Ancak, bu konuda tekrar tekrar umutsuzca başarısız oluyoruz.Ma ogni volta la realtà ci dimostra che siamo inesorabilmente negati.
Ancak, bu konuda tekrar tekrar umutsuzca başarısız oluyoruz.Pourtant il semblerait, encore et encore, que nous soyons désespérément mauvais à cela.
Ancak, bu konuda tekrar tekrar umutsuzca başarısız oluyoruz.Tapi kelihatannya, berulang-ulang, terbukti kita tidak terlalu pandai dalam hal itu.
Ancak, bu konuda tekrar tekrar umutsuzca başarısız oluyoruz.Tuy nhiên, có vẻ như, lặp đi lặp lại, rằng chúng ta tệ hại một cách vô vọng trong việc đó
Ancak, bu konuda tekrar tekrar umutsuzca başarısız oluyoruz.Y sin embargo observamos que, una y otra vez, somos irremediablemente malos para esto.
Ancak, bu konuda tekrar tekrar umutsuzca başarısız oluyoruz.Κι όμως, όπως φαίνεται ξανά και ξανά είμαστε απελπιστικά κακοί σε αυτό.
Ancak, bu konuda tekrar tekrar umutsuzca başarısız oluyoruz.Макар че отново и отново се потвърждава, че ние сме безнадеждно зле в това.
Ancak, bu konuda tekrar tekrar umutsuzca başarısız oluyoruz.Однако практика показывает снова и снова, что мы практически неспособны это делать.
Ancak, bu konuda tekrar tekrar umutsuzca başarısız oluyoruz.נהיה ממש טובים בהתפשרויות האלה. ובכל זאת נראה, פעם אחר פעם, שאנחנו גרועים בזה ללא תקנה.
Ancak, bu konuda tekrar tekrar umutsuzca başarısız oluyoruz.و مع ذلك يبدو، مرارا و تكرار، أننا سيئون بها لليأس.
Ancak, bu konuda tekrar tekrar umutsuzca başarısız oluyoruz.私たちは絶望的に下手なようです これは非常に興味深い疑問だと思います
Arathorn, Arador oğlu ve Bayan Gilraen evlenmişlerdi, mutluluk ve umut içinde.Arathorn, hijo de Arador y Lady Gilraen se casaron, en felicidad y esperanza.
Ailemle ve çocukluğumla ve umutlarımla ve hayallerimle ilgili her şeyi bilmek istiyordu.Chciał wiedzieć wszystko o mojej rodzinie, dzieciństwie, moich nadziejach i marzeniach.
Ailemle ve çocukluğumla ve umutlarımla ve hayallerimle ilgili her şeyi bilmek istiyordu.Chtěl vědět všechno o mé rodině, mém dětství, mých nadějích a snech.
Ailemle ve çocukluğumla ve umutlarımla ve hayallerimle ilgili her şeyi bilmek istiyordu.Dia ingin tahu segala hal tentang keluarga, tentang masa kecil, impian, dan harapan saya.
Ailemle ve çocukluğumla ve umutlarımla ve hayallerimle ilgili her şeyi bilmek istiyordu.Dorea să știe totul despre familia mea despre visele și speranțele mele din copilărie.
Ailemle ve çocukluğumla ve umutlarımla ve hayallerimle ilgili her şeyi bilmek istiyordu.Ele queria saber tudo sobre a minha família, sobre a minha infância e sobre os meus desejos e sonhos.
Ailemle ve çocukluğumla ve umutlarımla ve hayallerimle ilgili her şeyi bilmek istiyordu.Er wollte alles über meine Familie, meine Kindheit und meine Hoffnungen und Träume wissen.
Ailemle ve çocukluğumla ve umutlarımla ve hayallerimle ilgili her şeyi bilmek istiyordu.Hän halusi tietää kaiken perheestäni ja lapsuudestani ja toiveeni ja unelmani.
Ailemle ve çocukluğumla ve umutlarımla ve hayallerimle ilgili her şeyi bilmek istiyordu.Han ville veta allt om min familj, min barndom och mina förhoppningar och drömmar.
Ailemle ve çocukluğumla ve umutlarımla ve hayallerimle ilgili her şeyi bilmek istiyordu.Han ville vide alt om min familie, min barndom, mine ønsker og drømme.
