Umutsuzluk şiddet doğurur.Отчаянието ражда насилие.
Umutsuzluk tohumları ekip, sonra yok olmak mı?Siembras la desgracia... ¿y luego te vas?
Umutsuzluk tohumları ekip, sonra yok olmak mı?Уходишь! Довела меня до истерики и убегаешь?
Umutsuzluk yapmam ! ne de senden vazgeçerim.Én nem esem kétségbe! Hát te se tedd!
Umutsuzluk yapmam ! ne de senden vazgeçerim.Ich werde nicht verzweifeln! Und auch Dich nicht verzweifeln lassen.
Umutsuzluk yapmam ! ne de senden vazgeçerim.Ik zal niet wanhopen! Noch toestaan dat jij dat doet.
Umutsuzluk yapmam ! ne de senden vazgeçerim.Jag tänker inte misströsta... och tänker inte låta dig göra det heller.
Umutsuzluk yapmam ! ne de senden vazgeçerim.Ja nebudem zúfať! A ani tebe to nedovolím.
Umutsuzluk yapmam ! ne de senden vazgeçerim.Já si nebudu zoufat. A ani tobě to nedovolím.
Umutsuzluk yapmam ! ne de senden vazgeçerim.Jeg vil ikke fortvivle! Og jeg vil ikke lade dig fortvivle.
Umutsuzluk yapmam ! ne de senden vazgeçerim.Je ne désespérerai pas ! Et je ne te laisserai perdre espoir non plus.
Umutsuzluk yapmam ! ne de senden vazgeçerim.Não me desesperarei! E eu não espero isso de você.
Umutsuzluk yapmam ! ne de senden vazgeçerim.Nie będę rozpaczać! I tobie też nie pozwolę.
Umutsuzluk yapmam ! ne de senden vazgeçerim.Non dispererò! E non voglio che lo faccia tu.
Umutsuzluk yapmam ! ne de senden vazgeçerim.¡No perderé la esperanza! Tampoco has de hacerlo tú tampoco.
Umutsuzluk yapmam ! ne de senden vazgeçerim.Εγώ δε θα απελπιστώ! Ούτε θα ήθελα να το κάνεις εσύ.
Umutsuzluk yapmam ! ne de senden vazgeçerim.Я не поддамся отчаянию! И тебе не позволю.
Umutsuzluk yapmam ! ne de senden vazgeçerim.あなたもよ 私を見て
Umutsuzluk, yas ve kayıp da.Aunque también desesperación, dolor, pérdida.
Umutsuzluk, yas ve kayıp da.Er was fel maatschappelijk en moreel verzet, vermengd met wanhoop, verdriet, verlies.
Umutsuzluk, yas ve kayıp da.비통은 물론, 상실과, 절망 또한 있었지.
Umutsuzluk, yas ve kayıp da.Rabbia, ribellione sociale, etica, ma anche disperazione, dolore, perdita.
Umutsuzluk, yas ve kayıp da.Şi disperare, deşi durere, pierdere.
Umutsuzluk, yas ve kayıp da.Wściekłość społeczna, moralna i bunt, ale też rozpacz, żałoba i strata.
Umutsuzluk, yas ve kayıp da.Хотя там было и отчаяние, горе, утрата.
Umutsuzluk, yas ve kayıp da.אבל גם יאוש, צער, אובדן.
Umutsuzluk, yas ve kayıp da.اختفت أيضا,على الرغم من الحزن والخسارة
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Ältere Menschen können mit Mitgefühl auf Ungerechtigkeit schauen, und nicht mit Verzweiflung.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Az idősebbek az igazságtalanságra esetleg együttérzéssel tekintenek, de nem kétségbeeséssel.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.노인들은 부당함을 절망이 아닌, 연민으로 볼수 있습니다.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Las personas mayores ven las situaciones injustas con compasión, pero sin desesperación.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Le persone anziane vedono l'ingiustizia con compassione, non con disperazione.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Les gens plus âgés peuvent voir l'injustice avec compassion, mais pas avec désespoir.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Người lớn tuổi có thể nhìn sự bất công với lòng trắc ẩn, chứ không phải thất vọng.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Orang yang lebih tua dapat melihat ketidakadilan dengan perasaan terharu, tapi tidak dengan putus asa.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Os idosos conseguem ver a injustiça com compaixão, em vez de desespero.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Oudere mensen kunnen onrecht bekijken met medeleven, maar zonder wanhoop.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Stasi patrzą na niesprawiedliwość ze współczuciem, a nie z desperacją.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Vârstnicii pot privi nedreptatea cu milă, nu cu disperare.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Οι μεγαλύτεροι άνθρωποι μπορούν να δουν την αδικία με συμπόνια, αλλά όχι με απελπισία.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.По-възрастните хора са способни да погледнат на неправдата със състрадание, но не и с отчаяние.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Пожилые люди могут отнестись к несправедливости с пониманием, а не с отчаянием.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Старші люди можуть сприймати несправедливість зі співчуттям, а не з безнадією.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.אנשים מבוגרים יותר מסוגלים להתייחס לאי-צדק בחמלה, אך לא ביאוש.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.يستطيع كبار السن رؤية مكامن الظلم بنوع من الشفقة، لكن دون يأس.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.思いやりを持って 不公平を見ることができるのです そして 全てのものが平等ならば