Bilirisiniz, Sanırım gerçekten düşündüğümüz son 30 yılda olmuş bir şey, bunda umut var.Viete, myslím, že ak skutočne myslíme, že to je niečo, čo sa udialo za posledných 30 rokoch, máme nádej.
Bilirisiniz, Sanırım gerçekten düşündüğümüz son 30 yılda olmuş bir şey, bunda umut var.אתם יודעים, נראה לי שאם באמת נחשוב שזה משהו שקרה ב 30 השנים האחרונות, יש בזה תקווה.
Bilirisiniz, Sanırım gerçekten düşündüğümüz son 30 yılda olmuş bir şey, bunda umut var.أتعلمون عندما نفكر بهذه الطريقة ان ما نحن عليه هو سبب افعالنا منذ 30 عام .. فهذا يعطينا الأمل
Bilirisiniz, Sanırım gerçekten düşündüğümüz son 30 yılda olmuş bir şey, bunda umut var.考えたら 望みはあると思います 品種改良作物 BigGulp チキンマックナゲット
Bir diriliş için umut olabilir.lahko upamo na vstajenje.
Bir diriliş için umut olabilir.lehet remény a feltámadás.
Bir diriliş için umut olabilir. Onaltı saat yatakta! sırtıma küçük bunu düşünmek ağrıyordu.부활 희망 수 있습니다. 침대에서 열 여섯 시간! 내 등에의 작은
Bir diriliş için umut olabilir. Onaltı saat yatakta! sırtıma küçük bunu düşünmek ağrıyordu.Šestnáct hodin v posteli! malé na zádech toužil myslet na to.
Bir diriliş için umut olabilir. Onaltı saat yatakta! sırtıma küçük bunu düşünmek ağrıyordu.יכול לקוות לתחיית. שש עשרה שעות במיטה! הקטן של הגב שלי
Bir diriliş için umut olabilir. Onaltı saat yatakta! sırtıma küçük bunu düşünmek ağrıyordu.ويمكن الأمل في قيامته. ستة عشر ساعة في السرير! الصغيرة في ظهري
Bir diriliş için umut olabilir. Onaltı saat yatakta! sırtıma küçük bunu düşünmek ağrıyordu.それを考えると痛んだ。
Arathorn, Arador oğlu ve Bayan Gilraen evlenmişlerdi, mutluluk ve umut içinde.Arathorn, hijo de Arador y Lady Gilraen se casaron, en felicidad y esperanza.
Arathorn, Arador oğlu ve Bayan Gilraen evlenmişlerdi, mutluluk ve umut içinde.Arathorn, syn Aradora a Pani Gilraen boli zosobášení v štastí a nádeji.
Arathorn, Arador oğlu ve Bayan Gilraen evlenmişlerdi, mutluluk ve umut içinde.Arathorn, syn Aradora poślubił Gilraenę pośród szczęścia i nadziei.
Arathorn, Arador oğlu ve Bayan Gilraen evlenmişlerdi, mutluluk ve umut içinde.e a Lady Gilraen se casaram, em felicidade e esperança.
Arathorn, Arador oğlu ve Bayan Gilraen evlenmişlerdi, mutluluk ve umut içinde.E fece posto alla luminosa primavera. Arathorn, figlio di Arador e Lady Gilraen si sposarono,
Arathorn, Arador oğlu ve Bayan Gilraen evlenmişlerdi, mutluluk ve umut içinde.Араторн, сын Арадора, и госпожа Гилраэнь сочетались браком в счастьи и надежде.
Arathorn, Arador oğlu ve Bayan Gilraen evlenmişlerdi, mutluluk ve umut içinde.アラドールの子 アラソルンは- ギルラインと結婚した
Aslında, latince umut kelimesi refahı kelimesinin tam karşılığı.فى الحقيقة، الكلمة اللاتينية الأمل هى بالفعل موجودة خلال كلمة الإزدهار.
Aslında, latince umut kelimesi refahı kelimesinin tam karşılığı.「繁栄」の中にあるのです 「Pro-speras」の「speras」が希望のことです
Avrupa'nın benimsediği 20-20-20 planı, hepimiz için umut ışığı olabilecek muhteşem bir atılım.유럽의 20-20-20 계획은 환경문제에 돌파구를 마련했습니다. 이로 인해 우리모두가 희망의 빛을 보게 되었죠.
Avrupa'nın benimsediği 20-20-20 planı, hepimiz için umut ışığı olabilecek muhteşem bir atılım.Evropský plán 20-20-20 je úžasný zlom, něco, z čeho všichni můžeme mít pocit, že naděje je na obzoru.
Avrupa'nın benimsediği 20-20-20 planı, hepimiz için umut ışığı olabilecek muhteşem bir atılım.תוכנית ה20-20-20 האירופאית מהווה פריצת דרך מדהימה, משהו שצריך לעורר בכולנו את התחושה שתקווה נמצאת באופק.
Avrupa'nın benimsediği 20-20-20 planı, hepimiz için umut ışığı olabilecek muhteşem bir atılım.الأوروبية 20-20-20 "الخطة اختراق مذهلة، شيء ينبغي أن تجعل كل منا يشعر أن أمل تلوح في الأفق.