Ama ara sıra yüzümüzde umutlu bir beklentiyle onu kaldırırdık, arama sesi olamazdı.وفي نصف المرات كنا نلتقط السماعة ونظرة الترقب على وجوهنا، ولم يكن هناك نغمة اتصال.
Ama ara sıra yüzümüzde umutlu bir beklentiyle onu kaldırırdık, arama sesi olamazdı.大半の場合は 発信音はありませんでした 仮に発信音があってダイアルを回したとしても
Ama aynı zamanda, ev piyasasının umut verici olduğunu duyduğumuzda,Ale když slyšíme, že ceny nemovitostí porostou, myslíme si:
Ama aynı zamanda, ev piyasasının umut verici olduğunu duyduğumuzda,Ale zároveň, keď počujeme, že trh s realitami vyzerá nádejne, pomyslíme si:
Ama aynı zamanda, ev piyasasının umut verici olduğunu duyduğumuzda,Dar în acelaşi timp, când auzim că piaţa de locuinţe prezintă speranţe, gândim:
Ama aynı zamanda, ev piyasasının umut verici olduğunu duyduğumuzda,Doch zur selben Zeit hören wir, dass es auf dem Immobilienmarkt gut läuft, und denken:
Ama aynı zamanda, ev piyasasının umut verici olduğunu duyduğumuzda,Gdy usłyszymy, że rynek nieruchomości ma się dobrze, myślimy:
Ama aynı zamanda, ev piyasasının umut verici olduğunu duyduğumuzda,하지만 동시에, 주택시장이 희망적이라는 말을 들었을 때,
Ama aynı zamanda, ev piyasasının umut verici olduğunu duyduğumuzda,Mas também, ao ouvir que o setor imobiliário está positivo, pensamos:
Ama aynı zamanda, ev piyasasının umut verici olduğunu duyduğumuzda,Tegelijkertijd denken we, wanneer we horen dat de huizenmarkt gaat stijgen,
Ama aynı zamanda, ev piyasasının umut verici olduğunu duyduğumuzda,Но в същото време, когато чуем, че пазара на имоти е надежден, си мислим:
Ama aynı zamanda, ev piyasasının umut verici olduğunu duyduğumuzda,Но, в то же время, услышав, что рынок недвижимости подаёт надежды, мы думаем:
Ama aynı zamanda, ev piyasasının umut verici olduğunu duyduğumuzda,Та, в той самий час, коли ми чуємо, що ринок житла є перспективним, ми думаємо:
Ama aynı zamanda, ev piyasasının umut verici olduğunu duyduğumuzda,אולם בו בזמן, מה קורה כשאנחנו שומעים שמחירי הדיור מעוררים תקווה
Ama aynı zamanda, ev piyasasının umut verici olduğunu duyduğumuzda,لكن في نفس الوقت، عندما نسمع بأنّ التوقعات بخصوص سوق العقارجيدة،
Ama aynı zamanda, ev piyasasının umut verici olduğunu duyduğumuzda,住宅市場が上向きだと聞くと 「やった 私の家の価値は間違いなく2倍になるぞ」 と考えてしまいます
Ama ben umutla RABbe bakıyor, Kurtarıcım olan Tanrıyı bekliyorum. Duyacak beni Tanrım.A ja budem vyzerať Hospodina, budem očakávať na Boha svojho spasenia; môj Bôh ma vyslyší.
Ama ben umutla RABbe bakıyor, Kurtarıcım olan Tanrıyı bekliyorum. Duyacak beni Tanrım.A jaz bom gledal na GOSPODA, čakal bom Boga rešenja svojega; usliši me Bog moj.
Ama ben umutla RABbe bakıyor, Kurtarıcım olan Tanrıyı bekliyorum. Duyacak beni Tanrım.De én az Úrra nézek, várom az én szabadításom Istenét; meghallgat engem az én Istenem!
Ama ben umutla RABbe bakıyor, Kurtarıcım olan Tanrıyı bekliyorum. Duyacak beni Tanrım.Eu însă voi privi spre Domnul, îmi voi pune nădejdea în Dumnezeul mîntuirii mele, Dumnezeul meu mă va asculta.
Ama ben umutla RABbe bakıyor, Kurtarıcım olan Tanrıyı bekliyorum. Duyacak beni Tanrım.Eu, porém, confiarei no Senhor; esperarei no Deus da minha salvação. O meu Deus me ouvirá.
