Ana içeriğe geç
Sözlük

umut ile cümle

umut kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bale "O, büyük ve parlak bir umut ışığı gibi.화구(火球)는 '밝게 빛나는 커다란 유성'이라는 의미.
Eğer bu olursa, insanlar kendilerini umutsuz bir karmaşanın içinde bulurlar.인간이 탈출할 수 없게 되는 경우, 그 동안 쭉 일어날 수 없게 되는 혼수 상태에 빠진다.
Bu durum bizi umutlandırıyor.”그리고 이것이 나를 선으로 만든다.'
Pandora, Pandora'nın Kutusunu açtığında tüm kötülükler uçup gitmiştir - bir şey dışında: Umut.כשפתחה פנדורה את תיבת פנדורה יצאו ממנה כל הרעות בעולם למעט התקווה.
Çabuk, nelerle karşılaşacağız yüzbaşım, bilemem".Bu bir yakarıştır, umutsuzluk değildir.דוגמאות; נאמר במדרש: "ולא קרב זה אל זה" (שמות י"ד) אל תקרי ולא קרב אלא ולא קרא זה אל זה".
Umut Karadağ, İmam rolünde: Köyün imamıdır.אומה, לפי מציני, היא אהבת המולדת.
(Horatius) Dum spiro,spero Nefes aldığım sürece umut ediyorum.Dum spiro, spero. – Докато дишам се надявам.
Arkadaşının kız kardeşi Mary'ye umutsuzca aşık oldu.Влюбва се в сестрата на приятеля си Марин – Яна.
Durumun değişeceğine dair bir umut yok.Ipak, možemo reći da se situacija mijenja.
Yıldız Savaşları: Bölüm IV - Yeni Bir Umut, 1977 yapımı film.Zvjezdani ratovi IV: Nova nada, (1977.)
İnsanlar umutlarını kaybetmeye başladı.Človek, ktorý rozdával nádej.
Düşlerinin ve umutlarının peşinden gidebilecek kadar cesur.Je to chlapec, ktorý má svoje sny a obavy.
Gelecek adına çok umutluyuz.Imamo tudi dokaz za futur.
Seferin büyük coşkusuna karşın bazı Haçlıların ihaneti yüzünden impartorluğun umutları suya düştü.Njegov pohod je kljub veliki gorečnosti zaradi izdaje križarskih zaveznikov propadel.
Tamamen, geri dönüşü olmayacak bir şekilde umutsuzca bölündü.Ir beveik netrukdomi sugrįžo atgal.
Los Angeles Lakers taraftarları da şampiyonluk için en azından biraz daha umutlandı.Aastal 2000 tuli Los Angeles Galaxy CONCACAF-i Meistrite Liiga võitjaks.
Umutsuzluğa kapılan Homer, Bart'ı yanlarına alarak Moe ve Barney ile geyik avına çıkar.Pärast seda lähevad Homer ja Bart koos Barneyga koerte võiduajamisele.
Kök hücre ve transgenik hayvan modellerindeki çalışmalar birçok hastalığın tedavisi için umut vermektedir.Kõhunäärme ja kõhunäärme rakkude siirdamine on võimalik ravi mõningatel haigusjuhtumitel.
2008 senesinde olduğum kadar umutlu değilim.I\ 92 m nicht so optimistisch
50 yıldır, korkularımız, umutlarımız ve daha iyi bir dünya için verdiğimiz sözler var.50 años hablando sobre esperanzas y miedos y... ...promesas de un mundo mejor y de repente pensé:
50 yıldır, korkularımız, umutlarımız ve daha iyi bir dünya için verdiğimiz sözler var.50년동안 이것은 희망과 두려움이었고 그리고 더 나은 세계에의 약속이었습니다.
50 yıldır, korkularımız, umutlarımız ve daha iyi bir dünya için verdiğimiz sözler var.Seit 50 Jahren geht es um Hoffnungen und Ängste und Versprechungen der besseren Welt.
50 yıldır, korkularımız, umutlarımız ve daha iyi bir dünya için verdiğimiz sözler var.Все эти 50 лет пропитаны надеждами и страхами, и обещанием лучшего мира.
20 yıl önce doktorlar bacağımı keserler ve umut ederlerdi, yüzde 15 yaşama şansım olurdu.منذ 20 عام كان الاطباء سيقطعون رجلي كحل لهذه المشكلة ومع توقع بالاستمرار على قيد الحياة بنسبة 15%
20 yıl önce doktorlar bacağımı keserler ve umut ederlerdi, yüzde 15 yaşama şansım olurdu.祈ったでしょう 生存率は15 %でした それが 1980 年代になって
Açlık umutsuzluktur.A fome é desespero.
