Adı Troy olan ve bu işi geçinmek için yapan birinin iyi olacağını umut ediyordum.Esperaba a alguien llamado Troy hacía esto para ganarse la vida, un tipo bastante duro.
Adı Troy olan ve bu işi geçinmek için yapan birinin iyi olacağını umut ediyordum.Ik verwachtte dus een tamelijk stoere kerel.
Adı Troy olan ve bu işi geçinmek için yapan birinin iyi olacağını umut ediyordum.J'attendais de Troy qu'il soit du plutôt du genre endurci.
Adı Troy olan ve bu işi geçinmek için yapan birinin iyi olacağını umut ediyordum.- 트로이라는 친구가 아주 터프한 사람일 것이라고 기대했지요.
Adı Troy olan ve bu işi geçinmek için yapan birinin iyi olacağını umut ediyordum.Mă aşteptam ca cineva numit Troy ce avea o astfel de slujbă, să fie un bărbat vânjos.
Adı Troy olan ve bu işi geçinmek için yapan birinin iyi olacağını umut ediyordum.Tôi đang chờ anh ta, tôi nghĩ anh là người bặm trợn và sống bằng nghề này.
Adı Troy olan ve bu işi geçinmek için yapan birinin iyi olacağını umut ediyordum.Я надеялся, что пилот с таким именем действительно крепкий парень.
Adı Troy olan ve bu işi geçinmek için yapan birinin iyi olacağını umut ediyordum.Я сподівався, що людина з таким іменем, яка заробляє на життя польотами, виявиться кремезним чолов'ягою.
Adı Troy olan ve bu işi geçinmek için yapan birinin iyi olacağını umut ediyordum.שטס למחייתו יהיה בחור קשוח למדי.
Adı Troy olan ve bu işi geçinmek için yapan birinin iyi olacağını umut ediyordum.فعل ذلك ليكون الشاب الشهم.
Adı Troy olan ve bu işi geçinmek için yapan birinin iyi olacağını umut ediyordum.飛行機が着陸する頃には僕は泣き叫んでいました。感動的な瞬間です
Afrika ile ilgili büyük umutlar vermişlerdi.All'inizio hanno promesso molto all'Africa.
Afrika ile ilgili büyük umutlar vermişlerdi.Começaram com tantas promessas para África.
Afrika ile ilgili büyük umutlar vermişlerdi.Ellos empezaron con ciertas promesas sobre África.
Afrika ile ilgili büyük umutlar vermişlerdi.Ils ont fait tant de promesses à l'Afrique.
Afrika ile ilgili büyük umutlar vermişlerdi.Începuseră atât de promițător în Africa.
Afrika ile ilgili büyük umutlar vermişlerdi.그들은 아프리카에 그런 약속을 시작했습니다.
Afrika ile ilgili büyük umutlar vermişlerdi.Se teki aluksi lupauksia Afrikalle.
Afrika ile ilgili büyük umutlar vermişlerdi.Sie haben große Versprechungen für Afrika gemacht.
Afrika ile ilgili büyük umutlar vermişlerdi.Zaczynali z takimi obietnicami dla Afryki.
Afrika ile ilgili büyük umutlar vermişlerdi.Ze begonnen met enorme beloftes voor Afrika.
Afrika ile ilgili büyük umutlar vermişlerdi.Ξεκίνησε γεμάτη υποσχέσεις για την Αφρική.
Afrika ile ilgili büyük umutlar vermişlerdi.В начале они подавали большие надежды в отношении Африки.
Afrika ile ilgili büyük umutlar vermişlerdi.Работата им във Африка започна много обещаващо.
Afrika ile ilgili büyük umutlar vermişlerdi.הם התחילו עם כזו הבטחה לגבי אפריקה.
Afrika ile ilgili büyük umutlar vermişlerdi.لقد بدأو وعد من هذا القبيل لافريقيا.
Afrika ile ilgili büyük umutlar vermişlerdi.いくつかはすごく立派な約束で
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikAfricani, perché lo faranno con passione, spero, e tanto, tantissimo di quest'ultimo punto, sacrificio.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlik아프리카인들도 중요합니다. 그들은 열정을 가지고 일할 것이기 때문입니다. 그리고 수많은 사람들의 작은 바로 이것, 희생이 필요합니다.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikLa gente africana, porque lo harán con pasión, espero, y mucho, mucho de ese pedacito ahí abajo, sacrificio.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikMam nadzieję, że Afrykańczycy podejdą do tego z pasją. I wiele tego na dole, poświęcenia.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikTôi hi vọng họ sẽ làm như vậy cùng với lòng nhiệt huyết, và sự hi sinh.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikАфриканците, защото те ще го правят със страст, надявам се, много и много от онова малко нещо, саможертва.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikالأفارقة، لأنهم يفعلونها بكل شغف، كما أرجو، والكثير والكثير من تلك، التضحية.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikいくらか犠牲も必要でしょうね 皆さん力を貸して下さい
AG: Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.AG: 모든 과학자가 그러한 절망의 표현을 인정할 겁니다.
AG: Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.AG:Oricare om de stiinta recunoaste aceasta fata de disperare.
AG: Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.AG: setiap peneliti akan mengenali ekspresi keputusasaan tersebut.
AG: Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.א.ג.: כל חוקר יזהה את מבט הייאוש הזה.
AG: Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.أ.ج. : كل عالم يعرف بلا شك تعبير اليأس هذا.
AG: Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.(笑)
Ağzı korkudan ve umutsuzluktan açılmış.Jej usta lekko rozchylone. Ma się rzeczywiście wrażenie mającej miejsce tragedii, desperacji.
Ağzı korkudan ve umutsuzluktan açılmış.Ее рот немного приотрыт, и кажется реальным ее чувство ужаса, ее чувство отчаяния.
Ağzı korkudan ve umutsuzluktan açılmış.Її рот розкритий трохи ширше і справді з'являється відчуття жаху та відчаю.
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!"Åh, det är ingen idé att prata med honom, sade Alice desperat:" Han är helt idiotisk!
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!"Åh, er der ingen brug for at tale med ham," sagde Alice desperat: 'Han er perfekt idiotisk!
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!'아, 그 이야기에 사용할 수 없습니다'앨리스는 필사적으로 말했다 : "그는 완벽의
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!"No, není použití v rozhovoru s ním," řekla Alenka zoufale: "Je to naprosto idiot!
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!"No, nie je použitie v rozhovore s ním," povedala Alica zúfalo: "Je to absolútne idiot!
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!"Och, nie ma zastosowania w rozmowie z nim," powiedziała Alice rozpaczliwie: "on jest idealnie idiotyczna!
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!'Oh, er is geen gebruik in een gesprek met hem,' zei Alice wanhopig: 'hij is perfect idioot!
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!"Oh, es hat keinen Zweck, mit ihm zu sprechen", sagte Alice verzweifelt: "Er ist perfekt idiotisch!
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!"Oh, il ne sert à rien de lui parler", dit Alice désespérément: "il est parfaitement idiot!
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!'Oh, não adianta falar com ele ", disse Alice desesperadamente:" ele é perfeitamente idiota!
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!"Oh, ni se uporabljajo v pogovoru z njim," je povedala Alice obupno: "on je popolnoma idiotski!
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!'Oh, non c'è uso a parlare con lui,' disse Alice disperata: 'lui è perfettamente idiota!
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!"Oh, no sirve de nada hablar con él", dijo Alice desesperadamente: "él está perfectamente idiota!
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!"Oh, nu are nici un rost în vorbă cu el", a spus Alice cu disperare: "el e perfect stupid!
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!"Oh, tidak ada gunanya berbicara dengannya," kata Alice putus asa: 'dia sempurna konyol!
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!"Ồ, không có sử dụng trong nói chuyện với ông," Alice nói một cách tuyệt vọng: "cậu ấy hoàn toàn ngu ngốc!