Ama ben umutla RABbe bakıyor, Kurtarıcım olan Tanrıyı bekliyorum. Duyacak beni Tanrım.Ich aber will auf den HERRN schauen und des Gottes meines Heils warten; mein Gott wird mich hören.
Ama ben umutla RABbe bakıyor, Kurtarıcım olan Tanrıyı bekliyorum. Duyacak beni Tanrım.오직 나는 여호와를 우러러보며 나를 구원하시는 하나님을 바라 보나니 하나님이 나를 들으시리로다
Ama ben umutla RABbe bakıyor, Kurtarıcım olan Tanrıyı bekliyorum. Duyacak beni Tanrım.Maar ik zal uitzien naar de HERE. Van God zal ik mijn heil verwachten. Bij mijn God zal ik gehoor vinden.
Ama ben umutla RABbe bakıyor, Kurtarıcım olan Tanrıyı bekliyorum. Duyacak beni Tanrım.Ma io volgo lo sguardo al Signore, spero nel Dio della mia salvezza, il mio Dio m'esaudirà
Ama ben umutla RABbe bakıyor, Kurtarıcım olan Tanrıyı bekliyorum. Duyacak beni Tanrım.Men jag vill skåda efter HERREN, jag vill hoppas på min frälsnings Gud; min Gud skall höra mig.
Ama bu proje için tamamen niteliksiz, tamamen saçma, umutsuz ve özetle aldırmazdım.그러나 전 이 전혀 프로젝트에 대한 자격이 없었고, 아주 너무 터무니없었죠,, 그리고 그 개요를 너무 필사적으로 무시해서,
Ama bu proje için tamamen niteliksiz, tamamen saçma, umutsuz ve özetle aldırmazdım.אבל הייתי כל כך לא כשירה לעבודה הזו וכל כך מגוחכת והתעלמתי מההנחיות בצורה כה נואשת
Ama bu proje için tamamen niteliksiz, tamamen saçma, umutsuz ve özetle aldırmazdım.لكنني كنت غير مؤهلة للعمل في هذا المشروع وكنت سخيفة إلى أبعد حد وتجاهلت التقديم تماما
Ama bu proje için tamamen niteliksiz, tamamen saçma, umutsuz ve özetle aldırmazdım.あまりに滑稽で 彼らの依頼も 完全に無視 だからこそ - このアイデアが 気持ちよく受け入れられるだろう -
Ama harman yeri, şarap teknesi halkı doyurmayacak, Yeni şarap umutları boşa çıkacak.L`aire et le pressoir ne les nourriront pas, Et le moût leur fera défaut.
Ama harman yeri, şarap teknesi halkı doyurmayacak, Yeni şarap umutları boşa çıkacak.Logen och vinpressen skola icke föda dem, och vinet skall slå fel för dem.
Ama harman yeri, şarap teknesi halkı doyurmayacak, Yeni şarap umutları boşa çıkacak.Obilnice ani pres nebude jich pásti, a mest pochybí jim.
Ama harman yeri, şarap teknesi halkı doyurmayacak, Yeni şarap umutları boşa çıkacak.Puimatanner ja viinikuurna eivät heitä elätä, rypälemehu hänet pettää.
Ama harman yeri, şarap teknesi halkı doyurmayacak, Yeni şarap umutları boşa çıkacak.Rozdziela się serce ich, przetoż winnymi są; on pokruszy ołtarze ich, i obrazy ich popsuje.
Ama harman yeri, şarap teknesi halkı doyurmayacak, Yeni şarap umutları boşa çıkacak.Szérû és sajtó nem tartja el õket; hiányozni fog abból a must.
Ama harman yeri, şarap teknesi halkı doyurmayacak, Yeni şarap umutları boşa çıkacak.Tærskeplads og Perse skal ej kendes ved dem, og Mosten slår fejl for dem.
Ama harman yeri, şarap teknesi halkı doyurmayacak, Yeni şarap umutları boşa çıkacak.Tapi tak lama lagi kamu akan kekurangan gandum serta minyak zaitun, dan anggur pun akan habis
Ama harman yeri, şarap teknesi halkı doyurmayacak, Yeni şarap umutları boşa çıkacak.Treskeplassen og vinpersen skal ikke kunne fø dem, og mosten skal slå feil for dem.