Ana içeriğe geç
Sözlük

umut ile cümle

umut kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:Sem nekaj pomembnega povedati" To je zvenelo obetavno, vsekakor:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:Som niečo dôležité povedať "To znelo sľubne, určite:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:Tengo algo importante que decir "sonaba Este prometedor, sin duda:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:Tôi đã một cái gì đó quan trọng để nói này nghe có vẻ đầy hứa hẹn, chắc chắn:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:Έχω κάτι σημαντικό να πει" Αυτό ακούγεται ελπιδοφόρο, σίγουρα:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:Съм нещо важно да се каже "Това звучи обещаващо, със сигурност:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:Я что-то важное сказать: "Это звучало многообещающе, конечно:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:Я щось важливе сказати: "Це звучало багатообіцяюче, звичайно:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:! לי משהו חשוב לומר 'זה נשמע מבטיח, בהחלט: אליס
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:'! كنت شيئا مهما ليقول" هذا بدا واعدا ، وبالتأكيد : أليس
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:なって、再び戻ってきた。
Bir aile mensubunun umutsuzluk ve çaresizlik sözleriydi.C'était l'appel désespéré d'un membre de la famille.
Bir aile mensubunun umutsuzluk ve çaresizlik sözleriydi.Era la súplica desesperada de un miembro de la familia.
Bir aile mensubunun umutsuzluk ve çaresizlik sözleriydi.Het was een pleit van radeloosheid en wanhoop.
Bir aile mensubunun umutsuzluk ve çaresizlik sözleriydi.Non si trattava dell'ennesimo resoconto impersonale, ma di un fatto reale.
Bir aile mensubunun umutsuzluk ve çaresizlik sözleriydi.Ήταν μια έκκληση απελπισίας και απόγνωσης από ένα μέλος της οικογένειας.
Bir aile mensubunun umutsuzluk ve çaresizlik sözleriydi.نداء حرقة وحسرة فرد من أفراد العائلة.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Кусочек хлеба может удовлетворить ваш голод, и надежда даст вам хлеб, чтобы продолжать жить.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Шматок хліба може задовільнити ваш голод, і надія принесе вам хліб, щоб допомогти вам жити.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.חתיכת לחם יכולה להשביע את רעבונך, ותקווה תביא לך לחם כדי להשאיר אותך בחיים.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.قطعة من الخبز تستطيع تلبية جوعك و الأمل يجلب لك الخبز ليبقيك حياً
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.一片麵包可以令你消除飢餓感 擁有希望可以為你帶嚟食物 令你繼續生存落去
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.希望があれば パンを手に入れて 生き続けられます 自信を持って言えるのは
Birkaç umut ışığı:Ada sedikit sumber pengharapan:
Birkaç umut ışığı: Çalışma hayatına yeniden heves katmalıyız.Unas cuantas fuentes de esperanza: debemos re-moralizar el trabajo.
Birkaç umut ışığı:Câteva motive de speranţă:
Birkaç umut ışığı:Een paar bronnen van hoop:
Birkaç umut ışığı:Ein paar Quellen der Hoffnung:
Birkaç umut ışığı:Et par kilder til håb:
Birkaç umut ışığı:Kilka źródeł nadziei:
Birkaç umut ışığı:희망적인 사실이 몇개 있습니다.
Birkaç umut ışığı:Một vài nguồn hy vọng:
Birkaç umut ışığı:Några källor till hopp:
Birkaç umut ışığı:Několik zdrojů naděje:
Birkaç umut ışığı:Niekoľko zdrojov nádeje:
Birkaç umut ışığı:O que é que podemos fazer? Algumas fontes de esperança:
Birkaç umut ışığı:Pár reményt adó dolog:
Birkaç umut ışığı:Quelques sources d'espoir:
Birkaç umut ışığı:Un paio di fonti di speranza:
Birkaç umut ışığı:Μερικές πηγές ελπίδας:
Birkaç umut ışığı:Декілька джерел надії:
Birkaç umut ışığı:Несколько источников надежды:
Birkaç umut ışığı:Няколко източника на надежда:
Birkaç umut ışığı:כמה מקורות של תקווה:
Birkaç umut ışığı:ثمة بضعة مصادر تبعث على الأمل:
Birkaç umut ışığı:仕事における倫理観を取り戻すことです
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Alaposabban utána akartunk nézni a dolognak, abban bízva, hogy csak találunk valami reménysugarat.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Chceli sme sa na to pozrieť bližšie a dúfali sme, že nájdeme aspoň kvapku nádeje.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Deci am vrut să ne uităm mai îndeaproape la el în speranţa că vom găsi partea bună a lucrurilor.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Donc nous voulions vraiment y regarder de plus près dans l'espoir de trouver un côté positif.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Jadi kami ingin lebih melihat lebih ke dalam lagi dengan harapan kami menemukan sesuatu yang menghibur.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.그래서 우리는 한가닥 희망을 찾으려는 바람을 가지고 그 연구를 정말로 깊이 살펴보고 싶었습니다.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Postanowiliśmy więc bliżej się im przyjrzeć w nadziei, że zobaczymy światełko w tunelu.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Queríamos realmente darle una mirada más profunda con la esperanza de encontrar un resquicio de esperanza.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Quindi volevamo davvero guardare più a fondo nella speranza di trovare un motivo di ottimismo.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Tak jsme se tomu opravdu chtěli podívat na zub a doufali, že najdeme jiskřičku naděje.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Vậy nên chúng tôi rất muốn nghiên cứu nó sâu hơn với hy vọng rằng chúng tôi sẽ tìm thấy một tia hy vọng.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.We wilden er van nabij naar kijken in de hoop dat we een lichtpunt zouden vinden.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Нам захотелось получше изучить этот вопрос в надежде найти "светлую сторону".
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Така че наистина искахме да го разгледаме по-подробно, с надеждата, че ще намерим нещо положително.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod