un ile cümle

un kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'un yaptığını yapma hakkı yoktu.Tom had no right to do what he did.
Tom'un Mary'nin yalan söylediğinden şüphelenmek için bir nedeni yoktu.Tom had no reason to suspect that Mary was lying.
Tom'un böylesine büyük bir izleyicinin önünde konuşma hakkında hiç endişesi yoktu.Tom had no qualms at all about speaking in front of such a large audience.
Tom'un düşündüğünü herkese söylemekten hiçbir vicdan azabı çekmiyordu.Tom had no qualms about telling everybody what he thought.
Tom'un başka seçeneği yoktu.Tom had no options left.
Tom'un sığınacağı başka kimsesi yoktu.Tom had no one else to turn to.
Tom'un vazgeçmeye niyeti yoktu.Tom had no intention of quitting.
Tom'un tek başına oraya gitmeye niyeti yoktu.Tom had no intention of going there by himself.
Tom'un Mary'ye para vermeye hiç niyeti yoktu.Tom had no intention of giving Mary any money.
Tom'un ne olacağı hakkında hiçbir fikri yoktu.Tom had no idea what was going to happen.
Tom'un ne yapacağı hakkında hiçbir fikri yoktu.Tom had no idea what to do.
Tom'un Mary'nin hasta olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu.Tom had no idea Mary was sick.
Tom'un sonuçları kabul etmekten başka seçeneği yoktu.Tom had no choice except to accept the consequences.
Tom'un işini bırakmaktan başka hiçbir seçeneği yoktu.Tom had no choice but to quit his job.
Tom'un cezayı ödemekten başka hiçbir seçeneği yoktu.Tom had no choice but to pay the fine.
Tom'un akşam yemeği için kuzu pirzola, patates ve mantar çorbası vardı.Tom had lamb chops, potatoes and mushroom soup for dinner.
Tom'un yirmilik dişleri yirmi dört yaşında diş hekimi tarafından çekildi.Tom had his wisdom teeth taken out by a twenty-four year old dentist.
Tom'un kızgın olmak için iyi bir nedeni vardı.Tom had good reason to be angry.
Tom'un bir mide rahatsızlığı vardı.Tom had an upset stomach.
Tom'un kar payı vardı.Tom had a share in the profits.
Tom'un yüzünde korkmuş bir görünüm vardı.Tom had a scared look on his face.
Tom'un patronu ile bir anlaşmazlığı vardı.Tom had a run-in with his boss.
Tom'un mide çukurunda kusacak gibi bir his vardı.Tom had a queasy feeling in the pit of his stomach.
Tom'un okulda bir sürü sorunları vardı.Tom had a lot of problems at the school.
Tom'un bu sabah bir iş görüşmesi vardı.Tom had a job interview this morning.
Tom'un Mary'nin başka biriyle görüştüğüne dair bir önsezisi vardı.Tom had a hunch that Mary was seeing someone else.
Tom'un Mary'nin yalan söylediğine dair bir önsezisi vardı.Tom had a hunch that Mary was lying.
Tom'un Mary'nin çizgi roman okuyarak günü geçirdiğine dair bir önsezisi vardı.Tom had a hunch that Mary had spent the day reading comic books.
Tom'un kolunda bir kalp dövmesi vardı.Tom had a heart tattooed on his arm.
Tom'un gitmemek için iyi bir nedeni vardı.Tom had a good reason for not going.
Tom'un Mary adında bir kız arkadaşı vardı.Tom had a girlfriend named Mary.
Tom'un Mary ile dün gece bir randevusu vardı.Tom had a date with Mary last night.
Tom'un Mary ile büyük bir mücadelesi vardı.Tom had a big fight with Mary.
Tom, çok elit bir üniversiteden mezun oldu.Tom graduated from a very elite university.
Tom'un donuna kadar aldılar.Tom got taken to the cleaners.
Tom'un düz A' ları var.Tom got straight A's.
Tom'un sahne korkusu var.Tom got stage fright.
Tom'un ayakkabısının altında sıkışmış biraz sakız var.Tom got some chewing gum stuck on the bottom of his shoe.
Tom'un gözlerinde sabun var.Tom got soap in his eyes.
Tom'un bir dövmesi var.Tom got a tattoo.
Tom'un bir bronzluğu var.Tom got a tan.
Tom'un bir bronzlaşması var.Tom got a suntan.
Tom'un bir hız yapma cezası var.Tom got a speeding ticket.
Tom'un bir zammı var.Tom got a raise.
Tom'un mükemmel bir skoru var.Tom got a perfect score.
Tom, Mary ve John'un bir resmini buldu.Tom found a picture of Mary and John.
Tom gözlüklerini nereye koyduğunu unuttu.Tom forgot where he put his glasses.
Tom cep telefonunu nereye koyduğunu unuttu.Tom forgot where he put his cell phone.
Tom şemsiyesini nereye bıraktığı unuttu.Tom forgot where he left his umbrella.
Tom sobayı kapatmayı unuttu.Tom forgot to turn off the stove.
Tom Mary'ye ne söylemeyi planladığını söylemeyi unuttu.Tom forgot to tell Mary what he had planned to tell her.
Tom çeki imzalamayı unuttu.Tom forgot to sign the check.
Tom Mary'ye bir Noel kartı göndermeyi unuttu.Tom forgot to send Mary a Christmas card.
Tom ön kapıyı kilitlemeyi unuttu.Tom forgot to lock the front door.
Tom arabasını kilitlemeyi unuttu.Tom forgot to lock his car.
Tom vergilerini dosyalamayı unuttu.Tom forgot to file his taxes.
Tom köpeğini beslemeyi unuttu.Tom forgot to feed his dog.
Tom yapması gerekeni yapmayı unuttu.Tom forgot to do what he was supposed to do.
Tom kamerasını getirmeyi unuttu.Tom forgot to bring his camera.
Tom John'un ona sormasını istediği soruyu Mary'ye sormayı unuttu.Tom forgot to ask Mary the question that John had asked him to ask.

İlgili Sayfalar