un ile cümle

un kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'un yaptığı ev gerçekten hoş.The house that Tom built is really nice.
Tom'un yaptığı ev harika.The house Tom built is wonderful.
Tom'un bir yıldan daha fazla bir süre Boston'da yaşamaya niyeti var.Tom intends to live in Boston for more than a year.
Tom'un bir garajda çalıştığını hayal edebiliyor musun?Can you imagine Tom working in a garage?
Tom'un bir garajda çalıştığını görebiliyor musun?Can you see Tom working in a garage?
Tom'un zengin bir kadınla evlendiğini duydum.I heard that Tom got married to a rich woman.
Julian, John Lennon'unki gibi yuvarlak gözlük takıyor.Julian wears round glasses like John Lennon's.
100'ün kare kökü kaç?What's the square root of 100?
Lockerbie'yi unutma!Remember Lockerbie!
Başarısızlığa uğramış devrimler çabucak unutulur.Defeated revolutions are forgotten quickly.
Başarılı olmayan devrimler kısa sürede unutulur.Revolutions that don't succeed are soon forgotten.
Karılarınızı unutun!Forget about your wives!
Tom'un yeni kız arkadaşıyla orada olacak olması beni rahatsız etmez.It doesn't bother me that Tom is going to be there with his new girlfriend.
Unutmayın, merak kediyi öldürdü.Remember, curiosity killed the cat.
Tom'un söylediği mantıklı mıdır?Does what Tom said make sense?
Üniversiteye mi gideceğime yoksa bir iş mi bulacağıma henüz karar vermedim.I haven't decided yet whether I'll go to college or get a job.
Tom'un bütün yapmak istediği yüzmektir.All Tom wants to do is swim.
Tom'un yarın yapacağı bütün şey okula gitmektir.All Tom has to do tomorrow is go to school.
Tom'un parası var. Fakat o kadar çok mutlu değil.Tom has money. However, he's not all that happy.
Havaideki plajlar büyük dalgalarıyla ünlüdür.Beaches in Hawaii are famous for their large waves.
Tom'un ortağı, gurme patlamış mısır baharatlarını da satmaları gerektiğini düşündü.Tom's partner thought that they should also sell gourmet popcorn seasonings.
Bu sabah Tom'un telefonunu ödünç aldım.I borrowed Tom's phone this morning.
Bu, Tom'un ya da Mary'nin ilk cümlesi değildi.It wasn't Tom's or Mary's first sentence.
Ben unutmadım.I have not forgotten.
Yanınızda kamera getirmeyi unutmayın.Don't forget to bring the camera with you.
Tom'un Mary'nin sevgisini kabul etme sorunu vardı.Tom had trouble accepting Mary's love.
Tom'un akşam yemeğinden sonra yapmayı sevdiği tek şey TV izlemektir.The only thing Tom likes to do after dinner is watch TV.
Tom'un gerçekten hoşlandığı tek şey Mary ile satranç oynamak.One thing Tom really enjoys is playing chess with Mary.
Tom'un şu anda tek ihtiyacı olan şey biraz sabır.The only thing Tom needs now is a little patience.
Tom'un yaşamak istediği tek yer Boston'dur.The only place Tom has ever wanted to live is Boston.
Tom'un şu ana kadar sürdüğü tek araba kendi arabası.The only car Tom has ever driven is his own.
Tom'un şimdiye kadar flört ettiği tek kız Mary'dir.The only girl Tom has ever dated is Mary.
Tom'un yemeyi sevdiği tek balık somondur.The only fish Tom likes to eat is salmon.
Tom'un en azından günde bir kez ziyaret ettiği tek web sitesi budur.The only website Tom visits at least once a day is this one.
Tom'un konuşabileceği iki dil sadece Fransızca ve İngilizcedir.The only two languages Tom can speak are French and English.
Unutmazsam ona söylerim.I'll tell him, if I don't forget.
Tom'un bize hiç yardım etmeyeceğini farzetmelisin.You should assume that Tom won't help us at all.
Tom'un sorunu zaten bildiğini farzetmelisin.You should assume that Tom already knows about the problem.
Tom'un odasını arayabilir miyim?Would you mind if I searched through Tom's room?
Tom'un yaptığı yeterince iyi değilse ne olacak? O zaman ne yapacağız?What if what Tom does isn't good enough? What'll we do then?
Tom'un yardım etmek için isteksizliği Mary'yi şaşırttı.Tom's unwillingness to help surprised Mary.
Tom'un kısmi-zamanlı işi pizza teslimatıydı.Tom's part-time job is delivering pizzas.
Tom'un annesi onun mezuniyet resmini şömine rafında muhafaza etti.Tom's mother kept his graduation picture on the mantel.
Tom'un annesi Mary'nin yaşadığı caddenin karşısındaki hastanede bir hemşiredir.Tom's mother is a nurse at the hospital that's across the street from where Mary lives.
Tom'un acımasız olması Mary'yi şaşırttı.Tom's lack of compassion surprised Mary.
Tom'un evi caddenin tam aşağısında.Tom's house is just down the street.
Tom'un evi buradan caddenin tam aşağısında.Tom's house is just down the street from here.
Tom'un evinin bir garajı yok.Tom's house doesn't have a garage.
Tom'un elleri buz gibi.Tom's hands felt like ice.
Tom'un büyük büyük büyük babaannesi İskoçya'da yaşadı.Tom's great-great-great grandmother lived in Scotland.
Tom'un büyük büyük büyükbabası bir korsandı.Tom's great-great-grandfather was a pirate.
Tom'un dedesinin dedesi bir korsanmış.Tom's great-great-grandfather was a pirate.
Tom'un büyük büyükbabası kör doğdu.Tom's great-grandfather was born blind.
Tom'un kızarkadaşı onu başka bir kızla gördü.Tom's girlfriend saw him with another girl.
Tom'un favori Elvis Presley şarkısı "Jailhouse Rock."Tom's favorite Elvis Presley song is "Jailhouse Rock."
Tom'un gözleri henüz karanlığa alışmamıştı, bu yüzden o bir şey göremedi.Tom's eyes weren't yet accustomed to the dark, so he couldn't see a thing.
Tom'un açıklaması inandırıcı geldi.Tom's explanation sounded convincing.
Tom'un köpeği gece yarısından az sonra onu uyandırdı.Tom's dog woke him up a little after midnight.
Tom'un köpeği dışarı gitmek istedi.Tom's dog wanted to go outside.
Tom'un köpeği onun yastığına salya akıttı.Tom's dog slobbered on his pillow.

İlgili Sayfalar