un ile cümle

un kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Japonya'da araba sürdüğünüzde soldan gitmeyi unutmayın.When you drive in Japan, remember to keep to the left.
Japon şirketleri genellikle çalışanlarına üniforma sağlar.Japanese companies generally provide their employees with uniforms.
Japonya manzara güzelliğiyle ünlüdür.Japan is famous for her scenic beauty.
Japonya depremleriyle çok ünlüdür.Japan is greatly famous for earthquakes.
Japonya Fuji Dağı ile ünlüdür.Japan is famous for Mt. Fuji.
Japan Airlines 124'ün biniş kapısı nerededir?Where is the boarding gate for Japan Airlines 124?
Japonlar Amerikanın çok ırklı bir ulus olduğunu unutmamalı.Japanese should not forget that America is a multiracial nation.
Beyaz elbiseli kadın, ünlü bir aktristir.The lady dressed in white is a famous actress.
Onun üniversiteye neden gitmeyeceğini bilmiyorum.I don't know the reason why he will not go on to college.
Onun bu yıl üniversiteden mezun olamaması gülünecek bir şey değil.It is no laughing matter that he couldn't graduate from university this year.
Onun bir üniversite öğrencisi olup olmadığını bilmiyorum.I don't know whether he's a college student or not.
Bu parayı ona geri vermeyi unutmamam lâzım.I've got to remember to return this money to him.
Unut gitsin. Ona tavsiye vermenin hiçbir anlamı yok.Forget it. There's no sense giving him advice.
Raporu ona uzatmak istedim ama unuttum.I intended to hand the paper to him, but I forgot to.
Ona telefon etmeyi unuturum.I forget to telephone him.
Bay Suziki Tom'un şakası hakkında kızgın.Mr. Suzuki is angry about Tom's prank.
Onun erkek kardeşi ünlü bir futbolcudur.His brother is a famous soccer player.
Onun resimleri çok ünlüdür.His pictures are very famous.
Onu unut.Forget him.
Onun mektubuna cevap vermeyi unutma.Remember to answer his letter.
Onun kuzeni, onun adını hep unuturum, bir hemşireydi.His cousin, whose name I forget, was a nurse.
Onun romanları genç kişiler arasında ünlüdür.His novels are popular among young people.
Onun oğlu ünlü bir piyanist oldu.His son became a famous pianist.
Oğlu kadar kızı da ünlüydü.His daughter, as well as his son, was famous.
Kızı oğlu kadar ünlüydü.His daughter, as well as his son, was famous.
Oğlu şu anda üniversitede.His son is in college now.
Neredeyse onun doğum günü olduğunu unutuyordum.I almost forgot that it was his birthday.
Ben onun telefon numarasını unuttum.I forgot his phone number.
Onun kötü bir ünü var.He got a bad reputation.
Onun kitabı sadece İngiltere'de ünlü değil, Japonya'da da ünlü.His book is famous not only in England but also in Japan.
Onun adı yakında unutulacak.His name will soon be forgotten.
Onun adını unuturum.I forget his name.
Onun ebeveynleri oğullarını üniversiteye gönderemeyecek kadar çok fakirdi.His parents were too poor to send their son to college.
Ebeveynleri ona bir üniversiteye girmesini söyledi.His parents told him to get into a university.
Onun ebeveynleri onun üniversite eğitimi için para biriktiriyor.His parents are saving for his college education.
Onun konuşma şekli ünlü bir yazarın dikkatini çekti.The way he spoke attracted the attention of a famous writer.
Waseda Üniversitesine kabul edildi.She was admitted to Waseda University.
İlk yıl üniversiteden ayrıldı.He dropped out of college in the first year.
22 yaşında üniversiteden mezun oldu.He graduated from college at the age of 22.
O, Kaliforniya Üniversitesinde Japon edebiyatı üzerine bir dizi konferans verdi.He gave a series of lectures on Japanese literature at UCLA.
Sanki o ünlü bir devlet adamı gibi davranıyor.He behaves as if he were a famous statesman.
O, ünlü bir şairin biyografisini yazdı.He wrote a biography of a famous poet.
O her zaman şeyleri unutur.He is always forgetting things.
O, Oxford Üniversitesi'nde eğitim gördü.He was educated at Oxford.
Cambridge Üniversitesi'nde hocaydı.He was a professor at Cambridge University.
Cambridge Üniversitesi'nde profesördü.He was a professor at Cambridge University.
Van Gogh'un eserlerini taklit etti.He imitated the works of Van Gogh.
O, bu bahar Tokyo Üniversitesine girdi.He entered Tokyo University this spring.
O, bu üniversitede bir öğrenci.He's a student at this college.
O bize Columbus'un Amerika'yı keşfettiğini öğretti.He taught us that Columbus discovered America.
Oraya gitme sözünü unuttu.He forgot his promise to go there.
O, o zaman üniversiteyi yeni bitirmiş.He was then fresh from college.
O, o insanlar arasında iyi bir üne sahiptir.He is well spoken of by those people.
O unutmasın diye numarayı yazdı.He wrote down the number lest he should forget it.
O üniversitede.He is at university.
O, üniversiteye bol miktarda para bağışladı.He endowed the college with a large sum of money.
Üniversiteye kayıt yaptırmasına izin verilmedi.He was not allowed to enroll in the college.
O, üniversiteye kabul edildi.He was granted admission to the university.
O bütün vaadini unutmuş olmalı.He must have forgotten all about the promise.
Ünlü şarkıcı ile tokalaştı.He shook hands with the famous singer.

İlgili Sayfalar