Avrupa'nın benimsediği 20-20-20 planı, hepimiz için umut ışığı olabilecek muhteşem bir atılım.希望が地平線から昇ってきたと 皆に感じさせるものだと思います そして4月14日にはステップ・アップ・デーが あります その日は千人もが-
Ben 60'ları düşündüğümde, bugünden tek farkının yılların götürdüğü umutlar olduğunu görüyorum.그러나 제가 60년대를 돌이켜보면, 제가 그 시대로부터 얻은 것은 그때에는 미래에 대한 희망이 있었다는 것입니다.
Ben 60'ları düşündüğümde, bugünden tek farkının yılların götürdüğü umutlar olduğunu görüyorum.Dar eu când mă gândesc la anii '60, ceea ce am învățat din ei a fost faptul că există speranță pentru viitor.
Ben 60'ları düşündüğümde, bugünden tek farkının yılların götürdüğü umutlar olduğunu görüyorum.Maar als ik terugdenk aan de jaren 60, dan heb ik geleerd dat er hoop was voor de toekomst.
Ben 60'ları düşündüğümde, bugünden tek farkının yılların götürdüğü umutlar olduğunu görüyorum.Nhưng khi tôi nghĩ về những năm 60, cái mà tôi thấy được là có hi vọng cho tương lai.
Ben 60'ları düşündüğümde, bugünden tek farkının yılların götürdüğü umutlar olduğunu görüyorum.Quando io penso agli anni '60, ciò che ho portato con me è l'idea che ci sia speranza per il futuro.
Ben 60'ları düşündüğümde, bugünden tek farkının yılların götürdüğü umutlar olduğunu görüyorum.Z tamtych lat pamiętam jednak przeświadczenie, że jest nadzieja na przyszłość, że każdy może pomóc.
Ben 60'ları düşündüğümde, bugünden tek farkının yılların götürdüğü umutlar olduğunu görüyorum.Но когато аз мисля за 60-те, онова, което взех от тях, беше, че има надежда за бъдещето.
Ben 60'ları düşündüğümde, bugünden tek farkının yılların götürdüğü umutlar olduğunu görüyorum.Но когда я думаю о 60-х, что я вынесла оттуда, это то, что тогда была надежда на будущее.
Ben 60'ları düşündüğümde, bugünden tek farkının yılların götürdüğü umutlar olduğunu görüyorum.שהיתה אז, אך כשאני חושבת על שנות ה-60, מה שלמדתי מן השנים הללו זה שיש תקווה לעתיד.
Ben 60'ları düşündüğümde, bugünden tek farkının yılların götürdüğü umutlar olduğunu görüyorum.التي كانت عندئذ، لكني حينما أفكر بالستينات، ما أخذته منها كان هو أنه كان هناك أمل للمستقبل.
Ben 60'ları düşündüğümde, bugünden tek farkının yılların götürdüğü umutlar olduğunu görüyorum.そこから学べると思うことは 未来に向けた希望があったことです 誰もがそれに関わることができそうでした
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››A minha porção é o Senhor, diz a minha alma; portanto esperarei nele.
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››Az Úr az én örökségem, mondja az én lelkem, azért benne bízom.
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››Delež moj je GOSPOD, govori duša moja, zato bom upal vanj.
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››Der HERR ist mein Teil, spricht meine Seele; darum will ich auf ihn hoffen.
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››Díl můj jest Hospodin, říká duše má; protož naději mám v něm.
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››,,Domnul este partea mea de moştenire,`` zice sufletul meu; de aceea nădăjduiesc în El.
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››HERREN är min del, det säger min själ mig; därför vill jag hoppas på honom.
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››Herren er min del, sier min sjel; derfor håper jeg på ham.
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››Hồn ta nói : Ðức_Giê - hô-va là cơ_nghiệp ta , nên ta để lòng trông_cậy nơi Ngài .
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››Hồn ta nói: Ðức Giê-hô-va là cơ nghiệp ta, nên ta để lòng trông cậy nơi Ngài.
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››"Jehovah es mi porción", ha dicho mi alma; "por eso, en él esperaré.
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››내 심령에 이르기를 여호와는 나의 기업이시니 그러므로 내가 저를 바라리라 하도다
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››L`Éternel est mon partage, dit mon âme; C`est pourquoi je veux espérer en lui.
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››«Mia parte è il Signore - io esclamo - per questo in lui voglio sperare»
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››Mijn ziel beschouwt de HERE als mijn erfdeel; daarom verwacht ik alles van Hem.
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››Min Del er HERREN, (siger min Sjæl,) derfor håber jeg på ham.
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››Minun osani on Herra, sanoo minun sieluni; sentähden minä panen toivoni häneen.
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››Mojím dielom je Hospodin, hovorí moja duša; preto sa nadejem na neho.
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››Pan jest działem moim, mówi dusza moja, dlatego mam w nim nadzieję.
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››TUHAN adalah hartaku satu-satunya. Karena itu, aku berharap kepada-Nya
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››Ο Κυριος ειναι η μερις μου, ειπεν η ψυχη μου δια τουτο θελω ελπιζει επ' αυτον.
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››Господ е дял мой, казва душата ми; Затова, ще се надявам на Него.
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››Господь часть моя, говорит душа моя, итак буду надеяться на Него.
‹‹Benim payıma düşen RABdir›› diyor canım, ‹‹Bu yüzden Ona umut bağlıyorum.››חלקי יהוה אמרה נפשי על כן אוחיל לו׃