Ve bir şeyler bulabileceğimiz konusunda umutluyduk ... ... çünkü uzun ömürlü bir mutant rapor edilmişti.Бяхме оптимистични, че можем да намерим нещо защото имаше сведения за продължително живеещ мутант.
Ve bir şeyler bulabileceğimiz konusunda umutluyduk ... ... çünkü uzun ömürlü bir mutant rapor edilmişti.Мы были оптимистичны в наших поисках, потому что видели отчёт о долгоживущем мутанте.
Ve bir şeyler bulabileceğimiz konusunda umutluyduk ... ... çünkü uzun ömürlü bir mutant rapor edilmişti.והיינו מאד אופטימיים שנמצא משהו בגלל דו"ח על מוטציה ארוכת חיים.
Ve bir şeyler bulabileceğimiz konusunda umutluyduk ... ... çünkü uzun ömürlü bir mutant rapor edilmişti.وكنا حقاً مُتفائلين أنه يُمكن ان نجد شيء لأنه يوجد هُناك تقرير عن مُتحولة طويلة العُمر
Ve bir şeyler bulabileceğimiz konusunda umutluyduk ... ... çünkü uzun ömürlü bir mutant rapor edilmişti.なぜなら 長生きをする変異体がすでに報告されていたからです 遺伝子をランダムに変え
Ve doğayla ilişkimiz üzerine en umutlu haberlerden birini almış olarak döndüm.그리고 저는 자연에 대해 글을 쓴 25년 동안 만났던, 자연과의 관계에 대한
Ve doğayla ilişkimiz üzerine en umutlu haberlerden birini almış olarak döndüm.ולקחתי מזה כמה מהחדשות הכי מעוררות תקווה בנוגע למערכת היחסים שלנו עם הטבע
Ve doğayla ilişkimiz üzerine en umutlu haberlerden birini almış olarak döndüm.وأخذت من هذا بعضا من الأكثر الأشياء مدعاة للأمل بشأن علاقتنا بالطبيعة
Ve doğayla ilişkimiz üzerine en umutlu haberlerden birini almış olarak döndüm.我々と自然の関係において最も有望な情報を手に入れました
Ve size söylemek zorundayım, çok umutlu değildim, çünkü düzeni görmüştüm.A musím říct, že jsem si nedávala moc nadějí.
Ve size söylemek zorundayım, çok umutlu değildim, çünkü düzeni görmüştüm.E devo dirlo, non ero molto fiduciosa, perché conoscevo il governo.
Ve size söylemek zorundayım, çok umutlu değildim, çünkü düzeni görmüştüm.És el kell hogy mondjam, nem volt sok reményem, mert ismertem az intézményt.
Ve size söylemek zorundayım, çok umutlu değildim, çünkü düzeni görmüştüm.Et je peux vous dire que je n'étais pas très optimiste car je connais les autorités.
Ve size söylemek zorundayım, çok umutlu değildim, çünkü düzeni görmüştüm.제가 말씀드릴건, 자실 전 그리 희망적으로 보지 않았어요.
Ve size söylemek zorundayım, çok umutlu değildim, çünkü düzeni görmüştüm.Nie robiłam sobie wielkich nadziei, ponieważ widziałam establishment w akcji.
Ve size söylemek zorundayım, çok umutlu değildim, çünkü düzeni görmüştüm.Trebuie să vă spun că n-am avut mari speranțe fiindcă văzusem stabilimentul.
Ve size söylemek zorundayım, çok umutlu değildim, çünkü düzeni görmüştüm.Và tôi phải nói với các bạn rằng, tôi chẳng hi vọng gì, vì tôi đã biết sự sắp đặt.
Ve size söylemek zorundayım, çok umutlu değildim, çünkü düzeni görmüştüm.Y tengo que confesar que no tenía muchas esperanzas porque conozco al gobierno.
