un ile cümle
un kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom'un şu ana kadar Irak'a gitmeyi düşündüğünden şüpheliyim.I doubt that Tom would ever consider going to Iraq.
Tom'un şimdiye kadar böyle küçük bir araba sürmeyi düşüneceğinden şüpheliyim.I doubt that Tom would ever consider driving such a small car.
Tom'un yapmasını önerdiğin şekilde davranacağından şüpheliyim.I doubt that Tom would behave in the way you suggested he did.
Tom'un başkanlık için adaylığını koyacacağından şüpheliyim.I doubt that Tom will run for president.
Tom'un buraya zamanında geleceğinden şüpheliyim.I doubt that Tom will get here on time.
Tom'un güzel şekilde Fransızcayı nasıl konuşacağına eğilimli olduğundan şüphe ediyorum.I doubt that Tom will ever learn how to speak French properly.
Tom'un şimdiye kadar eve geri döneceğinden şüpheliyim.I doubt that Tom will ever come back home.
Tom'un şimdiye kadar herhangi gerçek bir tehlike içinde olduğundan şüpheliyim.I doubt that Tom was ever in any real danger.
Tom'un ona anlatmaya çalıştığımı anladığından şüpheliyim.I doubt that Tom understands what I tried to tell him.
Tom'un o proje üzerinde çok fazla zaman harcamayı planladığından şüpheliyim.I doubt that Tom planned to spend so much time on that project.
Tom'un herhangi bir zarar kastettiğinden şüpheliyim.I doubt that Tom meant any harm.
Tom'un masum olduğundan şüpheliyim.I doubt that Tom is innocent.
Tom'un mutlu olduğundan şüpheliyim.I doubt that Tom is happy.
Tom'un yeni işinde mutlu olduğundan şüpheliyim.I doubt that Tom is happy with his new job.
Tom'un suçlu olduğundan şüpheliyim.I doubt that Tom is guilty.
Tom'un Rusça öğrenmeye çalışmakla ilgilendiğinden bile şüpheliyim.I doubt that Tom is even interested in trying to learn Russian.
Tom'un inandığı şeyin arkasında duracak cesareti olduğundan şüpheliyim.I doubt that Tom has the courage to stand up for what he believes in.
Tom'un gerçekten yapılması gerekeni yapma cesareti olduğundan şüpheliyim.I doubt that Tom has the courage to do what really needs to be done.
Tom'un grev hattını geçecek cesareti olduğundan şüpheliyim.I doubt that Tom has the courage to cross the picket line.
Tom'un ev ödevini bitirdiğinden şüpheliyim.I doubt that Tom has finished his homework.
Tom'un sağlık giderlerini karşılamak için arabasını satmak zorunda kaldığından şüpheliyim.I doubt that Tom had to sell his car in order to raise money for medical expenses.
Tom'un şu ana kadar onu söylediğinden şüpheliyim.I doubt that Tom ever said that.
Tom'un bekar olup olmadığından şüpheliyim.I doubt if Tom is single.
Tom'un bekâr olduğunu sanmıyorum.I doubt if Tom is single.
Tom'un skandala karıştığını sanmıyorum.I don't think Tom was involved in the scandal.
Tom'un şu an çalışmak istediğini düşünmüyorum.I don't think Tom is in the mood to work right now.
Tom'un durumun üstesinden gelebileceğini sanmıyorumI don't think Tom can deal with the situation.
Tom'un kırmızı bir çanta taşıdığını hiç hatırlamıyorum.I don't remember ever seeing Tom carrying a red bag.
Tom'un ne zaman gelmeyi planladığını bilmiyorum.I don't know when Tom is planning to arrive.
Tom'un vaktinde geleceğinden şüphem yok.I don't doubt that Tom will arrive on time.
Tom'un böyle bir şey söylemiş olabileceğine inanmıyorum.I don't believe that Tom could have said such a thing.
Tom'un gece boyunca bunu yapacağını düşünmedim, bu yüzden onun başucunun yakınında kaldım.I didn't think Tom would make it through the night, so I stayed by his bedside.
Tom'un gittiğini duymadım.I didn't hear Tom leave.
Tom'un niçin geç kaldığını sana söyleyemem.I can't tell you why Tom is late.
Tom'un buraya ne zaman varacağını sana söyleyemem.I can't tell you when Tom will get here.
Tom'un bana söylediğini sana söyleyemem.I can't tell you what Tom told me.
Tom'un olanlar hakkında yüzüme karşı yalan söylediğine inanamıyorum.I can't believe Tom lied to my face about what happened.
Tom'un her şeyi yediğine inanamıyorum.I can't believe Tom ate the whole thing.
Tom'un ağaçtan düştüğü zamanı hâlâ hatırlayabiliyorum.I can still remember the time when Tom fell out of the tree.
Tom'un onun hakkında yanıldığına inanıyorum.I believe Tom is mistaken about that.
Dün gece yemek yedim ama Tom'un yediğini sanmıyorum.I ate dinner last night, but I don't think Tom did.
Tom'un kız kardeşinin elbiselerini giymemesini rica ettim.I asked Tom not to wear his sister's clothes.
Tom'un bir yerli konuşmacı olmadığını nereden biliyorsun?How do you know that Tom isn't a native speaker?
Tom'un evi ne kadar büyük?How big is Tom's house?
Tanıdığım herkes Tom'un kibirli olduğunu düşünüyor.Everybody I know thinks Tom is stuck up.
Sen Tom'un benim genç kız kardeşimle randevulaşacağını düşünüyor musun?Do you think Tom would consider dating my younger sister?
Tom'un suçlu olduğunu düşünüyor musun?Do you think Tom is guilty?
Tom'un anahtarları nereye koyduğu hakkında bir fikrin var mı?Do you have any idea where Tom put the keys?
Tom'un ne zaman eve geleceğine dair herhangi bir fikrin var mı?Do you have any idea what time Tom will come home?
Tom'un bir sabıka kaydı olduğunu biliyor muydun?Did you know that Tom has a criminal record?
Tom'un ehliyeti olmadığını biliyor muydun?Did you know that Tom doesn't have a driver's license?
Tom'un valizini hazırlamasına yardım eder misin?Could you help Tom pack his suitcase?
Tom'un saç tıraşı olduğu yaz mevsimini hatırlayabiliyor musun?Can you remember the summer Tom shaved his head?
Tom ünlü olmadan önce, o ortaokul resim öğretmeniydi.Before Tom became famous, he was a junior high school art teacher.
Görünüşe göre, Tom'un ölümü bir intihardı.Apparently, Tom's death was a suicide.
Öyle görünüyor ki Tom'un arabasının yeni bir takım lastiğe ihtiyacı var.Apparently, Tom's car needs a new set of tires.
Görünüşe göre, Tom o albümü piyasaya çıkarmadan önce zaten ünlüydü.Apparently, Tom was already famous before he released that album.
Tom'un parasının neredeyse hepsi ailesini desteklemeye gidiyor.Almost all of Tom's money goes to supporting his family.
Neredeyse Tom'un bütün arkadaşları ünlüdür.Almost all of Tom's friends are famous.
Tom'un neredeyse bütün özgür zamanı bir golf kursunda harcanıyor.Almost all of Tom's free time is spent on a golf course.