Açlık umutsuzluktur.Az éhezés reménytelenség.
Açlık umutsuzluktur.Đói thật là tuyệt vọng.
Açlık umutsuzluktur.El hambre es desesperanza.
Açlık umutsuzluktur.Głód to beznadzieja.
Açlık umutsuzluktur.Hlad je beznaděj.
Açlık umutsuzluktur.Hlad je beznádej.
Açlık umutsuzluktur.Honger is uitzichtloosheid.
Açlık umutsuzluktur.Hunger ist Hoffnungslosigkeit.
Açlık umutsuzluktur.Kelaparan adalah keputusasaan.
Açlık umutsuzluktur.La faim, c'est le désespoir.
Açlık umutsuzluktur.La fame è disperazione.
Açlık umutsuzluktur.Η πείνα φέρνει απελπισία.
Açlık umutsuzluktur.Гладът е отчаяние.
Açlık umutsuzluktur.Голод - це безнадія.
Açlık umutsuzluktur.Голод — это безнадёжность.
Açlık umutsuzluktur.הרעב הוא השפלה. הרעב הוא ייאוש.
Açlık utandırıcıdır. Açlık umutsuzluktur.Foamea înseamnă umilire şi deznădejde.
Açlık utandırıcıdır. Açlık umutsuzluktur.굶주림은 모욕입니다. 굶주림은 절망입니다.
Açlık utandırıcıdır. Açlık umutsuzluktur.الجوع هو الاذلال. الجوع هو فقدان الأمل
Açlık utandırıcıdır. Açlık umutsuzluktur.お腹を空かせた子どもにとって 政治や自由は無縁のことでした
Açlık utandırıcıdır. Açlık umutsuzluktur.飢餓係虐待人、令人覺得絕望嘅一樣嘢
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!"Åh, det är ingen idé att prata med honom, sade Alice desperat:" Han är helt idiotisk!
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!"Åh, er der ingen brug for at tale med ham," sagde Alice desperat: 'Han er perfekt idiotisk!
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!'아, 그 이야기에 사용할 수 없습니다'앨리스는 필사적으로 말했다 : "그는 완벽의
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!"No, není použití v rozhovoru s ním," řekla Alenka zoufale: "Je to naprosto idiot!
'Ah, ona konuşurken hiçbir faydası var,' Alice umutsuzca şunları söyledi: 'o mükemmel aptalca!"No, nie je použitie v rozhovore s ním," povedala Alica zúfalo: "Je to absolútne idiot!
Ailemle ve çocukluğumla ve umutlarımla ve hayallerimle ilgili her şeyi bilmek istiyordu.Anh ta muốn biết mọi thứ về gia đình tôi và về tuổi thơ của tôi, những hi vọng và mơ ước cảu tôi.
Ailemle ve çocukluğumla ve umutlarımla ve hayallerimle ilgili her şeyi bilmek istiyordu.Chciał wiedzieć wszystko o mojej rodzinie, dzieciństwie, moich nadziejach i marzeniach.
Ailemle ve çocukluğumla ve umutlarımla ve hayallerimle ilgili her şeyi bilmek istiyordu.Chtěl vědět všechno o mé rodině, mém dětství, mých nadějích a snech.
Ailemle ve çocukluğumla ve umutlarımla ve hayallerimle ilgili her şeyi bilmek istiyordu.Dia ingin tahu segala hal tentang keluarga, tentang masa kecil, impian, dan harapan saya.
Ailemle ve çocukluğumla ve umutlarımla ve hayallerimle ilgili her şeyi bilmek istiyordu.Dorea să știe totul despre familia mea despre visele și speranțele mele din copilărie.
Ailemle ve çocukluğumla ve umutlarımla ve hayallerimle ilgili her şeyi bilmek istiyordu.Ele queria saber tudo sobre a minha família, sobre a minha infância e sobre os meus desejos e sonhos.
Ailemle ve çocukluğumla ve umutlarımla ve hayallerimle ilgili her şeyi bilmek istiyordu.Er wollte alles über meine Familie, meine Kindheit und meine Hoffnungen und Träume wissen.
Ailemle ve çocukluğumla ve umutlarımla ve hayallerimle ilgili her şeyi bilmek istiyordu.Hän halusi tietää kaiken perheestäni ja lapsuudestani ja toiveeni ja unelmani.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod