardan biridir.Acesta este un personaj negativ al poveștilor cu Batman.
Teknolojik gelişmenin önemli bir unsurudur.Reîncărcarea mea energetică reprezintă în continuare un secret.
Kilise geç barok unsurlarıyla klasisizm tarzında inşa edilmiştir.Biserica a fost construită în stil baroc, cu influențe clasiciste.
TDS'nin daha egzotik ve zararlı unsurları, yüzey akışından kaynaklanan pestisitlerdir.Elemente mai exotice și nocive de solide dizolvate sunt pesticidele provenite din scurgerile de suprafață.
"Suçun Unsurları".Fata Iadului”.
Sivastopol'de de yeni topçu unsurları getirilmektedir.În Belgia se produc tunurile Inopower.
Forehandleri de dikkate alınması gereken unsurlardandır.Atacurile pot fi, de asemenea, caracterizate de resursele de care au nevoie.
Rehber için önemli bir unsur, geniş bir tarih ve sanat kültürüne sahip olmaktır.După părerea lui, regizorul trebuie să aibă o vastă pregătire culturală.
Bu kuvvetler, Alman ileri unsurlarına karşı 12 Temmuz’da taarruza geçti.Trupe israeliene suplimentare au sosit în zorii zilei de 12 iulie.
Sadece güçlü piyade unsurlarından söz etmektedir.Ele se referă aproape exclusiv la dispunerea infanteriei.
Bu unsurların büyüklüğü bu türün Deinonychus' tan iki kat daha büyük olduğunu düşündürmektedir.Egyes részei arra utalnak, hogy az állat kétszer nagyobb volt a Deinonychusnál.
Elenmesi gereken unsurlar elendi.Jobb szemét el kellett távolítani.
Modern Grönland müziği unsurlarıda jaz müzisyeni Kristian Blak tarafından kullanılmaktadır.A modern grönlandi zene elemeit alkalmazza Kristian Blak dzsesszzenész is.
Zekâ, yaşamın tersine, tek başına yıldızlar arası uzaklıklardan fark edilebilecek bir unsur değildir.Maga az intelligencia, az élettel ellentétben, nem feltétlenül látható csillagközi távolságokból.
Kilise geç barok unsurlarıyla klasisizm tarzında inşa edilmiştir.A templom késő barokk stílusban épült klasszicista elemekkel.
Dört unsurdan “tartılamaz olanı”dır.Nekivág hát a négy "túlélő".
"So Happy I Could Die" europop unsurları içeren bir elektropop parçasıdır.A So Happy I Could Die egy közepes tempójú szintipop dal, amely az Europop elemeit tartalmazza.
Bonoda bulunması gereken unsurlar, TTK m.Bacsa-gól a válogatottban. dvtk.eu.
Kentin hava savunması, 6. Hava Ordusu ve Baltık Filosu hava unsurlarınca sağlandı.A légitámogatást a 6. Légihadsereg egységei és a Balti Flotta tengerészeti repülőegységei nyújtották.
Belgrad'da tarihte birçok değişik dinî grup yaşarken günümüzde kentin dinî unsurları genel olarak homojendir.Bár több történelmi vallási közösség is van Belgrádban, a város vallási szempontból meglehetősen homogén.
Çiftçilik devam etmekte olan köylülerin vazgeçilmez geçim unsurlarındandır.Azonban, a távoli területeken a farmerek még mindig rendületlenül folytatják ezeket a tevékenységeket.
PPCT modelinin son unsuru zamandır.A DKW modellek utolsó típusa.
Bu isme neden de doğanın bütün unsurlarını ve güzelliklerini bünyesinde bulundurmasıdır.Sőt úgy vélte, hogy az orosz nyelv egyesíti magában a fentiek összes szépségét és gazdagságát.
Kemençe ve horon vazgeçilmez bir unsurdur.Mankurtnak lenni örök, reménytelen rabszolgaságot jelent.
Demiryolu işçisi bu anlamda sınıfının en ileri unsurlarından birisi olarak değerlendirilebilir.A bérmunkásként végzett fizikai munka tehát az osztály egyik elsőrendű megkülönböztető jegye.
Avcı ya da taarruz hava unsurları bulunmamaktadır.Se a vadászoknak, se a vadőröknek nem kell fegyverviselési engedély.
Ancak bölgedeki tüm Kızıl Ordu unsurlarının kuşatılması sağlanamadı.Nagyon valószínűtlen azonban, hogy bármilyen észak-vietnámi erő lett volna a közelben e harc alatt.
Ayrıca, Alman ihtiyat birliklerinin en iyi unsurlarıydı.A németek legjobb tartalék-egységei közé tartoztak.
Finlandiya'da bulunan aşırı milliyeçi unsurlar "Büyük Finlandiya" hayalini kuruyordu.Bevándorlók generációi követték a „kaliforniai álmot”.
Romanlarındaki mekân unsuru sosyal seviye ve yaşam tarzlarını da yansıtmaktadır.Ezek az állat ivari állapotáról vagy szociális helyzetéről tájékoztatnak.
Program kapsamındaki son muharip unsurlar altı adet denizaltıydı.A tengeralattjáró elleni fegyverzetnek hat mélyvízi bomba vető volt elérhető a hajókon.
Aynı zamanda kişiyi kendisi kılan unsurdur, yani bireysel kişiliktir.A nevelés fő tárgya az egyén, mi több, a személyiség.
Klasik dönemin sonlarına doğru Meksika unsurlarının bölgeye sızmasının arttığı görülür.A történet végén látszik, amikor a mexikói belép a színre.
Eritre'de iki büyük dini unsur bulunur.Egyptissä on kaksi merkittävää uskonnollista instituutiota.
Bu tarihten başlayarak Rus yazarlarının eserleri üzerinde Türk unsurları ile bağlı araştırmalara başlamıştır.Tämä siitä huolimatta, että Venäjä esitti kirjallista todistusaineistoa rikosten silminnäkijöiltä.
Buna karşın kardeşleri Phobetor hayvan unsurundan ve Phantasos da cansız objelerden sorumludur.Hänen veljensä Fobetor luo unien eläimet ja Fantasos elottomat objektit.
Üçüncü unsur politik parti sistemiyle ilgilidir.Kolmas tie on poliittiseen kirjoon kuuluva poliittinen ryhmä.
Birkaç saat sonra Sovyet öncü unsurları limanı ele geçirdi.Yöllä Yhdysvaltain laivaston alukset valtasivat sataman.
Haiku'nun vazgeçilmez bir unsuru da somutluğu ve halihazıra olan bağlantısıdır.Pysyvä parisuhde tuo myös haasteen itsemääräämisen ja riippuvuuden välille.
Her iki unsur diyalektik bir etkileşimde teraziye tutunmaktadır.Kummassakin tapauksessa vaikuttavat voimat johtuvat gravitaatiosta.
Ortak kültürel unsurlarının bunların hangisinden geldiğini belirlemek neredeyse imkansızdır.On yhä vaikeampi erottaa mitkä kulttuurivaikutteet on peräisin mistäkin..
Hava unsurlarından savunma için FIM-92 Stinger füzesi entegre edilecektir.FIM-92Stingeristä on kehitetty AIM-92 Stinger, ilmasta ilmaan ohjus käytettäväksi taisteluhelikoptereissa.
Bu unsur, tabii hâkim ilkesinde bulunması gereken mutlak zorunluluktur.Erityisesti on otettava huomioon, onko salaisuus ehdoton.
Jackson'ın önceki çalışmalarına benzer şekilde bu albüm de R&B, pop ve rock unsurları içermektedir.Παρόμοιο με το προηγούμενο μουσικό υλικό του Τζάκσον, το άλμπουμ περιείχε R&B, Pop και Rock.
Üyeler aşağıdaki ülkelerin unsurlarını içerir.Οι τελευταίοι μοιράζονται τα εδάφη των ηττημένων.
TDS'nin daha egzotik ve zararlı unsurları, yüzey akışından kaynaklanan pestisitlerdir.Πιο επιβλαβή για τα TDS είναι τα παρασιτοκτόνα που προκύπτουν από την επιφανειακή απορροή.
Bunun yanında birkaç 3 boyutlu canlandırma unsuru da vardır.Επίσης, καταγράφτηκαν και αρκετοί μετασεισμοί μεγέθους πάνω από 6 βαθμών.
Forehandleri de dikkate alınması gereken unsurlardandır.Όμως πρέπει να λαμβάνουμε υπόψη μας και τις συνθήκες κάτω από τις οποίες ήταν αναγκασμένος να δράσει.
HoloLens Kabuk programlama üzerinde taşır ve Windows masaüstü ortamından birçok unsurları uyarlar.Το κέλυφος HoloLens μεταφέρει και προσαρμόζει πολλά στοιχεία από το περιβάλλον εργασίας των Windows.
Bir mal için olan talep miktarını belirleyen en önemli unsurun o malın fiyatı olduğuna dayanır.Για τους περισσότερους, αυτή η αξία προσδιορίζει την τιμή ενός εμπορεύματος.
Modern Grönland müziği unsurlarıda jaz müzisyeni Kristian Blak tarafından kullanılmaktadır.Elementer fra moderne grønlandsk musik er også blevet brugt af jazzmusikeren Kristian Blak.
Negatif özgürlük konsepti, birkaç dikkat çekici unsura sahiptir.Idéen om negativ frihed har flere bemærkelsesværdige aspekter.
Türkiye'nin dış ilişkilerinin bir diğer belirleyici unsuru Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkiler olmuştur.Det andet definerende aspekt af Tyrkiets udenrigsforhold har været landets bånd med USA.
Jorge Garcia'nın karakteri Hurley Reyes, showun komik unsuru olmaya devam etti.Jorge Garcias rolle Hurley Reyes fortsatte med at være seriens komiske islæt.
Başlık, başın üstünde giyilen herhangi bir giyim unsurudur.En hovedbeklædning er en beklædningsgenstand, der bæres på hovedet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod