Sonra onu bırakacak olmanın umutsuzluğuyla bağırıyorum, bu, herşey, hepsi, dayanılmaz, korkunç.И я тону, в отчаянии от того, что нужно оставить её, это, то, всё, невыносимо, ужасно.
Sonra onu bırakacak olmanın umutsuzluğuyla bağırıyorum, bu, herşey, hepsi, dayanılmaz, korkunç.После се давя - в отчаяние, че трябва да я оставя, това, всичко, всичко, непоносимо, ужасно.
Sonra onu bırakacak olmanın umutsuzluğuyla bağırıyorum, bu, herşey, hepsi, dayanılmaz, korkunç.ואז אני אכן טובע, בייאוש, על כך שאיאלץ לעזוב אותה, את זה, את הכול,
Sonra onu bırakacak olmanın umutsuzluğuyla bağırıyorum, bu, herşey, hepsi, dayanılmaz, korkunç.ثم أغرق في اليأس حتى أرحل عنها هذا كل شيء
Sorun şu ki hayatta gerçekleşen bazı şeyleri umutsuzca değiştirmek istiyoruz ama yapamıyoruz.Het probleem is dat er dingen zijn in het leven die we wanhopig willen maar niet kunnen veranderen.
Sorun şu ki hayatta gerçekleşen bazı şeyleri umutsuzca değiştirmek istiyoruz ama yapamıyoruz.문제는 우리가 필사적으로 바꿨으면 하는 삶에서의 어떤 일들을 우리가 바꿀 수 없다는 데에 있습니다
Sorun şu ki hayatta gerçekleşen bazı şeyleri umutsuzca değiştirmek istiyoruz ama yapamıyoruz.Mas o problema é que há certas coisas que acontecem na vida que queremos desesperadamente mudar e não podemos.
Sorun şu ki hayatta gerçekleşen bazı şeyleri umutsuzca değiştirmek istiyoruz ama yapamıyoruz.Og problemet er at der sker bestemte ting i livet som vi desperat prøver at ændre og det kan vi ikke.
Sorun şu ki hayatta gerçekleşen bazı şeyleri umutsuzca değiştirmek istiyoruz ama yapamıyoruz.Problém je, že v životě se stávají určité věci, které zoufale chceme napravit, ale nemůžeme.
Sorun şu ki hayatta gerçekleşen bazı şeyleri umutsuzca değiştirmek istiyoruz ama yapamıyoruz.Şi problema este că sunt unele lucruri în viaţă pe care le vrem schimbate cu disperare şi nu putem.
Sorun şu ki hayatta gerçekleşen bazı şeyleri umutsuzca değiştirmek istiyoruz ama yapamıyoruz.Và vấn đề là có một số thứ nhất định xảy ra trong cuộc sống mà chúng ta khát khao thay đổi nhưng ta không thể.
Sorun şu ki hayatta gerçekleşen bazı şeyleri umutsuzca değiştirmek istiyoruz ama yapamıyoruz.Но проблемът е, че има някои неща, които се случват в живота, които отчаяно искаме да променим, но не можем.
Sorun şu ki hayatta gerçekleşen bazı şeyleri umutsuzca değiştirmek istiyoruz ama yapamıyoruz.Проблема заключается в том, что в жизни происходят события, которые мы отчаянно хотим изменить, но не можем.
Sorun şu ki hayatta gerçekleşen bazı şeyleri umutsuzca değiştirmek istiyoruz ama yapamıyoruz.והבעיה היא שישנם דברים מסוימים בחיים שאנחנו רוצים לשנות נואשות, אך לא יכולים.
Sorun şu ki hayatta gerçekleşen bazı şeyleri umutsuzca değiştirmek istiyoruz ama yapamıyoruz.ولكن المشكلة أن هناك أحداث معينة تحدث فى الحياة نكون فى أمس الإحتياج أن نغيرها ولكننا لا نستطيع ذلك.
Sorun şu ki hayatta gerçekleşen bazı şeyleri umutsuzca değiştirmek istiyoruz ama yapamıyoruz.どんなに変えたいと願っても 変えられないことがあるのです。 ときには「Ctrl+Z」どころか、
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.Che nessuno, ma che si sentono può dire - Oh, stavo precipitando nella disperazione.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.Dat niemand, maar zij die zich kunnen vertellen - Oh, was ik kelderen tot wanhoop.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.Dont aucun, mais ils sentent que peut dire - Oh, j'ai été plongé dans le désespoir.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.Joista mikään mutta ne jotka tuntevat voivat kertoa - Oh, olin syöksyä epätoivoon.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.Kateri nihče pa, da se počutite lahko povem - Oh, sem zajela v obup.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.Keiner kann aber das kann sagen, fühlen - Oh, war ich der Verzweiflung stürzen.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.Không có nhưng mà cảm thấy có thể nói - Ồ, tôi đã giảm mạnh đến thất vọng.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.말할 수 있다고 생각 그들은 어떤 없음지만 - 오, 절망 폭락했다.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.Których żadna, ale czuję, że mogę powiedzieć - Och, byłem tłoczenie do rozpaczy.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.Melyik sem, de hogy úgy érzi, meg tudja mondani - Ó, én lezúduló a kétségbeesésbe.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.Pe care nimeni în afară de cei ce se simt pot spune - Oh, am fost cufunda la disperare.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.Que nadie sino él necesita que le puedo decir - ¡Oh, yo estaba hundiendo en la desesperación.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.Que ninguém, mas os que sentem pode dizer - Oh, eu estava mergulhando ao desespero.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.Som ingen andre end de, der føler, kan fortælle - Oh, var jeg kaster til fortvivlelse.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.Som ingen, men de som känner sig kan berätta - Oh, jag störtar till förtvivlan.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.Yang tidak ada tetapi mereka yang merasa bisa mengatakan - Oh, aku terjun putus asa.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.Ποια κανένας αλλά αυτοί που αισθάνονται μπορεί να πει - Ω, ήμουν βυθίζοντας στην απελπισία.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.Какие никто, кроме них, которые чувствуют себя могу сказать - О, я был погружения в отчаяние.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.Които няма, но ония, които се чувстват може да каже - О, бях дълбоко в отчаяние.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.Які ніхто, крім них, які відчувають себе можу сказати - О, я був занурення у відчай.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.איזה איש, אבל הם מרגישים כי יכול לומר - אה, אני צולל אל ייאוש.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.الذي لا شيء لكنهم يشعرون ان اقول ان -- أوه ، كنت تغرق في اليأس.
Söyleyebilir hissediyorum onlardır yok ama - Ah, ben umutsuzluğa dalan oldu.私は乏しい彼は私の信じることができるとき"黒い遭難では、私は、、私の神と呼ばれる
Tabii, hayatta hiçbir şey ile ilgili umutsuz olmayın.Bien, en cualquier cosa en la vida, no estar desesperado.
Tabii, hayatta hiçbir şey ile ilgili umutsuz olmayın.Bon, à cause de quoi que ce soit dans la vie, ne soyez pas désespéré.
Tabii, hayatta hiçbir şey ile ilgili umutsuz olmayın.Nos, az élet bármely dolgában soha ne légy kétségbeesett.
Taranmış keten işleyenler, Beyaz bez dokuyanlar umutsuzluğa kapılacak.A zase tí, ktorí spracúvajú česaný ľan, sa budú hanbiť ako aj tí, ktorí tkajú kment.
Taranmış keten işleyenler, Beyaz bez dokuyanlar umutsuzluğa kapılacak.Ceice lucrează inul dărăcit, şi ceice ţes ţesături albe vor fi acoperiţi, de ruşine,
Taranmış keten işleyenler, Beyaz bez dokuyanlar umutsuzluğa kapılacak.Ceux qui travaillent le lin peigné Et qui tissent des étoffes blanches seront confus.
Taranmış keten işleyenler, Beyaz bez dokuyanlar umutsuzluğa kapılacak.De som arbeta i häcklat lin skola komma på skam, så ock de som väva fina tyger.
Taranmış keten işleyenler, Beyaz bez dokuyanlar umutsuzluğa kapılacak.De wevers zullen geen katoen hebben, omdat de oogsten mislukken.
Taranmış keten işleyenler, Beyaz bez dokuyanlar umutsuzluğa kapılacak.Envergonhar-se-ão os que trabalham em linho fino, e os que tecem pano branco.
Taranmış keten işleyenler, Beyaz bez dokuyanlar umutsuzluğa kapılacak.És megszégyenülnek a fésült len készítõi és a gyolcs szövõi.
Taranmış keten işleyenler, Beyaz bez dokuyanlar umutsuzluğa kapılacak.Es werden mit Schanden bestehen, die da gute Garne wirken und Netze stricken.
Taranmış keten işleyenler, Beyaz bez dokuyanlar umutsuzluğa kapılacak.Häpeään joutuvat, jotka häkilöityjä pellavia pitelevät ja jotka kutovat pellavakankaita.
Taranmış keten işleyenler, Beyaz bez dokuyanlar umutsuzluğa kapılacak.In rdečica oblije nje, ki obdelujejo omikani lan in ki tkó bombaževino.
Taranmış keten işleyenler, Beyaz bez dokuyanlar umutsuzluğa kapılacak.세마포를 만드는 자와 백목을 짜는 자들이 수치를 당할 것이며
Taranmış keten işleyenler, Beyaz bez dokuyanlar umutsuzluğa kapılacak.mereka dan buruh upahan akan bersedih hati dan patah semangat
Taranmış keten işleyenler, Beyaz bez dokuyanlar umutsuzluğa kapılacak.Những kẻ làm vải gai mịn và những kẻ dệt vải trắng đều xấu hổ.
Taranmış keten işleyenler, Beyaz bez dokuyanlar umutsuzluğa kapılacak.Những kẻ làm vải gai mịn và những kẻ dệt vải trắng đều xấu_hổ .
Taranmış keten işleyenler, Beyaz bez dokuyanlar umutsuzluğa kapılacak.og de som arbeider med heklet lin, blir til skamme, og de som vever fint hvitt tøi.
Taranmış keten işleyenler, Beyaz bez dokuyanlar umutsuzluğa kapılacak.Saranno delusi i lavoratori del lino, le cardatrici e i tessitori impallidiranno
Taranmış keten işleyenler, Beyaz bez dokuyanlar umutsuzluğa kapılacak.Serán confundidos los que trabajan el lino, y los que tejen lino cardado palidecerán
Taranmış keten işleyenler, Beyaz bez dokuyanlar umutsuzluğa kapılacak.Także zawstydzą się ci, którzy tkają rzeczy lniane, i subtelne, i którzy siatki robią.