Magazin Gazetecileri Derneği tarafından ise Umut Veren Kadın Şarkıcı olarak seçildi.Magazin Journalists Association chose her as the Promising Female Singer.
Sözsel olarak bir çiftin "aşkı umutsuz yerde bulduğundan" bahsedilir.The song's lyrics speak of a couple who "found love in a hopeless place".
Ancak film Spielberg'in umut ettiği gibi Adams'ın kariyer yükselişini başlatamadı.However, the film did not launch her career, as Spielberg had hoped.
Bu, Umutsuz Ev Kadınları'ndaki karakterlerin bir listesidir.It is based on the television series Desperate Housewives.
2013 yılında Umutsuz Ev Kadınları'nda Suzan karakterini canlandırmıştır.In May 2010, she made a guest appearance on Desperate Housewives.
Aşılar geliştirilme aşamasında olup bazıları umut verici sonuçlar göstermiştir.There are a number of vaccines under development and some have shown encouraging results.
Pulheriya Aleksandrovna Raskolnikova, Raskolnikov'un naif, umutlu ve sevgi dolu annesidir.Pulkheria Alexandrovna Raskolnikova – Raskolnikov's naïve, hopeful and loving mother.
Sanırım bu umutsuz olabilirdi," diye yazdı.I guess that would be hopeless."
Fakat Graf'ın Kırık başparmağı millî futbol takımı kariyeri için umutları sona erdi.However, a broken thumb ended Graf's early hopes for a professional football career.
Prodüktörlüğünü ise Umut Kuzey ve Gülçin Ergül yaptı.They tended to scan their environment for signs of laughter and ridicule.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Rejoice! which featured a series of paintings entitled Women Waiting.
Oraya Çin’in yeni bir yola girmesi gibi iyimserlik ve umutla gitmişti.He went with optimism and hope, seeing China as then being on a new path.
Gerçekleşmeyen beklenti ve umutlarla hüznün, acının ortaya çıkışını yaşıyoruz.We have become dissatisfied with hope and fear as a way of life.
Mel Gibson, "Ondan çok umutluydum."Mel Gibson: 'I Am Deeply Ashamed'".
İnsanların düşüncelerini ve umutlarını açıklayan kötümser motifler de mevcuttur.Pessimistic motifs are also present, showing in his descriptions of people's thoughts and hopes.
O dönem Avrupa ülkelerinde umutlar sönükken dahi durum Asya ve Pasifik'te daha parlak görünüyordu.But now, even as European prospects dimmed, the situation looked brighter in Asia and the Pacific.
Umut, sahip olunabileceği düşüncesiyle birlikte bir şeye duyulan iştahtan başka bir şey değildir.Hope is nothing more than an appetite for a thing combined with opinion that it can be had.
Durum açıkça umutsuzdu.The situation seemed desperate.
Kulüp başkanı Umut Çelik'tir.The head of the museum is Ståle Tangen.
Asırlar sonra insanoğlu, Kral Arthur ve Yuvarlak Masa Şövalyeleri ile yeni bir umut buluyor.Humanity finds new hope in King Arthur and the Knights of the Round Table.
Ama kapağa gelecek olursak durduğu yer umutsuz biir yer değil gibi, değil mi?But judging by the single cover, her place doesn't look too hopeless, does it?
Mizah Paldır Güldür Yangın Var Umut Simit Yalan Oldu mu Ya!The following is a list of Boysan's books: Paldır Güldür Yangın Var Umut Simit Yalan, Oldu mu Ya!
Kafka'nın çalışmalarında yaygın olan umutsuzluk ve saçmalık, varoluşçuluğun simgesi olarak görülür.The hopelessness and absurdity common to his works are seen as emblematic of existentialism.
Umutlarımızdı onlar.We had our chances.
Umut Kurt - Yaşar Çiftçioğlu.男性タレント – 富田耕生 .
Ne olursa olsun bir umuttu benim için.Yet with your hope I will hope.
İnsanlar artık umut veren şeyler izlemek istemektedir.Mankind thought they must be looking for something.
Korku ve yaşama içgüdüsüyle hayatta kalmaya çalışan askerler umutsuzca bir bekleyiş içindedir.Those who seek political asylum in Italy fear for their very survival.
Umutsuz Ev Kadınları dizisinin birinci sezonu.Desperate Housewives Complete First Season.
Amacına ulaşmak için ilk adımı atmıştır ve gelecekten çok umutludur.They get engaged and she has high hopes for the future.
Yıkıntılar arasındaki mücadele sert ve umutsuzdu.The fighting was desperate and chaotic.
Carus'un yeni fetih umutları ölümüyle son buldu.The noble house of Roos came to an end with his death.
"Trabzonspor'da gol yükünü Umut Bulut çekiyor"."Trabzonspor'da duygusal vedalar".
Pee Wee, Richie'nin arkadaşlarından biri, umutsuz bir obur.Jonathan Hilario as Pee Wee, one of Richie's friends who is a hopeless glutton.
Jackson bunun yeni milenyumun başlarında olacağını umut ediyordu.Jackson would continue in the starting lineup in his junior season.
Yavin Savaşı’ndan üç sene sonra, umut geldi.ABY stands for years after the Battle of Yavin.
Ama Adıge direnişi umutsuzca da olsa yine sürüyordu.The fighting again became desperate.
Umut Karadağ, İmam rolünde: Köyün imamıdır.Faith in the Neighborhood: Belonging.
Ormanın içinde bir dere bulur, umutla dereyi takip etmeye başlar.So he is careering through the forest looking for one.
Umut, Oyun, Haziran 1997.Playboy, June 1997.
Marie Béatrice Umutesi (1959– ), Fransızca yazan otobiyografi yazarı .Marie Béatrice Umutesi (born 1959) is a Rwandan writer writing in French.
Şaban ise kendisine umut bağlayanların yüzünü kara çıkarmaz.No hindrance should be caused by any one to those who enjoy it.
Büyük Umutlar 1946 İngiltere yapımı filmdir.The Voice Within is a 1946 British film.
Tucek geleceğe umutla bakan genç bir basketbolcuydu.He is a future-talented basketball player.
Çabuk, nelerle karşılaşacağız yüzbaşım, bilemem".Bu bir yakarıştır, umutsuzluk değildir.""Así es el barrio..." no es capricho, ni un refrito: elenco".
Yeni Bir Umut, 1942 yılında gösterime giren Kazablanka ile benzerlikler taşır.Far East has many similarities to the 1942 classic Casablanca.
Oysa o son umutlarıdır.You are our final hope.
Sonuçta ortaya rahatsız edici, umutsuzluk aşılayan ve acıtıcı bir sinema çıkmıştır.I think it could be a really touching, haunting and terrifying film.
Filmlerinde genellikle kadın, çocuk ve umut temalarını işledi.He generally uses the themes of women, children and hope in his films.
Bu umutlar hayal kırıklığı ile sonuçlandı.These hopes, however, were disappointed.
Milan'a 2005 yılında büyük umutlarla transfer edildi.In 2005, he was signed by Milan.
Bu durum bizi umutlandırıyor.”That disturbed me."
Büyük Umutlar, Stuart Walker'ın çektiği Charles Dickens uyarlaması film.Film critic David Walker agreed.
O günden sonra bütün halk umutsuzluğa bürünmüştür ve her şey griye dönmüştür.All nations were de jure subject to them, and anyone who opposed them was thereby a rebel (bulgha).
Yeni araçları R29'dan oldukça umutludur.It was immediately obvious that the R30 was more competitive than the R29.
Hurley umutsuz bir şekilde evine döner.Appu desperately wants to return to his home.
Ancak Umut daha sonra istediği süreleri bulamadı.Nor could he, for a long time, find the rest he desired.
Sitotoksik ilaçlar, farmakogenetik, ve hedefe yönelik ilaçlardaki ilerlemeler umut vadetmektedir.Advances in cytotoxic drugs, pharmacogenetics and targeted drug design show promise.
Yüzyıldır umutsuzluk.A Century of Dishonor.
Umut Doruk adında bir oğlu vardır.They have a son named Hopper.