Ana içeriğe geç
Sözlük

umut ile cümle

umut kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:Som niečo dôležité povedať "To znelo sľubne, určite:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:Tengo algo importante que decir "sonaba Este prometedor, sin duda:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:Tôi đã một cái gì đó quan trọng để nói này nghe có vẻ đầy hứa hẹn, chắc chắn:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:Έχω κάτι σημαντικό να πει" Αυτό ακούγεται ελπιδοφόρο, σίγουρα:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:Съм нещо важно да се каже "Това звучи обещаващо, със сигурност:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:Я что-то важное сказать: "Это звучало многообещающе, конечно:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:Я щось важливе сказати: "Це звучало багатообіцяюче, звичайно:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:! לי משהו חשוב לומר 'זה נשמע מבטיח, בהחלט: אליס
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:'! كنت شيئا مهما ليقول" هذا بدا واعدا ، وبالتأكيد : أليس
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:なって、再び戻ってきた。
Bir aile mensubunun umutsuzluk ve çaresizlik sözleriydi.C'était l'appel désespéré d'un membre de la famille.
Bir aile mensubunun umutsuzluk ve çaresizlik sözleriydi.Era la súplica desesperada de un miembro de la familia.
Bir aile mensubunun umutsuzluk ve çaresizlik sözleriydi.Het was een pleit van radeloosheid en wanhoop.
Bir aile mensubunun umutsuzluk ve çaresizlik sözleriydi.Non si trattava dell'ennesimo resoconto impersonale, ma di un fatto reale.
Bir aile mensubunun umutsuzluk ve çaresizlik sözleriydi.Ήταν μια έκκληση απελπισίας και απόγνωσης από ένα μέλος της οικογένειας.
Bir aile mensubunun umutsuzluk ve çaresizlik sözleriydi.نداء حرقة وحسرة فرد من أفراد العائلة.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Een stuk brood kan je honger stillen en als je hoop hebt, vind je brood om je in leven te houden.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Egy darab kenyér csillapíthatja az éhséged és a remény elhozhatja a keresett kenyeret, hogy életben maradj.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Ein Stück Brot kann Ihren Hunger stillen und Hoffnung wird Ihnen Brot geben, um Sie am Leben zu erhalten.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Kawałek chleba zaspokoi głód, a nadzieja przyniesie chleb potrzebny, aby przeżyć.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.빵 한 조각은 배고픔을 달랠 수 있고 희망을 가지면 목숨을 연명할 빵을 찾을 수는 있습니다.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Kus chleba zažene hlad a naděje vám přinese chléb, který vás udrží naživu.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Kúsok chleba vám môže zahnať hlad a pokiaľ budete mať nádej ten kúsok chleba vás pridrží pri živote.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.O bucată de pâine poate să-ţi potolească foamea, şi dacă speri, vei găsi pâinea care să te ţină în viaţă.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Sepotong roti dapat memuaskan rasa lapar Anda, dan harapan akan membawakan roti itu agar Anda tetap hidup.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Um pedaço de pão pode satisfazer-vos a fome e ter esperança pode trazer-vos o pão para se manterem vivos.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Un bout de pain peut satisfaire votre faim, et avoir l'espoir vous apportera du pain pour rester vivant.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Un pedazo de pan puede satisfacer su hambre y tener esperanza les traerá pan para mantenerlos vivos.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Un pezzo di pane può sfamarvi, e avere speranza farà sì che il pane vi tenga in vita.
Birisi bana yardım edebilir mi? ... Umutsuz, çaresiz Ben yalnızca bir hata yapmış olabilirim!Làm ơn. ...mọi hy vọng đều tiêu tan... ...tôi đã làm điều duy nhất có thể.
