un ile cümle
un kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom'un güçlü bir görev duygusu var.Tom has a strong sense of duty.
Tom'un her şey için bir çözümü vardır.Tom has a solution for everything.
Tom'un göl yakınında küçük bir kabini var.Tom has a small cabin on the lakefront.
Tom'un Mary adında bir kız kardeşi var.Tom has a sister named Mary.
Tom'un bu otelde rezervasyonu var.Tom has a reservation at this hotel.
Tom kimsenin tavsiyesi asla dinlemeyen bir üne sahiptir.Tom has a reputation of never listening to anybody's advice.
Tom'un başka birinin bir şey söylemesine asla izin vermeyen bir ünü vardır.Tom has a reputation of never letting anyone else say anything.
Tom işleri asla zamanında yaptırmayan bir üne sahip.Tom has a reputation of never getting things done on time.
Tom işleri asla zamanında yaptırmamakla ünlüdür.Tom has a reputation of never getting things done on time.
Tom'un Mary'nin niçin şimdi burada olmadığına dair iyi bir fikri var.Tom has a pretty good idea why Mary isn't here now.
Tom'un borazanını kimin çaldığına dair oldukça iyi bir fikri var.Tom has a pretty good idea who stole his trumpet.
Tom'un duvarına yazıyı kimin yazdığına dair oldukça iyi bir fikri var.Tom has a pretty good idea who painted graffiti on his wall.
Tom'un evini kimin ateşe verdiğine dair oldukça iyi bir fikri var.Tom has a pretty good idea who burned his house down.
Tom'un Mary'nin şimdi nerede olabileceğine dair oldukça iyi bir fikri var.Tom has a pretty good idea where Mary might be now.
Tom'un delinmiş bir kulağı var.Tom has a pierced ear.
Tom'un bacağında kötü bir kesiği var.Tom has a nasty cut on his leg.
Tom'un Mary ile bir öğle yemeği buluşması var.Tom has a lunch date with Mary.
Tom'un eserlerde çok sayıda projesi var.Tom has a lot of projects in the works.
Tom'un yarın görmesi gereken çok kişisi var.Tom has a lot of people to see tomorrow morning.
Tom'un çok deneyimi var.Tom has a lot of experience.
Tom'un önünde uzun bir sürücü kuyruğu var.Tom has a long drive ahead of him.
Tom'un yatak odasında büyük bir dolabı var.Tom has a large closet in his bedroom.
Tom'un havuzlu bir evi var.Tom has a house with a pool.
Tom'un sağlıklı bir yaşam tarzı vardır.Tom has a healthy lifestyle.
Tom'un başı ağrıyor.Tom has a headache.
Onun bilmek istediğini Tom'un Mary'ye söylememek için iyi bir nedeni var.Tom has a good reason for not telling Mary what she wants to know.
Tom'un bugün gelmemek için iyi bir nedeni var.Tom has a good reason for being absent today.
Tom'un Mary'den kaçınmak için iyi bir nedeni var.Tom has a good reason for avoiding Mary.
Tom'un iyi bir amacı var.Tom has a good point.
Tom'un kafası sayılara iyi çalışıyor.Tom has a good head for numbers.
Tom'un şeyleri komik bir söyleme tarzı var.Tom has a funny way of saying things.
Tom'un gidebilmesinden önce yapacak birkaç şeyi daha var.Tom has a few more things to do before he can leave.
Tom'un USB kabloları ile dolu bir çekmecesi var.Tom has a drawer full of USB cables.
Tom'un esmer bir cildi var.Tom has a dark complexion.
Tom'un sabıkası var.Tom has a criminal record.
Tom'un Mary adında bir kuzeni var.Tom has a cousin named Mary.
Tom'un Mary ile yakın bir dostluğu var.Tom has a close relationship with Mary.
Tom'un elinde cin ve toniğe benzeyen bir şey vardı.Tom had what looked like a gin and tonic in his hand.
Tom'un düz düşünme sorunu vardı.Tom had trouble thinking straight.
Tom'un durumu çözmede sorunu vardı.Tom had trouble resolving the situation.
Tom'un Mary'ye göstermek istediği bir şey vardı.Tom had something he wanted to show Mary.
Tom'un aklında başka bir şey vardı.Tom had something else in mind.
Tom'un bazı çok olağandışı deneyimleri vardı.Tom had some very unusual experiences.
Tom'un bazı gerçekten acı anıları vardı.Tom had some really painful memories.
Tom'un Mary ile ilgili bazı sorunları vardı.Tom had some problems dealing with Mary.
Tom'un John'un ona verdiği Mary'ye ait birkaç fotoğrafı var.Tom had several photos of Mary that John had given him.
Tom'un Mary'ye ait teleobjektifle çekilmiş birkaç fotoğrafı vardı.Tom had several photos of Mary taken with a telephoto lens.
Tom'un Mary'ye ait duvarında asılı birkaç fotoğrafı vardı.Tom had several photos of Mary hanging on his wall.
Tom'un özür dilemek için çok fırsatı vardı, ama bunu yapmadı.Tom had plenty of chances to apologize, but he didn't.
Tom'un işleri hatasız yapmak için tek şansı vardı.Tom had only one chance to get things right.
Tom'un söyleyecek bir şeyi yoktu.Tom had nothing to say.
Tom'un dün yiyecek bir şeyi yoktu.Tom had nothing to eat yesterday.
Tom'un dün içecek bir şeyi yoktu.Tom had nothing to drink yesterday.
Tom'un yapacak bir şeyi yoktu, bu yüzden eve gitti.Tom had nothing to do, so he went home.
Tom'un dün yapacak bir şeyi yoktu.Tom had nothing to do yesterday.
Tom'un hırsızlıkla bir ilgisi yoktu.Tom had nothing to do with the theft.
Tom'un çocuk kaçırmakla ilgisi yoktu.Tom had nothing to do with the kidnapping.
Tom'un Mary'nin kovulmasıyla bir ilgisi yoktu.Tom had nothing to do with getting Mary fired.
Tom'un bunun olacağını bilemezdi.Tom had no way of knowing that this would happen.
Tom'un nefes alacak zamanı yoktu.Tom had no time to catch his breath.