Ve size söylemek zorundayım, çok umutlu değildim, çünkü düzeni görmüştüm.Οφείλω να ομολογήσω ότι δεν είχα ελπίδες καθώς είχα δει πώς λειτουργούσε το σύστημα.
Ve size söylemek zorundayım, çok umutlu değildim, çünkü düzeni görmüştüm.И, должна сказать, что особых надежд я не питала, ведь я знакома с правящими кругами.
Ve size söylemek zorundayım, çok umutlu değildim, çünkü düzeni görmüştüm.ועלי לאמר לכם, לא הייתי מלאת תקווה,
Ve size söylemek zorundayım, çok umutlu değildim, çünkü düzeni görmüştüm.وأخبركم بصراحة ، لم أكن متفائله ..
Ve size söylemek zorundayım, çok umutlu değildim, çünkü düzeni görmüştüm.それまでに色々見てきた経験から 権威というものは
Ve umutlu olmamın diğer nedeni--doğa çok esnektir.A outra razão para a esperança é que a natureza é espantosamente resistente.
Ve umutlu olmamın diğer nedeni--doğa çok esnektir.De volgende reden tot hoop -- de natuur is verbazend veerkrachtig.
Ve umutlu olmamın diğer nedeni--doğa çok esnektir.I następny powód do nadziei - przyroda jest niezwykle odporna.
Ve umutlu olmamın diğer nedeni--doğa çok esnektir.또다른 희망의 이유는, 자연은 매우 빨리 회복한다는 것입니다.
Ve umutlu olmamın diğer nedeni--doğa çok esnektir.L'autre raison d'espérer est que la nature est extrêmement résistante.
Ve umutlu olmamın diğer nedeni--doğa çok esnektir.További ok a reményre - a természet elképesztő rugalmassága.
Ve umutlu olmamın diğer nedeni--doğa çok esnektir.Un'altra ragione di speranza è la straordinaria resilienza della natura.
Ve umutlu olmamın diğer nedeni--doğa çok esnektir.Und der nächste Grund zur Hoffnung ist - die Natur ist erstaunlich widerstandsfähig.
Ve umutlu olmamın diğer nedeni--doğa çok esnektir.Următorul motiv ca să avem speranţă: natura, care este nemaipomenit de rezistentă.
Ve umutlu olmamın diğer nedeni--doğa çok esnektir.Và nguyên nhân tiếp theo để hy vọng -- thiên nhiên có khả năng hồi phục kỳ diệu.
Ve umutlu olmamın diğer nedeni--doğa çok esnektir.Y la siguiente razón para tener esperanza -- la naturaleza es sorprendentemente resistente.
Ve umutlu olmamın diğer nedeni--doğa çok esnektir.Ακόμη κάτι για να ελπίζουμε-- η φύση αντιστέκεται εκπληκτικά.
Ve umutlu olmamın diğer nedeni--doğa çok esnektir.И следващата причина за надежда -- природата е уникално издръжлива.
Ve umutlu olmamın diğer nedeni--doğa çok esnektir.Природа имеет поразительные способности к восстановлению - вот что еще поддерживает надежду.
Ve umutlu olmamın diğer nedeni--doğa çok esnektir.Природа має разючі здатності до відновлення - ось що ще підтримує надію.
Ve umutlu olmamın diğer nedeni--doğa çok esnektir.וסיבה נוספת לתקווה -- הטבע עמיד בצורה מדהימה.
Ve umutlu olmamın diğer nedeni--doğa çok esnektir.والسبب التالي للأمل-- عودة الطبيعة بصورة مدهشة.
Ve umutlu olmamın diğer nedeni--doğa çok esnektir.完全に破壊されてしまった地域でも 時間とちょっとした手助けで再生できます
Yeryüzünün bütün umutları yuttu indirdiği ama, o benim toprak umutlu bir bayan:A föld adta lenyelni minden reményem, de ő - Ő a reményteli hölgy az én földön:
Yeryüzünün bütün umutları yuttu indirdiği ama, o benim toprak umutlu bir bayan:A terra tem engolido todas as minhas esperanças, mas ela, - Ela é a senhora da minha terra esperançosa:
Yeryüzünün bütün umutları yuttu indirdiği ama, o benim toprak umutlu bir bayan:Bumi telah menelan semua harapan saya tapi dia, - Dia adalah wanita berharap bumi saya:
Yeryüzünün bütün umutları yuttu indirdiği ama, o benim toprak umutlu bir bayan:De aarde heeft opgeslokt al mijn hoop, maar zij, - Zij is de hoopvolle dame van mijn aarde:
Yeryüzünün bütün umutları yuttu indirdiği ama, o benim toprak umutlu bir bayan:Die Erde hat alle meine Hoffnungen geschluckt, aber sie - sie ist die hoffnungsvolle Dame meiner Erde:
Yeryüzünün bütün umutları yuttu indirdiği ama, o benim toprak umutlu bir bayan:Jorden har slugt alle mine håb, men hun, - Hun er den håbefulde dame på min jord:
Yeryüzünün bütün umutları yuttu indirdiği ama, o benim toprak umutlu bir bayan:Jorden har slukat alla mina förhoppningar, men hon, - Hon är hoppfull damen i min jord:
Yeryüzünün bütün umutları yuttu indirdiği ama, o benim toprak umutlu bir bayan:지구 내 모든 희망을 삼킨 하셨어요하지만 그녀는 - 그녀는 나의 지구의 희망찬 여인입니다
Yeryüzünün bütün umutları yuttu indirdiği ama, o benim toprak umutlu bir bayan:Krajina požiera všetky svoje nádeje, ale ona - Ona je dáma nádeje mojej krajiny:
Yeryüzünün bütün umutları yuttu indirdiği ama, o benim toprak umutlu bir bayan:La terra ha inghiottito tutte le mie speranze, ma lei, - Lei è la signora speranza della mia terra:
Yeryüzünün bütün umutları yuttu indirdiği ama, o benim toprak umutlu bir bayan:La terre a englouti tous mes espoirs, mais elle, - elle est la dame espoir de ma terre:
Yeryüzünün bütün umutları yuttu indirdiği ama, o benim toprak umutlu bir bayan:La tierra se ha tragado todas mis esperanzas, pero ella - Ella es la dama de la esperanza de mi tierra;
Yeryüzünün bütün umutları yuttu indirdiği ama, o benim toprak umutlu bir bayan:Maan kaiketi niellyt kaiken toivoni mutta hän, - Hän on toiveikas Lady of My Earth:
Yeryüzünün bütün umutları yuttu indirdiği ama, o benim toprak umutlu bir bayan:Pământul are înghiţit toate speranţele mele, dar ea, - Ea este doamna speranta de pământ mele:
Yeryüzünün bütün umutları yuttu indirdiği ama, o benim toprak umutlu bir bayan:Trái đất chẳng nuốt tất cả hy vọng của tôi nhưng cô ấy, - Cô là người phụ nữ hy vọng của trái đất của tôi:
Yeryüzünün bütün umutları yuttu indirdiği ama, o benim toprak umutlu bir bayan:Země požírá všechny své naděje, ale ona - Ona je dáma naděje mé země:
Yeryüzünün bütün umutları yuttu indirdiği ama, o benim toprak umutlu bir bayan:Zemlja dade pogoltnil vse moje upanje pa je, - Ona je upanje dama moje zemlje:
Yeryüzünün bütün umutları yuttu indirdiği ama, o benim toprak umutlu bir bayan:Ziemia bowiem połknąć wszystkie moje nadzieje, ale ona, - Ona jest nadzieją pani mojej ziemi:
Yeryüzünün bütün umutları yuttu indirdiği ama, o benim toprak umutlu bir bayan:Η γη hath κατάπιε όλες τις ελπίδες μου, αλλά εκείνη, - Είναι η ελπιδοφόρα κυρία της γης μου: