Asıl neden, onların bize getirmesini umut ettiğimiz şey: mutluluk.Ci pentru că ne așteptăm să ne aducă fericire.
Asıl neden, onların bize getirmesini umut ettiğimiz şey: mutluluk.Det handlar om att vi förväntar oss att de ska ge oss - lycka.
Asıl neden, onların bize getirmesini umut ettiğimiz şey: mutluluk.È perché ci aspettiamo che ci rendano felici.
Asıl neden, onların bize getirmesini umut ettiğimiz şey: mutluluk.Es que esperamos que nos produzcan felicidad.
Asıl neden, onların bize getirmesini umut ettiğimiz şey: mutluluk.Ezektől várjuk, hogy boldoggá tegyenek bennünket.
Asıl neden, onların bize getirmesini umut ettiğimiz şey: mutluluk.In den letzten 50 Jahren haben wir Amerikaner vieles erreicht, was wir wollten.
Asıl neden, onların bize getirmesini umut ettiğimiz şey: mutluluk.우리가 이런것들이 우리에게 행복을 가져다 주리라고 기대하기 때문이죠
Asıl neden, onların bize getirmesini umut ettiğimiz şey: mutluluk.lecz dlatego, że oczekujemy, że nas uszczęśliwią.
Asıl neden, onların bize getirmesini umut ettiğimiz şey: mutluluk.Mà đó là bởi vì chúng ta mong đợi chúng mang lại cho mình hạnh phúc.
Asıl neden, onların bize getirmesini umut ettiğimiz şey: mutluluk.Toužíme po nich proto, že očekáváme, že nám přinesou štěstí.
Asıl neden, onların bize getirmesini umut ettiğimiz şey: mutluluk.Wij verwachten dat ze ons gelukkig maken. Wij verwachten dat ze ons gelukkig maken.
Asıl neden, onların bize getirmesini umut ettiğimiz şey: mutluluk.Είναι ότι περιμένουμε να μας φέρουν ευτυχία.
Asıl neden, onların bize getirmesini umut ettiğimiz şey: mutluluk.А защото очакваме те да ни донесат щастие.
Asıl neden, onların bize getirmesini umut ettiğimiz şey: mutluluk.Мы ожидаем, что эти вещи принесут нам счастье.
Asıl neden, onların bize getirmesini umut ettiğimiz şey: mutluluk.אלא מפני שאנו מצפים שהם יסבו לנו אושר.
Asıl neden, onların bize getirmesini umut ettiğimiz şey: mutluluk.إننا نتوقع من هذه الأشياء أن تجلب لنا السعادة.
Asıl neden, onların bize getirmesini umut ettiğimiz şey: mutluluk.これらから幸福が得られると 私たちは期待しているのです ここ50年間でアメリカ人は 多くの望みを叶えてきました
Aslında, latince umut kelimesi refahı kelimesinin tam karşılığı.De fapt, cuvantul latin pentru speranta este in centrul cuvantului prosperitate.
Aslında, latince umut kelimesi refahı kelimesinin tam karşılığı.De hecho, la palabra en latín para esperanza está en el centro de la palabra prosperidad.
Aslında, latince umut kelimesi refahı kelimesinin tam karşılığı.Dokonca, latinské slovo pre nádej je "v srdci" slova prosperita.
Aslında, latince umut kelimesi refahı kelimesinin tam karşılığı.En fait, le mot latin pour l'espoir est au coeur du mot prospérité.
Aslında, latince umut kelimesi refahı kelimesinin tam karşılığı.Faktum är att det latinska ordet för hopp är i kärnan av det engelska ordet för välstånd: "prosperity".
Aslında, latince umut kelimesi refahı kelimesinin tam karşılığı.Infatti, la parola speranza in latino è il cuore della parola prosperità.
Aslında, latince umut kelimesi refahı kelimesinin tam karşılığı.In feite zit het Latijnse woord voor hoop in het Engelse 'prosperity'.
Aslında, latince umut kelimesi refahı kelimesinin tam karşılığı.실제 라틴어의 희망이라는 말은 번영이라는 말의 한 가운데 있습니다.
Aslında, latince umut kelimesi refahı kelimesinin tam karşılığı.Na verdade, a palavra Latina para esperança é o núcleo da palavra prosperidade.
Aslında, latince umut kelimesi refahı kelimesinin tam karşılığı.Sogar das lateinische Wort für "Hoffnung" steht im Kern des Wortes Wohlstand ("prosperity")
Aslında, latince umut kelimesi refahı kelimesinin tam karşılığı.Thực tế là từ Latin cho 'niềm tin' nằm gọn trong từ 'thịnh vượng'.
Aslında, latince umut kelimesi refahı kelimesinin tam karşılığı.Właściwie łacińskie słowo nadzieja jest podstawą słowa prosperity, czyli dobrobytu.
Aslında, latince umut kelimesi refahı kelimesinin tam karşılığı.Στην πραγματικότητα, η λατινική λέξη για την ελπίδα βρίσκεται στο επίκεντρο της λέξης ευημερία.
Aslında, latince umut kelimesi refahı kelimesinin tam karşılığı.Всъщност, латинската дума за надежда е в основата на думата просперитет.
Aslında, latince umut kelimesi refahı kelimesinin tam karşılığı.למעשה, המילה הלטינית לתקווה נמצאת בלב המילה שגשוג (prosperity).
Aslında, latince umut kelimesi refahı kelimesinin tam karşılığı.فى الحقيقة، الكلمة اللاتينية الأمل هى بالفعل موجودة خلال كلمة الإزدهار.
Aslında, latince umut kelimesi refahı kelimesinin tam karşılığı.「繁栄」の中にあるのです 「Pro-speras」の「speras」が希望のことです
Avrupa'nın benimsediği 20-20-20 planı, hepimiz için umut ışığı olabilecek muhteşem bir atılım.유럽의 20-20-20 계획은 환경문제에 돌파구를 마련했습니다. 이로 인해 우리모두가 희망의 빛을 보게 되었죠.
Avrupa'nın benimsediği 20-20-20 planı, hepimiz için umut ışığı olabilecek muhteşem bir atılım.Evropský plán 20-20-20 je úžasný zlom, něco, z čeho všichni můžeme mít pocit, že naděje je na obzoru.
Avrupa'nın benimsediği 20-20-20 planı, hepimiz için umut ışığı olabilecek muhteşem bir atılım.תוכנית ה20-20-20 האירופאית מהווה פריצת דרך מדהימה, משהו שצריך לעורר בכולנו את התחושה שתקווה נמצאת באופק.
Avrupa'nın benimsediği 20-20-20 planı, hepimiz için umut ışığı olabilecek muhteşem bir atılım.الأوروبية 20-20-20 "الخطة اختراق مذهلة، شيء ينبغي أن تجعل كل منا يشعر أن أمل تلوح في الأفق.
Avrupa'nın benimsediği 20-20-20 planı, hepimiz için umut ışığı olabilecek muhteşem bir atılım.希望が地平線から昇ってきたと 皆に感じさせるものだと思います そして4月14日にはステップ・アップ・デーが あります その日は千人もが-
Aynı zamanda Uganda ve Bihar'da tanık olduğum sorunların çözümü için umut saçıyor.문제를 해결하기 위한 대단한 희망이 되고 있죠. 저는 우간다와 비하르에 대해 증언합니다.
Aynı zamanda Uganda ve Bihar'da tanık olduğum sorunların çözümü için umut saçıyor.Są nadzieją na rozwiązanie problemów, których byłem świadkiem w Ugandzie i Biharze.
Aynı zamanda Uganda ve Bihar'da tanık olduğum sorunların çözümü için umut saçıyor.Und dies lässt stärker hoffen, dass die Probleme die ich in Uganda und Bihar sah, gelöst werden können.
Aynı zamanda Uganda ve Bihar'da tanık olduğum sorunların çözümü için umut saçıyor.וזה מפיח תקוה בנוגע לבעיות שראיתי באוגנדה ובביהאר.
Aynı zamanda Uganda ve Bihar'da tanık olduğum sorunların çözümü için umut saçıyor.والتي أيضا تحمل أماﻻً كبيرة للمشكلات التي شهدتها في أوغندا وبيهار.
Aynı zamanda Uganda ve Bihar'da tanık olduğum sorunların çözümü için umut saçıyor.大きな希望を抱かせてくれます 最初の変化の鍵は オープンな知識です
Babanın önünde sizi suçlayacağımı sanmayın. Sizi suçlayan, umut bağladığınız Musadır.Denk maar niet dat Ik u bij de Vader zal aanklagen. Dat doet Mozes, op wie u uw hoop gevestigd hebt.
Babanın önünde sizi suçlayacağımı sanmayın. Sizi suçlayan, umut bağladığınız Musadır.내가 너희를 아버지께 고소할까 생각지 말라 너희를 고소하는 이가 있으니 곧 너희의 바라는 자 모세니라
Babanın önünde sizi suçlayacağımı sanmayın. Sizi suçlayan, umut bağladığınız Musadır.Não penseis que eu vos hei de acusar perante o Pai. Há um que vos acusa, Moisés, em quem vós esperais.
Babanın önünde sizi suçlayacağımı sanmayın. Sizi suçlayan, umut bağladığınız Musadır.Ne mislite, da vas bom jaz tožil pri Očetu; je že, ki vas toži: Mojzes, ki ste nanj postavili upanje svoje.
Babanın önünde sizi suçlayacağımı sanmayın. Sizi suçlayan, umut bağladığınız Musadır.Защото, ако вярвахте Моисея, повярвали бихте и Мене; понеже той за мене писа.
Babanın önünde sizi suçlayacağımı sanmayın. Sizi suçlayan, umut bağladığınız Musadır.Не думайте, что Я буду обвинять вас пред Отцем: есть на вас обвинитель Моисей, на которого вы уповаете.
Babanın önünde sizi suçlayacağımı sanmayın. Sizi suçlayan, umut bağladığınız Musadır.Не думайте, що я обвинувачу вас перед Отцем: є хто винуватить вас: Мойсей, що на него вповаєте.
Babanın önünde sizi suçlayacağımı sanmayın. Sizi suçlayan, umut bağladığınız Musadır.אל תחשבו כי אנכי אטען עליכם לפני אבי משה הוא הטען עליכם אשר לו תיחלו׃
Babanın önünde sizi suçlayacağımı sanmayın. Sizi suçlayan, umut bağladığınız Musadır.لا تظنوا اني اشكوكم الى الآب. يوجد الذي يشكوكم وهو موسى الذي عليه رجاؤكم.
Babanın önünde sizi suçlayacağımı sanmayın. Sizi suçlayan, umut bağladığınız Musadır.不 要 想 我 在 父 面 前 要 告 你 們 . 有 一 位 告 你 們 的 、 就 是 你 們 所 仰 賴 的 摩 西
Babanın önünde sizi suçlayacağımı sanmayın. Sizi suçlayan, umut bağladığınız Musadır.不要 想 我 在 父 面前 要 告 你 們 . 有 一 位 告 你 們的 、 就是 你們所 仰賴 的 摩西
"Başta delice gelmeyen bir fikir için umut yoktur.""Als een idee niet eerst gestoord lijkt, is er geen hoop voor."
"Başta delice gelmeyen bir fikir için umut yoktur.""Eine Idee, die nicht zuerst wahnwitzig scheint, ist hoffnungslos."
"Başta delice gelmeyen bir fikir için umut yoktur.""Jeśli pomysł nie wydaje się szalony, nie ma nadziei na jego powodzenie."
"Başta delice gelmeyen bir fikir için umut yoktur.""처음 보기에 이상해 보이지 않는 아이디어에는 희망이 없다"고 말했습니다.