un ile cümle

un kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, ünlü aktrisi tanıdığını söyledi, bu bir yalandı.He said he knew the famous actress, which was a lie.
O, çok miktarda un ve yağ satın aldı.He bought a lot of flour and oil.
O, ünlü bir şeydir.He is something of a celebrity.
O nereye giderse ünü onunla birlikte gider.His reputation goes with him wherever he goes.
O, Tom'un iş bitirilmeden önce ayrıldığını gördü.He saw Tom leave before the job was finished.
O bir piyanist olarak ünlüdür.He is famous as a pianist.
O, Paul'ün onu ağaç ettiğini fark etti.He realized Paul had stood him up.
O gittikçe ünlü oldu.He became more and more famous.
O sık sık Milton'un sözlerinden alıntı yapar.He often quotes Milton.
O, Mary ve Tom'un arasında oturuyordu.He was sitting between Mary and Tom.
O sık sık sözünü unutacak.He will often forget his promise.
O büyük bir devlet adamı olma tutkusunu hiç unutmadı.He never forgot his ambition to become a great statesman.
O bir doktor olarak ünlüdür.He is famous as a doctor.
O bir kez duyduğu şeyi asla unutmaz.What he has once heard he never forgets.
İngilizce eğitimi için üniversiteye gitmeye karar verdim.I decided to go to college to major in English.
Konuşmasının bir bölümünü unuttu ve bir süre doğaçlama yapmak zorunda kaldı.He forgot part of his speech and had to ad-lib for a while.
O, bir bilim adamı olarak ünlüdür.He is famous as a scientist.
Bir cerrah olmanın yanı sıra, o ünlü bir yazardı.Besides being a surgeon, he was a famous writer.
O ünlü bir adam, elbette ben ondan hoşlanmıyorum.He is a famous man, to be sure, but I don't like him.
Tamamen unutulduğunu düşünecek.He will think he has been completely forgotten.
Tamamen unutulmuş olduğunu düşünecek.He will think he has been completely forgotten.
Kyoto Üniversitesinde öğrenim görüyor.He is studying at Kyoto University.
O, Keio Üniversitesi'nden mezun olur olmaz ailesinin işini devraldı.As soon as he graduated from Keio University, he took over his family's business.
O dikkatsizlik için bir üne sahipti.He had a reputation for carelessness.
O karar vermek için uzun bir zaman ayırdığından dolayı bir üne sahiptir.He has a reputation for taking a long time to make up his mind.
Geç karar vermesiyle ünlüdür.He has a reputation for taking a long time to make a decision.
O iyi bir ünü hak ediyor.He deserves a good reputation.
Kendisi bir arkeolog'un yardımcısıdır.He is an archeologist's assistant.
O ünlü bir ressamdır ve öyle davranılmalı.He is a famous painter and should be treated as such.
O ünlü bir şair ve yetenekli bir diplomattı.He was a famous poet and a competent diplomat.
Yurt içinde ve yurt dışında ünlüdür.He is famous both at home and abroad.
O hem yurdunda hem de yurtdışında ünlüdür.He is famous both at home and abroad.
O bu yıl bir üniversite öğrencisi olur.He becomes a university student this year.
O, karısının ölümünü henüz unutmadı.He hasn't got over the death of his wife yet.
Dün beni görmek için gelmeyi unuttu.He forgot to come to see me yesterday.
Geçen yıl üniversiteden mezun oldu.He graduated from college last year.
Pasaportumu unutmamamı hatırlattı.He reminded me not to forget my passport.
O, üniversiteye gidip gitmemesi gerektiğini bana sordu.He asked me whether he should go on to university.
Sözlüğümü geri vermeyi unuttu.He forgot to give back my dictionary.
Bazen ne hakkında konuştuğunu unutuyor.He sometimes forgets what he was talking about.
O bazen kitapları kütüphaneye geri götürmeyi unutur.He sometimes forgets to take books back to the library.
Romancı olarak ün kazandı.He won fame as a novelist.
İnsanların isimlerini unutmaya eğilimlidir.He is apt to forget people's name.
Tüm Dünyada ünlü oldu.He became famous all over the world.
Öğrencilerinin yanında kötü bir ünü var.He has a bad reputation with his students.
O dürüstlük biçiminde bir üne sahiptir.He has a reputation for integrity.
O, Taro'dan daha ünlüdür.He is more famous than Taro.
O bir üniversite futbol oyuncusu oldu.He grew up to be a college football player.
O, üniversitede tıp eğitimi almaya karar verdi.He decided to major in medicine in college.
O, üniversitede tiyatro eğitimi aldı.He majored in drama at college.
O, üniversitede ekonomi eğitimi aldı.He studied economics at college.
O, üniversitede fizik alanında uzmanlaşmaya karar verdi.He decided to specialize in physics at college.
O, üniversitede hukuk eğitimi alıyor.He is studying law at the university.
O, üniversitede tarih eğitimi yapıyor.He studies history at college.
O, üniversiteye gidemedi.He could not go to college.
O, üniversiteye gitmek için tasarruf yapıyor.He's saving up to go to college.
Keşke üniversiteye gitseydim.I wish he had gone on to university.
Üniversiteye girmek için çok çalıştı.He studied hard in order to get into college.
O, üniversite çalışmasında iyi bir performans sergiliyor.He is doing well in his college work.
O, üniversite ücretleri için ebeveynlerinin eline bakıyor.He depends on his parents for his university fees.

İlgili Sayfalar