Birisi bana yardım edebilir mi? ... Umutsuz, çaresiz Ben yalnızca bir hata yapmış olabilirim!Niech ktoś mi pomoże! ...bezsilny, bez nadziei, zrobiłem jedyną rzecz, którą byłem w stanie
Birisi bana yardım edebilir mi? ... Umutsuz, çaresiz Ben yalnızca bir hata yapmış olabilirim!Ας με βοηθήσει κάποιος! ...αβοήθητος,χωρίς ελπίδα, έκανα το μόνο πράγμα που μπορούσα
Birisi bana yardım edebilir mi? ... Umutsuz, çaresiz Ben yalnızca bir hata yapmış olabilirim!Кто-нибудь, помогите! ...без помощи, без надежды, я сделал единственное, что мог
Birisi bana yardım edebilir mi? ... Umutsuz, çaresizPomozte mi někdo! ...plný bezmoci a beznaděje,
Birisi bana yardım edebilir mi? ... Umutsuz, çaresizTutte le speranze sembravano finite... (Portatemi via di qui!)
Birisi bana yardım edebilir mi? ... Umutsuz, çaresizValaki segítsen! ...segítség nélkül, reménytelenül,
Bir tarafa umut veren duyguları yazsınlar, diğer tarafa da umut vermeyenleri.Aan de ene kant versterkende emoties, en aan de ander kant verzwakkende.
Bir tarafa umut veren duyguları yazsınlar, diğer tarafa da umut vermeyenleri.A na jednej strane napíšu emócie, ktoré ich posilňujú, na druhej tie, čo ich ťahajú ku dnu.
Bir tarafa umut veren duyguları yazsınlar, diğer tarafa da umut vermeyenleri.A na jednu stranu napíší emoce, které je posilují, na druhé ty, co je táhnou ke dnu.
Bir tarafa umut veren duyguları yazsınlar, diğer tarafa da umut vermeyenleri.Auf die eine Seite schreiben sie ermutigende Gefühle, auf die andere Seiten entmutigende.
Bir tarafa umut veren duyguları yazsınlar, diğer tarafa da umut vermeyenleri.D'un coté ils ont écrit des émotions qui donnaient du pouvoir, et les autres qui en enlevaient.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Alaposabban utána akartunk nézni a dolognak, abban bízva, hogy csak találunk valami reménysugarat.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Chceli sme sa na to pozrieť bližšie a dúfali sme, že nájdeme aspoň kvapku nádeje.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Deci am vrut să ne uităm mai îndeaproape la el în speranţa că vom găsi partea bună a lucrurilor.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Donc nous voulions vraiment y regarder de plus près dans l'espoir de trouver un côté positif.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Jadi kami ingin lebih melihat lebih ke dalam lagi dengan harapan kami menemukan sesuatu yang menghibur.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.그래서 우리는 한가닥 희망을 찾으려는 바람을 가지고 그 연구를 정말로 깊이 살펴보고 싶었습니다.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Postanowiliśmy więc bliżej się im przyjrzeć w nadziei, że zobaczymy światełko w tunelu.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Queríamos realmente darle una mirada más profunda con la esperanza de encontrar un resquicio de esperanza.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Quindi volevamo davvero guardare più a fondo nella speranza di trovare un motivo di ottimismo.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Tak jsme se tomu opravdu chtěli podívat na zub a doufali, že najdeme jiskřičku naděje.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Vậy nên chúng tôi rất muốn nghiên cứu nó sâu hơn với hy vọng rằng chúng tôi sẽ tìm thấy một tia hy vọng.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.We wilden er van nabij naar kijken in de hoop dat we een lichtpunt zouden vinden.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Нам захотелось получше изучить этот вопрос в надежде найти "светлую сторону".
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Така че наистина искахме да го разгледаме по-подробно, с надеждата, че ще намерим нещо положително.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.Тож нам справді захотілося глибше вивчити це питання, сподіваючись знайти промінь надії.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.אז רצינו להתעמק בזה בתקוה שנמצא צד חיובי.
Bir umut ışığı görme hülyasıyla konuya daha da dikkatlice eğildik.もっと深く掘り下げてみたかったのです RG:親向けウェブサイトを運営していたため
Bir umut ışığı: yemek artıklarıyla mücadele arayışı dünyaca tanınmaya başlandı.Điều đó tốt hơn là dùng để nuôi lợn. Chúng ta đã biết điều đó trong suốt thời kỳ chiến tranh.
Bir umut ışığı: yemek artıklarıyla mücadele arayışı dünyaca tanınmaya başlandı.Ein Hoffnungsschimmer: Der Kampf gegen die Verschwendung von Lebensmitteln hat weltweit begonnen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod